Siyaset, cemiyet hayatının en mühim mecralarından biri... Bir ülkenin fikrî seviyesi, çoğu zaman siyaset kurumunun ortaya koyduğu tartışmaların niteliğinde görülür. Fikirlerin yarıştığı, projelerin konuşulduğu ve toplum adına istikamet arayışlarının sürdüğü dönemler, demokratik hayatın da en canlı zamanlarıdır.
Yakın dönem siyasi tartışmalarına bakıldığında ise farklı bir manzara dikkat çekmektedir. Kamuoyunun gündemini meşgul eden birçok meselede düşünce merkezli rekabetin geri planda kaldığı görülmektedir. Bunun yerine kişiler, makamlar ve teşkilat mücadeleleri daha görünür hale gelmektedir.
Oysa siyasetin asli gücü, ortaya koyduğu fikirlerden gelir. Toplumun karşı karşıya bulunduğu ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlara çözüm üretme kapasitesi, siyasi hareketlerin gerçek değerini belirler.
Geçmiş dönemlerde yaşanan liderlik mücadelelerinin önemli bölümü aynı zamanda bir düşünce mücadelesiydi. Devlet anlayışı, demokrasi yorumu, ekonomik tercih ve toplumsal temsil gibi başlıklar yoğun şekilde tartışılırdı. Bu durum siyasal hayatı besleyen bir zemin oluşturuyordu.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, siyasetin yeniden bu üretken zemine dönmesidir. Programların konuşulduğu, projelerin yarıştığı ve fikirlerin öne çıktığı bir iklim, demokratik kültürün gelişmesine katkı sağlayacaktır.
Toplumların ilerleyişinde yalnızca kurumlar değil, o kurumların ürettiği düşünce de belirleyici olur. Siyaset kurumu da bu sorumluluğu taşımak durumundadır.