ford ercihan otomotiv
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden Türkiye Teknoloji Seçime Doğru
FB'de olağanüstü seçimli genel kurul gergin başladı
FB'de olağanüstü seçimli genel kurul gergin başladı
Erzurum Kültür - Sanat verileri açıklandı
Erzurum Kültür - Sanat verileri açıklandı
Erzurum'da 5 ayda bin 330 kaza, 7 kayıp
Erzurum'da 5 ayda bin 330 kaza, 7 kayıp
Jandarmadan kaçak kazı operasyonu
Jandarmadan kaçak kazı operasyonu
Tekin mesleki eğitimin önemini paylaştı
Tekin mesleki eğitimin önemini paylaştı

Baki Gezmiş

Erzurum'a Sokrat'ın Aynasından Bakmak
6 Haziran 2026 Cumartesi

Medeniyet kelimesinin kökünde şehir vardır. Şehir ise yalnızca evlerin, caddelerin ve meydanların toplamı değildir. Şehir, bir milletin ruhunun taşa, toprağa ve zamana işlenmiş hâlidir. Bu sebepledir ki medeniyet ile şehir, şehir ile erdem arasında ayrılması mümkün olmayan bir münasebet vardır.

Bir şehir, taşıdığı medeniyet kadar şehirdir. O medeniyetin ahlâkını, şahsiyetini ve faziletini yaşattığı ölçüde kıymetlidir. Aksi hâlde kalabalıkların yaşadığı bir mekân olmaktan öteye geçemez.

İnsanlık tarihi boyunca şehirlerin büyüklüğü surlarının yüksekliğiyle değil, yetiştirdiği insanların karakteriyle ölçülmüştür. Bunun için Farabî, ideal toplum tasavvuruna "Erdemli Şehir" adını vermiştir. Çünkü şehir dediğimiz yapı, önce faziletin ve şahsiyetin yurdu olmalıdır.

Asırlar öncesinden günümüze ulaşan Sokrat ile Alkibiades arasındaki meşhur diyalog da aynı hakikati farklı bir dille anlatır. Sokrat, insanın önce kendisini bilmesi gerektiğini söyler. Kendisini tanımayanın ne kendine ait olanı ne de şehrine ait olanı bilemeyeceğini ifade eder. Daha sonra sözü şehir idaresine getirir ve şu sonuca ulaşır:

"Kendini bilmeyen, şehri de bilemez; şehri bilmeyen ise onu yönetemez."

Bu sözler yalnızca devlet adamlarına değil, şehirde yaşayan herkese söylenmiş gibidir.

Bir başka yerde Sokrat, şehirlerin mutluluğu için ne yüksek duvarlara ne tersanelere ne de kalabalık nüfusa ihtiyaç bulunduğunu söyler. Ona göre şehirlerin asıl ihtiyacı erdemdir.

İşte bu noktada gözümüzü Erzurum'a çeviriyoruz.

Çünkü Erzurum, sıradan bir Anadolu şehri değildir. Bu şehir, yalnızca doğunun yüksek yaylasında kurulmuş bir yerleşim merkezi değil; Türk tarihinin, İslâm medeniyetinin ve millî mücadelenin müstesna duraklarından biridir.

Bu şehir, Alparslan'ın ufkuna açılan kapılardan biridir.

Bu şehir, Saltuklu eserlerinin gölgesinde büyüyen bir medeniyet merkezidir.

Bu şehir, Çifte Minareli Medrese'nin taşlarında ilmi, Yakutiye'nin kubbelerinde hikmeti yaşatan bir irfan yurdudur.

Bu şehir, Nene Hatun'un fedakârlığında vatan sevgisini; Erzurum Kongresi'nde ise millî iradenin haysiyetini bütün dünyaya ilan etmiş bir şehirdir.

Dadaşlık dediğimiz kavram da işte bu tarihî birikimin içinden doğmuştur. Dadaşlık yalnızca bir hitap şekli değildir; mertliktir, vakar sahibi olmaktır, sözüne sadık kalmaktır, haksızlık karşısında eğilmemektir. Kısacası bir erdem tarifidir.

Bugün kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Erzurum, tarih boyunca taşıdığı bu şahsiyeti ve fazileti koruyabiliyor mu?

Şehrin yöneticileri, bürokratları, siyasetçileri, kanaat önderleri ve şehir halkı olarak bu büyük mirasın farkında mıyız?

Çünkü Sokrat'ın işaret ettiği gibi, bir şehrin saadeti makamlarla, nüfus rakamlarıyla yahut gösterişli projelerle değil; o şehirde yaşayan insanların erdemiyle mümkündür.

Erzurum'un geleceği de burada gizlidir.

Şayet dadaşlık ruhu yalnızca bir hatıra olarak kalır, millî mücadele şuurunun yerini kayıtsızlık alır, medeniyet mirası günlük hesapların gölgesinde unutulursa şehir büyüse bile ruhunu kaybetmeye başlar.

Fakat Erzurum, kendi tarihini yeniden okuyabilirse; Nene Hatun'un cesaretini, Kongre'nin iradesini, medreselerinin ilim anlayışını ve dadaşlığın ahlâkını yeni nesillere aktarabilirse, yalnızca bir şehir değil, yeniden bir medeniyet merkezi hâline gelebilir.

Çünkü şehirleri yaşatan taşları değildir.

Şehirleri yaşatan, onların ruhudur.

Ve Erzurum'un asırlardan beri taşıdığı ruhun adı erdemdir.

Bugün de yarın da bu kadim serhat şehrinin en büyük sermayesi; binaları, yolları veya nüfusu değil, şahsiyet sahibi insanları olacaktır.

Zira insan için de şehir için de değişmeyen hakikat şudur:

Şahsiyetini kaybeden her şeyini kaybeder.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Baki Gezmiş
Baki Gezmiş
Erzurum'a Sokrat'ın Aynasından Bakmak
Ahmet Göksan
Ahmet Göksan
Kudurmuşun Alışmışı
İzzet Fehmi Aksakal
İzzet Fehmi Aksakal
Bir Medeniyetin Asıl Sermayesi
Ali Kemal Koçak
Ali Kemal Koçak
Hürmüz'den Geçen Sadece Petrol Değildir
Can Umut Avcıgil
Can Umut Avcıgil
Irak'a dönen oklar yahut döndürülen dolaplar
İslamhan Bulutlar
İslamhan Bulutlar
Kalemin Ardında Kalan Hesap
ERZURUM GAZETESİ
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Erzurum’un 2026 Beklentileri:

Göçün durması
Hızlı Tren
Doğalgaz ve enerjide indirim
Stadyum
Direkt uçak seferlerinin artırılması
Erzurumspor’un Süper Lige yükselmesi
2. OSB’nin tam kapasiteye ulaşması
Yatay yapılaşmaya geçilmesi
Tarımsal sanayi yatırımları


Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
ERZURUM
FACEBOOK'TA ERZURUM GAZETESİ
TWITTER'DA ERZURUM GAZETESİ
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva