Aydemir, bir haberin bazen bir insanın hayatını doğrudan etkileyebildiğini belirterek, “Eğer yazdığınız bir haber yüzünden bir aile günlerce huzursuz oluyorsa, bir insan haksız yere töhmet altında kalıyorsa bunun vicdani yükü hafife alınamaz” dedi.
HABERİN MUHATABI DA VAR
Aydemir, gazetecilikte hız kadar doğruluğun da önemli olduğunu vurguladı. Bir iddianın tam olarak araştırılmadan manşete taşınmasının ağır sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Aydemir, bazı yayınların yıllar sonra bile tartışılmaya devam ettiğini söyledi.
Bir haber hazırlanırken sadece okuyucunun değil haberin muhatabının da düşünülmesi gerektiğini belirten Aydemir, “Gazetecinin kalemi güçlüdür. Bu güç kullanılırken adalet duygusu kaybedilirse geride kırılmış hayatlar bırakılabilir” değerlendirmesinde bulundu.
YÜZDE BİRLİK TEREDDÜT BİLE ÖNEMLİ
Aydemir, doğruluğundan emin olunmayan bilgilerin yayınlanmaması gerektiğini de hatırlattı. Haber merkezlerinde teyit mekanizmasının eksiksiz işletilmesinin zorunlu olduğunu belirten Aydemir, “Bir konuda en küçük tereddüt varsa gazeteci yeniden araştırmalıdır. Eksik bilgiyle yapılan yayın hem kişilere hem de mesleğe zarar verir” şeklinde konuştu.
TOPLUM HAFIZASI UNUTMUYOR
Aydemir, kamuoyunun zaman içinde yapılan yayınları değerlendirdiğini ifade etti. İnsanların kendilerine haksızlık yapıldığını düşündükleri haberleri unutmadığını belirten Aydemir, gazetecilikte güvenin en büyük sermaye olduğunu vurguladı.
Aydemir, “İnsanlar vefat eden gazetecilerin ardından sadece başarılarını konuşmuyor. Kimi zaman geride bıraktığı kırgınlıklar da gündeme geliyor. Bu yüzden her haber vicdan süzgecinden geçirilmelidir” dedi.