ford ercihan otomotiv
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden Türkiye Teknoloji Seçime Doğru
Mayıs ayı kira artış tavanı belli oldu
Mayıs ayı kira artış tavanı belli oldu
Öğrenciler Safahat'ı yorumladı
Öğrenciler Safahat'ı yorumladı
Kara yolu nehirle birleşti
Kara yolu nehirle birleşti
Varto Ölçekli Köyü sular altında kaldı
Varto Ölçekli Köyü sular altında kaldı
3 günde bir ize ulaşılamadı
3 günde bir ize ulaşılamadı

Baki Gezmiş

Unutulmaz öğütler
5 Mayıs 2026 Salı

Bazı sözler vardır ki yalnızca nasihat değildir; bir hayat nizamının özeti, bir medeniyetin ahlak pusulasıdır. Mehmed Zahid Kotku Efendi Hazretleri’nin bu tembihleri de işte böyledir. Kuru bir öğütler listesi değil; insanın iç dünyasını inşa eden, cemiyeti ayakta tutan derin bir irfanın satır başlarıdır.

Bugün insan, her zamankinden daha çok “yardım bekleyen” bir varlık hâline getirildi. Reklamlar, ideolojiler, modern hayatın karmaşası… Hepsi kulağımıza aynı şeyi fısıldıyor: “Sen tek başına yetmezsin.” Oysa bu büyük zatın ilk sözü bir istiklal beyannamesi gibidir: “Kimseden bir yardım bekleme.” Bu, insanı kibirli kılmak için değil; aksine, onu yalnızca Hakk’a bağlamak içindir. Kuldan umudu kesmek, Hakk’a yönelmenin en berrak yoludur.

Dil meselesi… Ne çok konuşuyoruz, ne çok kırıyoruz. Sosyal mecralarda, gündelik hayatın içinde, tartışmalarda… Söz, artık hikmet taşıyan bir emanet değil; çoğu zaman nefsin kılıcı. “Katiyen sert konuşma ve çok da konuşma” diyen bu ikaz, aslında bir edep medeniyetinin özüdür. Çünkü söz azaldıkça mana derinleşir; ses yükseldikçe hakikat kaybolur.

Bir başka incelik: “Masum ve fukaraya karşı gayet mülayim ol.” Bugün güçlünün haklı sayıldığı bir dünyada, bu cümle başlı başına bir devrimdir. Fakire karşı şefkat, masuma karşı merhamet… Bunlar yalnızca bireysel erdem değil; bir toplumun insan kalabilme şartıdır.

Devlet kapılarından uzak durmak… Bu tavsiyeyi bugünün şartlarında anlamak için biraz durup düşünmek gerekir. Bu, devlete karşı olmak değil; gücün cazibesine kapılmamaktır. Çünkü iktidar, insanın içindeki gizli arzuları büyüten bir aynadır. O aynaya bakarken kendini kaybetmemek, her babayiğidin harcı değildir.

Ve günah… Modern dünya günahı sıradanlaştırdı. Hatta çoğu zaman süsledi, cazip hâle getirdi. “Günah yerlerinden de kaç” ikazı, sadece fiziki mekânları değil; zihni, kalbi ve bakışı da kapsar. Çünkü insan önce bakışta kaybeder, sonra adımda.

Belki de en çarpıcı olanı: “Dünya için zinhar dinini zayi etme.” Bu cümle, bugünün insanına söylenmiş en sert ama en gerçek uyarıdır. Kariyer, para, makam, şöhret… Hepsi geçici. Ama insan, ebedî olanı geçiciye feda etmeye ne kadar da meyilli!

Ölümü unutmamak… Modern çağın en büyük kaçışı budur. Ölümü hayatın dışına itmek, onu konuşmamak, görmezden gelmek. Oysa ölümü hatırlayan insan, hayatı daha doğru yaşar. Çünkü bilir ki her şeyin bir hesabı vardır.

Bidatlerden sakınmak, nefse uymamak, kimseyi kusurlu görmemek… Bunlar insanın iç terbiyesinin esaslarıdır. Başkasının kusurunu görmek kolaydır; zor olan kendi kusuruyla yüzleşmektir. Ve belki de bu yüzden en çok ihmal edilen budur.

Çocuk meselesi… “Hediye ver, kusurunu ört.” Ne kadar zarif bir eğitim anlayışı! Ceza ile değil, sevgi ile terbiye. Açığa vurmakla değil, koruyarak yetiştirmek. Bugün pedagojinin uzun uzun anlattığını, bir cümleyle özetleyen bir hikmet.

Kimsesizi bulmak, muhtaca hizmet etmek… Bu, sadece bir sosyal sorumluluk değil; bir iman meselesidir. Çünkü insan, başkasının yükünü omuzladıkça hafifler.

Ve nihayet: Kur’an ile meşgul olmak, zikri hayatın merkezine koymak… Unutmanın bu kadar yaygın olduğu bir çağda, hatırlamanın tek yolu budur. Hakk’ı unutmamak, O’ndan zerre kadar ayrılmamak… İşte bütün mesele burada düğümlenir.

Dünya ziynetlerine iltifat etmemek ve haramdan uzak durmak… Bugünün insanı için belki de en zor olan budur. Çünkü cazibe her yerde, sınır ise giderek silikleşiyor. Ama hakikat değişmez: Haramdan gelen, bereket getirmez.

Netice itibarıyla bu tembihler, bir asrın değil; bütün zamanların rehberidir. İnsan değişse de zaafları değişmez. Ve bu sözler, o zaaflara karşı birer siper gibidir.

Bugün belki en çok ihtiyacımız olan şey; yeni sözler değil, bu kadim sözleri yeniden duymaktır. Çünkü hakikat eskimez. Sadece biz, ondan uzaklaşırız.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Baki Gezmiş
Baki Gezmiş
Unutulmaz öğütler
Ali Kemal Koçak
Ali Kemal Koçak
Bozkurt Sembolünün inanılmaz gücü
İzzet Fehmi Aksakal
İzzet Fehmi Aksakal
Soylu’nun Çıkışı Ne Anlatıyor?
Can Umut Avcıgil
Can Umut Avcıgil
Sessizce azalıyoruz...
İslamhan Bulutlar
İslamhan Bulutlar
Şehir ve İnsan Arasında Kalan Sessizlik
Ahmet Göksan
Ahmet Göksan
Vietnam Benzeşmesi
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Erzurum’un 2026 Beklentileri:

Göçün durması
Hızlı Tren
Doğalgaz ve enerjide indirim
Stadyum
Direkt uçak seferlerinin artırılması
Erzurumspor’un Süper Lige yükselmesi
2. OSB’nin tam kapasiteye ulaşması
Yatay yapılaşmaya geçilmesi
Tarımsal sanayi yatırımları


Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
ERZURUM
FACEBOOK'TA ERZURUM GAZETESİ
TWITTER'DA ERZURUM GAZETESİ
ERZURUM GAZETESİ
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva