ford ercihan otomotiv
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden Türkiye Teknoloji
Vali Baruş'tan Tümgeneral Yıldız'a ziyaret
Vali Baruş'tan Tümgeneral Yıldız'a ziyaret
Ülkü Ocaklarından sosyal Sorumluluk projesi
Ülkü Ocaklarından sosyal Sorumluluk projesi
Hacımüftüoğlu: 2029'a hazırız
Hacımüftüoğlu: 2029'a hazırız
Veteriner Gıda Hijyeni Kongresi tamamlandı
Veteriner Gıda Hijyeni Kongresi tamamlandı
Aşkale Uygulama Noktası güncelleştirildi
Aşkale Uygulama Noktası güncelleştirildi

İsmail Bingöl

Söz Söyleme Sanatı
7 Kasım 2010 Pazar

İnsanlar gelip geçici, eserler ise kalıcıdır. Demek ki; kalıcılıktan yana tavır koyup, geçici olana lüzumundan fazla kıymet vermeyenler, kendilerinden sonraya birer eser bırakmak için çaba gösterenlerdir.
            Gereğinde, bütün insanlığa faydalı olabilecek bir şey bırakan da, bir eser bırakmıştır kendinden geriye, bir söz ile gerçeğin ve doğrunun kapısını çalan da... Belki diğer eser, zamanın acımasız akışı karşısında değerini yitirebilir ve kendinden daha baskın çıkan bir başka buluşun çarkları altında kalıp, tarihin sayfalarından başka bir yerde anlam ifade etmeyebilir, hatırlanmayabilir. Ama ya söz... Söz; hükümranlığını her an sürdürecek bir kudretin sahibidir. Binlerce yıl öncesinden yankılana yankılana gelen ve bugün değerinden hâlâ hiçbir şey kaybetmeyen sayısız “söz” ve bu sözleri söyleyen sayısız “söz eri” vardır.
            Bunlardan pek çoğu, bilginin ve birikimin şahikalarında cevelân ederken dökülmüştü dillerinden bu inciler... Onlar hiç şüphesiz insanı tanımış-beşerî zaaflarıyla, güçlü yanlarıyla, duygularıyla vs.-ve anlamış olmanın olgunluğu için de söylemişlerdi söyleyeceklerini... Diyeceğini önceden düşünüp, ölçüp, biçip, tartıp söyleme onların şiarıydı. Tıpkı şu dörtlükte dile getirildiği gibi:
            “Söz altındır kelâm inci
            Hemen derceyle (topla) derceyle
            Teraziye koyup tartma
            Yeri gelince harc eyle”
            Bugün ise, düşünmeden konuşma, ağzına geleni, hiç ölçüye, tartıya vurmadan söyleme zamanı... Ortamın nezaketini dikkate almadan, mekânı dolduranlar hakkında en küçük fikir sahibi olmadan, en iddialı ve yakışıksız sözlerin ağızlardan dökülmesi, orada durulmayacak bir ortam meydana getiriyor. Ve insan, bir an önce çekip gitmenin, uzaklaşmanın yollarını arıyor tabii ki...
            Bu “damdan düşer gibi” söz söylemeyi hepimiz yapıyoruz çoğu zaman... Ne var ki, “söz mülkünün sultanları” hep, “az söylemeyi, çok sükût etmeyi” buyurmuşlar. “iki dinle, bir söyle” demişler. Fakat şunu da hatırda tutmak lâzım ki; “Sözü altın olanların, susuşu intihardır.”
            Bütün bunları biliriz de, ama yine de susup dinlemek ya da sabretmek zor gelir; hep “nefis” tarafımız ağır basar daima... Dilimizden bir sürü “lâfıgüzâf” dökülür. Halbuki insana yakışan “yeri geldiğinde konuşmak, yeri geldiğinde susmak” değil midir?
            Söze düşman bir toplum düşünebilir misiniz? Bu ifademizi biraz daha açarsak, doğru söze düşman bir toplum düşünebilir misiniz? Sorumuzu okuyanların aklına, kendi toplumumuzun geleceğini ileri sürmek, yanlış olmaz herhalde... Gerçekten de, giderek doğru söze düşmanlık, boş söze dostluk besleyen insanların çoğunlukta olduğu bir toplum meydana getirme yolunda emin(!)adımlarla ilerliyoruz. Söylenilen sözün ne derece yerine getirilebileceği değil, yalan bile olsa, daha çok, hoşumuza gidip gitmediği bizi ilgilendiriyor.
            Şurası da göz ardı edilmeyecek bir başka hakikat ki, ancak, gerçeğin özüne varmak için çileye talip olanlar, sözün de güzelini söyleme hak ve salâhiyetine sahiptirler.
            Sözü konu edindiğimiz yazımızı, yine bir sözle noktalayalım:
            Daniel De Foe diyor ki:
            “Hakikati bulan, başkaları farklı düşünüyor diye, onu haykırmaktan çekiniyorsa, hem budala hem de alçaktır. Bir adamın “Benden başka herkes aldanıyor” demesi güç şüphesiz; ama sahiden herkes aldanıyorsa o ne yapsın?”
 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Dr.Zübeyir Kars 10 Kasım 2010 Çarşamba  13:53

