İnsanlık, en ağır yaralarını çoğu zaman kutsallar üzerinden aldı. İnanç, insanı yüceltmek için vardı; fakat tarih boyunca nice eller onu bir kılıca çevirdi. Bugün yeniden aynı eşiğin önündeyiz.
Bir söz, bir cümle, bir atıf… Ve ardından gelen derin bir çatlak. Din, siyasetin diline indirildiğinde anlamını kaybeder. Çünkü kutsal olan, hesapların üstünde kalmalıdır. Aksi halde hakikat susar, gürültü konuşur.
Batı’nın hafızasında din savaşlarının izleri hâlâ canlıdır. O karanlık çağların yankısı, bugünün koridorlarında dolaşıyor. Buna rağmen aynı dilin yeniden sahaya sürülmesi, ibretlik bir tekrarın habercisidir.
Kutsallar, insanlığı korumak içindir. Onları bir çatışmanın siperine dönüştürmek, sadece bugünü değil yarını da yakar. Ve en tehlikelisi, bu yangının normalleşmesidir.
Birileri konuşur, birileri susar. Ama suskunluk bazen en ağır cümledir.