Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden Türkiye Teknoloji Seçime Doğru
Erzurum 2025 yılını 5’inci sırada tamamladı!
Erzurum 2025 yılını 5’inci sırada tamamladı!
Malatya'da otobüs seferleri durduruldu
Malatya'da otobüs seferleri durduruldu
Gümüşhane'de okullara 1 günlük kar tatili
Gümüşhane'de okullara 1 günlük kar tatili
Tunceli'de eğitime 2 gün ara
Tunceli'de eğitime 2 gün ara
Jandarmadan kaçak kazı operasyonu
Jandarmadan kaçak kazı operasyonu

İsmail Bingöl

Bilgilerin ve Bilgelerin Tükenmesi...
27 Temmuz 2009 Pazartesi

"Şu eski adresini değiştir artık

  On yıldır bilgeliğini tüketti"

              Şairler böyledir işte... Gün gelir; ucunda ölüm bile olsa, kimselerin diyemediğini muhatabının yüzüne haykırır. Gün gelir; uzun uzun cümlelerle ifade edilemeyecek olanı, iki mısrada deyiverir. Mısraın haysiyeti ruhuna sirayet etmiştir ve söyleyeceklerini, hesap kitap yapmadan, gerekli olduğuna, mutlak söylenmesi gerektiğine inanarak söyler. Bu söyleyiş, kendinden sonraya bir ses bırakmak, âleme bir "avaze" salmak içindir de aynı zamanda… Sözü dolaştırmadan, eveleyip gevelemeden, diyeceğini der şair… Ve bilir ki; mısraın yankısı asırlar sonrasında bile duyulur; bir kurşunun sesi ise ancak atıldığı zaman...

Kıvrılıp açılan bir zihnin işaret ettikleridir mısraa dönüştürülenler... Düşünce potasında eritilmiş, aşk potasında acıyla, sızıyla karılmış ve nice bir demden sonra denilmiştir.

İşte şair de ( Cemal Süreya), yukarıya aldığımız iki mısrada söyledikleriyle, böyle bir görevi yerine getiriyor. Kime dediği değil, ne dediği önemli elbette ki. "On yıldır bilgeliğini tüketen şu eski adresini değiştir." diye seslenerek, onu (ve tabii başkalarını da) uyarıyor. Aynı noktada sayıp, aynı yerde bekleyip, yıllar geçse de hep aynı sözleri tekrarlayanlara, çağın ve insanın değiştiğini, bu değişikliklere karşı yeni düşünceler, yeni çareler, yeni çözümler üretmeleri gerektiğini hatırlatıyor bu iki mısrayla.

Fakat, Ionesco'nun dikkat çektiği üzere, "gergedanlaştıktan sonra, gergedanlaştığımızın bilincine varamayız." Çünkü artık çok geçtir...

Halbuki, kendisini eleştirenlerin de haklı olabileceğini düşünmelidir insan… Onlardan alınabilecek bazı derslerin olabileceğini de kabul etmelidir kişi. Ne var ki, durum bir bilgenin (Konfüçyüs) söylediği gibi olmuştur çoğu zaman:"Her şey boşuna! Hatalı olduğunu gördüğü halde kendisine karşı davacı kesilen birine rastlamadım." Hele de; biz ve bize benzeyen ülkelerde bu söz, müthiş bir şekilde geçerliliğini koruyor.

Yine bir başka sözünde; millet olarak yıllardır yaşadığımız sıkıntıların en önemli sebeplerinden birini ortaya koyuyor: "Eski bilgileri yeniden gözden geçirip yeni bilgiler edinen kişidir ancak başkalarına öğretmenlik yapacak olan." Bizse, eskinin yerine yeni şeyler koymamakta, eskiyi değiştirip dönüştürmemekte ısrarlıyızdır ve eski bilgilerimizle, yeni hayatı yönetmeye devam ederiz.

İnsan davranışları üzerine çalışan ve elde ettiklerini kitlelerle paylaşan Doğan Cüceloğlu , "insanların değişimden niçin kaçındıklarını" soran gazeteciye şu cevabı veriyor:

"Değişime kalktığınız andan itibaren şimdiki rahatlık çemberinizle olmaz. Mutlaka rahatlık çemberinin dışına çıkmanız gerekiyor. Bu rahatlık çemberinin dışına çıktığınız anda gerginleşiyorsunuz, eski alışkanlıklarınızla karşı karşıya geliyorsunuz.   ( Burada şairin, "Alışkanlık aşktan kötüdür." sözünü hatırlayın. Hem zaten birileri, yerimi koruyamam düşüncesiyle, değişimi tehlike olarak görmektedir. İ.B.) Onun için önce evvelki bildiğiniz alışkanlıkları unutmanız gerekecek. Yeniden bir gayret sarf ederek, yeni alışkanlıkları yerine koyacaksınız ve öğrenmenin dört adımından geçeceksiniz. Sırf zihinsel ise, bence olmuyor. Mutlaka insanın gönlünü, yüreğini, vicdanını işin içine katan bir cevap olması lâzım ki, o sıkıntılardan geçebilsin. Eğer değişimin kaynağı başkasına hoş görünmek, başkası tarafından takdir edilmek ise, o takdir kaynağı ortadan kaybolunca değişim de durur."

