Bir ülke düşün.
Gökyüzü aynı. Bayrak aynı. Marş aynı.
Ama beşikler sessiz.
Kimse bağırmıyor. Kimse panik yapmıyor.
Ama rakamlar bağırıyor.
Evlilik yaşı yükseliyor.
Doğum sayısı düşüyor.
Boşanma artıyor.
Bunlar bir araya gelince ne oluyor?
Basit.
Gelecek küçülüyor.
Eskiden kalabalık sofralar vardı.
Şimdi tabak sayısı azalıyor.
Eskiden sokakta çocuk sesi vardı.
Şimdi site duvarları var.
Kimse çıkıp “eyvah” demiyor.
Çünkü mesele gürültülü değil.
Sessiz.
Ama en tehlikeli olan da bu.
Bir ülke savaşla yıkılır, depremle sarsılır.
Ama nüfusla…
Nüfusla yavaş yavaş erir.
Bir nesil azalır.
Sonra bir nesil daha.
Ve bir bakarsın;
çalışan az, bakıma muhtaç çok.
İşte o zaman ekonomi konuşur.
Sosyal güvenlik konuşur.
Sağlık sistemi konuşur.
Ama geç kalınmıştır.
Bak Avrupa’ya.
Ortanca yaş 45.
Yaşlı nüfus artmış.
Genç nüfus daralmış.
Ne yapıyorlar?
Göç arıyorlar.
Dışarıdan insan arıyorlar.
Niye?
Çünkü kendi beşiklerini boş bıraktılar.
Türkiye henüz orada değil.
Ama yol aynı yol.
Ortanca yaş yükseliyor.
Doğurganlık düşüyor.
Kırsalda yaşlı nüfus çocuk nüfusu geçmiş.
Bu ne demek biliyor musun?
Toprağı sürecek el azalıyor.
Üretecek insan azalıyor.
Tüketen çoğalıyor.
Denge bozuluyor.
Biri çıkıp “bu sadece bireysel tercih” diyor.
Olabilir.
Ama bireysel tercihler birleşince
toplumsal sonuç çıkar.
Ve o sonuç
herkesi bağlar.
Aile dediğin şey sadece dört duvar değil.
Bir ülkenin çekirdeği.
O çekirdek küçülürse gövde büyüyemez.
Bugün verilen destekler var.
Krediler var.
İzinler var.
Bunlar önemli mi?
Evet.
Ama yetmez.
Çünkü mesele sadece para değil.
Zihin meselesi.
Evlilik erteleniyor.
Çocuk fikri öteleniyor.
Hayat planı değişiyor.
Ve kimse bunun toplam etkisini konuşmuyor.
Rakamlar konuşuyor.
2014’te 1 milyon 300 bin doğum.
2023’te 1 milyonun altı.
Bir yılda değil.
Yavaş yavaş.
İşte mesele bu zaten.
Yavaş yavaş.
Kimse fark etmeden.
Sonra bir gün fark edilir.
Ama o gün geldiğinde
geri dönüş zor olur.
Çünkü nüfus, düğme değil.
Bastın mı artmaz.
Zaman ister.
Nesil ister.
Bugün eksilen her çocuk yarının eksilen gücü.
Bu kadar basit.
Bir ülke, geleceğini planlamak istiyorsa önce insanını planlar.
İnsan yoksa hiçbir plan işlemez.
Sayılar konuşuyor.
Dinleyen var mı?