Dünya yeniden kuruluyor. Haritalar aynı kalsa da yollar değişiyor. Güç merkezleri yer değiştiriyor. Dün okyanuslara hâkim olanlar bugün koridorların hesabını yapıyor. Çünkü artık savaş kadar lojistik de belirleyici hale geldi. Enerji kadar ulaşım hatları da devletlerin kaderini tayin ediyor.
Kazakistan’da verilen fotoğraf tam da bu dönemin işaretidir.
Türkiye ile Türk dünyası arasındaki bağ uzun yıllar boyunca daha çok kültürel zeminde konuşuldu. Ortak tarih, ortak dil, ortak hafıza… Bunların tamamı kıymetlidir. Fakat çağ yalnızca hatıralarla yürümüyor. Güç, organizasyon ve stratejik akıl gerektiriyor.
Bugün Orta Asya yeni bir kırılmanın merkezindedir. Çin yükseliyor. Rusya kendi alanını korumaya çalışıyor. Batı ise yeni denge noktaları arıyor. Böyle bir dönemde Türk dünyasının da kendi eksenini oluşturma arayışı dikkat çekiyor.
Orta Koridor meselesi bu yüzden sıradan bir ticaret hattı değildir. Bu hat, yeni çağın damarlarından biridir. Enerji akacak, yük taşınacak, siyaset şekillenecek. Bu güzergâh üzerinde bulunan ülkeler yalnızca transit merkez olmayacak, aynı zamanda yeni güç mimarisinin parçaları haline gelecek.
Türkiye’nin burada üstlendiği rol önemlidir. Çünkü Ankara artık yalnızca bölgesel reflekslerle hareket etmiyor. Hem Batı ile ilişki kuruyor hem Rusya ve Çin’le temasını sürdürüyor. Bu denge siyaseti Türk dünyasında da karşılık buluyor.
Kazakistan’da verilen mesajlar bu nedenle dikkat çekicidir. Yeni dönemde kardeşlik söylemi ekonomik ortaklıkla birleşiyor. Stratejik iş birlikleri büyüyor. Türk devletleri ortak bir yön arıyor.
Ve tarih bazen sessiz ilerler.
Büyük dönüşümler ilk anda fark edilmez.
Ama bazı ziyaretler vardır ki geleceğin haritasını önceden haber verir.