Değerli dostum ve kardeşim İsmail bey, Mehmet Akif Ersoy'un şu cümlesini bana hatırlatın. "İki şeyin değerini bilmek gerekir; haddini ve elindeki sahip olduklarının değerini. Ben elimdeki imkanların değerini fazla bilemedim ancak haddimi bildim." Peygamberimiz "söz sadakadır" kutlu sözünü söylemiştir. Sadaka ihtiyaç sahibine verilmezse sadaka yerine değil israf yerine geçer. Eskiler cedelle felsefeyi ayırt etmişlerdir. Cedel söz sanatıdır. Felsefe bilgeliğe/hikmete, gerçeğe uygun söz sanatıdır. Felsefe kültüründen yoksun olanlar hikmete uygun sözü değil retoriğe uygun sözü kabul ederler. Kuran hikmet kitabıdır. Çünkü gerçeğe uygunluğu içerir. Farabi hikmete uygun söz söyleyenle demogogları halkın ayırt etmesini ister. Aristo, demokrasi kültürü bol demogog yani laf canbazı yetiştiri der. Bundan ötürü demokrasi kültürünün zayıf noktasını ortaya koyar. 20 yüzyıla ideolojiler çağı dememiz doğrudur. Çünkü sloganlarla hakikatlerin üzeri boyanmıştır. Bayramınızı kutlar, selam ederim.

Yorumu oyla      7      5  
ORHAN AFACAN 8 Kasım 2010 Pazartesi  20:55

Kaç eşin boynu bükük, annenin bağrı yanık Kaç evde huzur yok, kapı, pencere kapanık. Kaç masum suçsuz yere yıllardan beri sanık Vicdanını dinlede gerçeği söyle Tanık. Duvarlar defter olup tahliye hesaplanır Her saniye bağrıma hançer gibi saplanır. Bütün ümitlerimiz ifadende toplanır Vicdanını dinlede gerçeği söyle TANIK. Ölümü getirmiyor dualarla, dilekler. Yalana mağlup oldu bükülmeyen bilekler Eşim, dostum beni kötü biri bilecekler Vicdanını dinlede gerçeği söyle TANIK. Her gecen gün toplumdan bir parça kopuyorum Neden suç işlemedim diye kahroluyorum. Biran benim yerime kendini koy-diyorum Vicdanını dinlede gerçeği söyle TANIK. ORHAN AFACAN

Yorumu oyla      7      5  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Ahmet Göksan
Ahmet Göksan
Düşmanlığın Komşuluğu
Ö. Faruk Kayaalp
Ö. Faruk Kayaalp
Doğu Türkistan, Pamir Türkleri, Gönül Coğrafyamız ve Aydın’ın Tespitleri
Baki Gezmiş
Baki Gezmiş
Huzurun Kapısındaki Nöbetçi
İslamhan Bulutlar
İslamhan Bulutlar
4 Şahit mi Yapay Zeka mı?
Talat Paşa Aydemir
Talat Paşa Aydemir
Sözün de bir ahlakı var
Can Umut Avcıgil
Can Umut Avcıgil
Vicdanın Sesi Kısılırsa
ERZURUM GAZETESİ
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Erzurum’un 2026 Beklentileri:

Göçün durması
Hızlı Tren
Doğalgaz ve enerjide indirim
Stadyum
Direkt uçak seferlerinin artırılması
Erzurumspor’un Süper Lige yükselmesi
2. OSB’nin tam kapasiteye ulaşması
Yatay yapılaşmaya geçilmesi
Tarımsal sanayi yatırımları


Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
ERZURUM
FACEBOOK'TA ERZURUM GAZETESİ
TWITTER'DA ERZURUM GAZETESİ
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva