Bir şehrin zenginliği bazen büyük fabrikaların bacasında, bazen de sabahın ilk ışığında sağılan bir kova sütte saklıdır.
Erzurum’un iktisadi hayatını anlamak isteyen, önce köylerine ve yaylalarına bakmalıdır. Çünkü orada üretim bir meslekten öte, nesiller boyunca aktarılan bir hayat terbiyesidir.
Ne var ki günümüz ekonomisinde çalışkanlık kadar organizasyon da önemlidir. Ürünü yetiştirmek bir maharet, onu hak ettiği değerden satmak başka bir maharettir.
İşte Erzurum’un önündeki mesele bu iki mahareti aynı ekonomik düzende buluşturmaktır.
Sütü soğutmak, kalitesini ölçmek, işlemek ve pazarlamak birbirini tamamlayan faaliyetlerdir. Bunlardan birindeki verimsizlik, üreticinin kazancını etkiler.
Üstelik çağımızda tüketici yalnızca ürünü satın almıyor; onun güvenilirliğine, kökenine ve üretim standardına da değer veriyor.
Erzurum’un coğrafyası, iklimi ve hayvancılık kültürü güçlü bir marka hikâyesinin zeminini oluşturuyor.
Bu zemini değerlendirmek için ortak akla, güvenilir ölçüme ve uzun vadeli işletmecilik anlayışına ihtiyaç var.
Bir litre sütün fiyatındaki iyileşme, binlerce aile işletmesinin hayatına dokunabilir. Üreticinin kazancındaki istikrar, köyün geleceğine duyduğu güveni artırır.
Erzurum’un kalkınma yolculuğunda bazen en büyük adım, üretilen bir litre sütün gerçek değerini bulmasıdır.