Dünya artık eski dünya değildir. Bir zamanlar tek merkezden verilen kararların gölgesinde yürüyen devletler şimdi yeni hesapların peşine düşmüş durumda. Washington hâlâ güçlüdür ama masanın tek sahibi havası artık çatlamaktadır. Pekin ise sessiz yürüyüşünü tamamlamış, artık sahnenin ortasına çıkmıştır.
Trump ile Şi Cinping görüşmesinde verilen fotoğraf sıradan diplomatik kare değildir. O fotoğrafın içinde güç vardır, meydan okuma vardır, yeni çağın ayak sesleri vardır. Çin bugün ABD’ye “beni kabul et” diyen ülke görüntüsü taşımıyor. “Yeni dengeyi kuruyorum” mesajı veriyor.
İran hattında yükselen gerilim de bu büyük kavganın parçasıdır. Hürmüz Boğazı yalnızca enerji yolu değildir. Orası aynı zamanda dünya ekonomisinin boğazıdır. Oraya hâkim olan, küresel ticaretin nabzını tutar.
Latin Amerika’da yeniden başlayan baskılar da tesadüf değildir. Küba’ya verilen mesaj, Venezuela’ya yönelen tehdit ve bölge üzerindeki baskı siyaseti, Washington’un eski etki alanını kaybetme korkusunu göstermektedir.
Dünya yeni masayı kurarken herkes safını belirliyor. Güç merkezleri yeniden dağılıyor. Böyle dönemlerde ayakta kalan devletler, kendi iradesine sahip çıkan devletler olur. Başkasının gölgesinde duranlar ise tarihin dip notuna dönüşür.