Son yıllarda kısa süreceği savı ile başlatılan savaşların öngörülerin aksine beklenenden de uzun sürüyor olması strateji hesabını yapanların yanıldıklarını ortalıklara çıkarıyor. İsrail’in 1940’lı yılların ortalarında başlayan Filistin topraklarını işgal hareketi günümüzde de acımasız boyuta ulaşarak kadın çocuk demeden devam ettiriliyor. Uluslararası toplum bölgede yaşanan İsrail saldırılarını adeta ıslık çalarak izlemeyi yeğliyor. Saldırıların özünde Filistin toprakları üzerinde Büyük İsrail Devletinin kurulması ve bölgede yeni etnik yapılı devletçiklerin kurulmasının hedefleniyor olması ayrıca Vaat Edilmiş topraklar safsatasına dayandırılıyor olması ayrı bir garabet olarak dünyaya duyuruluyor.
Gelinen bu noktada saldırıların dozunu arttıran İsrail yönetimi şimdilerde İran üzerinde şansını denemeye kalkıştı. Nerede ise aman yanıyoruz diyerek çağrıda bulunuyor. Neden Yahu yaş almış Amerikalının da desteğini aldığı için pervasızca bölge ülkelerine acımasızca saldırıyor. Bu saldırılara karşın bölge ülkeleri sahipsizliğe itildiklerinin ayrımına vardılar. Son yaşananlar bölgede savaşların sonlandırılmasının kısa süre sonra sonuç alınamayacağının işaret fişekleri oluyor.
Yaş Almış Amerikalı NATO üyesi ülkelerden de beklediği yardımı alamayacağının duyurulmasını da yaparken tehditler savuruyor. Bugüne değin benzer yöntemlerle sonuç alabileceğinin hesaplarını da yapmış oluyor. Dünya barışını tehditlerle hizaya getirilemeyeceğinin hesaplarının da boşa çıktığı gerçeği ile yüzleşmiş oluyor.
NATO ülkelerinin savunması konusunda önümüzdeki günlerde savunma boşluğu olmasının gerçekleşmesinin beklenilmemesi gerekiyor. Bölgede ülkelerin sınırlarının yeniden çizilme çabası Yaş almış Amerikalının boşa uğraşmakta olduğunun göstergesi olarak NATO üyesi ülkelerin yaşananları daha serinkanlı izlemeye çalışıyor olmaları savaşın daha uzun süre devam ettirilemeyeceği de ortalıklara çıkmış oluyor. Dünya barışı için atılması gereken adımın Neden Yahu’nun peşine takılan Yaş Almış Amerikalının dünyayı ateşe atmaması gerçeği bu onurlu davranış olsa gerek. Başlatılan saldırılar sonrasında yaşamdan koparılanların sayısı net olarak bilinmiyor olması savaşın karşılıklı olarak abartılarak yayımlanıyor veya açıklanıyor olmasının cinayet olarak tanımlanmasını gerekli kılıyor.
Yaşamakta olduğumuz savaşın faturaları şu anda belirlenmiş değildir. Kâr zarar hesabın yapılması ile kazançlı olacak olanların silah üreticilerinin olacağı gerçeği ortadadır. Yüce Atatürk bu gerçeği Kurtuluş Savaşının yaşandığı günlerde gördüğünden olacak YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ ilkesini bütün dünya ülkelerine duyuruyordu.
İnsan öldürerek barışa ulaşmanın olanaklı olmayacağının bilinmesi gerekiyor mu ne… Savaşsız bir dünyada yaşamak umudu ile SEVGİ ile kalınız…