Bir panelin adıydı: “Fikirden Aksiyona Türk Dünyası.”
Ama aslında… Bir arayışın, bir hafızanın ve bir geleceğin cümlesiydi.
Doğu Anadolu’nun serin sabahında, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi kampüsünde dikkat çekici bir buluşma vardı.
Salonda akademisyenler, öğrenciler, bürokratlar…
Ama en önemlisi, ortak bir fikrin etrafında toplanmış insanlar vardı:
“Türk dünyası artık sadece gönül coğrafyası değil, aynı zamanda akıl ve aksiyon coğrafyası olmalı.”
Kürsüye çıkan Rektör Akın Levent, sözü tarihten aldı.
İsmail Gaspıralı’dan…
“Dilde, fikirde, işte birlik” dedi.
Salonda gençler vardı.
Belki bir kısmı Gaspıralı’nın Bahçesaray’daki mücadelesini ilk kez duyuyordu.
Ama cümlenin ruhu çok tanıdıktı.
Çünkü Türk dünyasının meselesi hâlâ aynı:
Birbirini anlamak.
Birbirine yaklaşmak.
Ve birlikte yürümek.
Yusuf Akçura’nın “Üç Tarz-ı Siyaset”te açtığı tartışma…
Ziya Gökalp’in kültür ve millet anlayışı…
Bugün hâlâ masada.
Aslında dikkat çekici olan şu:
Bir zamanlar yalnızca kitaplarda kalan fikirler, artık üniversite salonlarında, uluslararası platformlarda ve diplomatik masalarda konuşuluyor.
Panelin en önemli tarafı buydu.
Çünkü artık Türk dünyası denildiğinde sadece tarih konuşulmuyor.
Enerji konuşuluyor.
Eğitim konuşuluyor.
Ortak alfabe konuşuluyor.
Savunma sanayi konuşuluyor.
Kültür diplomasisi konuşuluyor.
Belediye Başkanı Bekir Aksun da konuşmasında “iş birliği, fikir birliği ve dil birliği” vurgusu yaptı.
Bu üç kelime aslında Türk dünyasının yol haritası gibi.
Dikkat edin…
Sovyetler dağıldıktan sonra Orta Asya ile başlayan yeni dönem, artık başka bir evreye geçti.
Eskiden duygusal bağ vardı.
Şimdi kurumsal bağ kuruluyor.
Türk Devletleri Teşkilatı bunun en önemli örneği.
TÜRKSOY ise kültürel hafızanın taşıyıcısı.
Panelde Türkmenistan’dan gelen temsilciler vardı.
Türkiye’den akademisyenler vardı.
Ortak payda aynıydı:
“Birbirimizi daha fazla tanımalıyız.”
Ankara’da bazen gözden kaçıyor.
Ama Anadolu üniversiteleri artık yalnızca eğitim kurumu değil.
Aynı zamanda diplomasi merkezi gibi çalışıyor.
Erzincan’da yapılan bu toplantı da gösteriyor ki…
Türk dünyası fikri artık nostaljik bir slogan olmaktan çıkıyor.
Yavaş yavaş kurumsallaşıyor.
Ve belki de en önemlisi şu:
Bu mesele artık sadece devletlerin değil, gençlerin meselesi hâline geliyor.
Salondaki öğrencilerin gözlerinde o merakı görmek mümkündü.
Çünkü tarih bize şunu öğretiyor:
Fikir varsa yol bulunur.
Ama fikir aksiyona dönüşmezse…
Sadece alkış olarak kalır.
Erzincan’daki panelin verdiği mesaj tam da buydu.
Sözden işe geçmek.
Yani…
Fikirden aksiyona yürümek.