Şimdi düşünelim; bir mecburiyet olmadan, bir menfaat elde etme gayesi gütmeden, öğrenmeye ve değişime katkıda bulunmaya çalışmak, bizim ülkemizde normal karşılanan bir durum mudur? Okumuşlarımızın, üniversite tahsili yapmışlarımızın kitaba, gazeteye, dergiye gösterdikleri ilginin yıllardır aynı noktada kalması ve hatta azalması, utanılacak bir hâl değilde nedir? Bunları yapmadığımız takdirde; eğitilmiş, bilgi ve bilinçle donanmış bir toplum haline gelmeyi nasıl umut edebiliriz? İyiyi, doğruyu ve güzeli seçebilmenin yolu öğrenmekten geçmesine rağmen, öğrenmeden geçirdiği zaman için yanan kaç kişi var içimizde? Yine büyük bilgeye (Konfüçyüs) verelim sözü:

"Bütün günü yiyeceksiz, geceyi de düşünerek, gözüme uyku girmeden geçirdim; hiç bir yararı olmadı. En iyisi, insan bir şeyler öğrenmeli."

            Öğrenmezsek değişemeyiz, öğrenmezsek aynı adreste daha senelerce bekleriz ve elimizdekileri işte böyle tüketiriz.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 5 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
AHMET AKER 31 Temmuz 2009 Cuma  21:55

İsmail B EY;'AY DÜŞLERİ' Şiir kitabınıza daha yeni biraz baktım..Dünya ki G ülen zamanlardan arta kalanları Yok etmekle meşguldür şimdi.. diyorsunuz... Hüznü,hicranı,aşkı,yalnızlığı ve de Erzurum u şiirle çok güzel ve hisli anlatıyorsunuz... Selam,sevgi ve hürmetlerimle

Yorumu oyla      7      5  
Furkan 31 Temmuz 2009 Cuma  09:13

Sayın KIL Yazarın verdiği mesaj gerçekten harika.. Değişim beyinde başlar. Okumakla taktir etmekle kalmayın . Lütfen önce siz değişmeyi denemeye çalışın.

Yorumu oyla      7      5  
Secattin ONUŞ 28 Temmuz 2009 Salı  13:44

Değerli Arkadaşım İsmail Bey her zamanki gibi kanayan bir yaraya parmak basmış ki ne yara pansuman zamanı gelip geçiyor,Dostumunu yüreğine,eline,kalemine sağlık,bir nefeste okudum yazısını,Allaha emanet olasın

Yorumu oyla      7      5  
selami kıl 27 Temmuz 2009 Pazartesi  03:39

sayın yazar;değişim ve gelişim üzerine güzel yazmışsınız okuduğumdan anladığım kadarıyla bu sizi şımartmayıp daha güzel yazdıracaktır.bir gün eleştirilebilirsiniz.keşke bu yazdığnızı herkes okuyabilse ne kadar güzel olur... selam ve saygı...

Yorumu oyla      7      5  
ahmet dosdoğru 27 Temmuz 2009 Pazartesi  03:34

ismail bey tüm yazılarınızı içtenlikle okuyorum.günün yorgunluğunu atıyorum,ayrıca güzel şeyler öğreniyorum teşşekürler...

Yorumu oyla      7      5  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Ö. Faruk Kayaalp
Ö. Faruk Kayaalp
Büyükşehir Halk Pazarları ve Allah Korkusu
Ahmet Göksan
Ahmet Göksan
Sandala Mandala
Mahmut Akdağ
Mahmut Akdağ
Yapay Zeka İllet mi, Nimet mi?
İslamhan Bulutlar
İslamhan Bulutlar
Özgür ülke olmanın ilk şartı
İzzet Fehmi Aksakal
İzzet Fehmi Aksakal
Kül Rengi Harita
Ali Kemal Koçak
Ali Kemal Koçak
Bir tanktan fazlası
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Erzurum’un 2026 Beklentileri:

Göçün durması
Hızlı Tren
Doğalgaz ve enerjide indirim
Stadyum
Direkt uçak seferlerinin artırılması
Erzurumspor’un Süper Lige yükselmesi
2. OSB’nin tam kapasiteye ulaşması
Yatay yapılaşmaya geçilmesi
Tarımsal sanayi yatırımları


Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
ERZURUM
FACEBOOK'TA ERZURUM GAZETESİ
TWITTER'DA ERZURUM GAZETESİ
ERZURUM GAZETESİ
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva