İki adet paylaşım savaşını yaşamış günümüzdeki AB ülkelerinin bu kuruluşu bir çıkar ortaklığına dayandırdıkları biliniyor. AB’nin de temellerini bu ilkelere dayanarak attıkları unutulmamalıdır. Bu nedenle Ulus Devlet olan ülkelere karşı acımasız yaptırımlar uygulamak sureti ile birlik içinde zaman zaman güç savaşı yaşıyorlar. Türkiye’yi de kendi içlerine almıyorlar. Kırk susuz dereden su getirerek üyelik işini arabanın arkasına hayvanları bağlayarak çözüm üretir gibi yapıyorlar.
Karşımızdaki unsuru da susuz dereden getirdikleri suyla içlerine aldıkları da unutulmamalıdır. Son dönemde Birleşik Amerika’nın önde gidenleri de Ulus Devlet Modeline karşı olduklarını söylüyorlar. Emperyalizm denen nesnenin de bu yaklaşımlar olduğunun da unutulmaması gerekiyor. Kıbrıs Türkleri olarak bizler de İngiliz Sömürge yönetiminin baskılarını İ-kinci Paylaşım Savaşı sonrasında acımasız uygulamalarla yaşamış bulunuyoruz. 27/28 Ocak 1958 tarihinde yaşadığımız ve direnmenin ne olduğunu bildiğimiz için kurmuş olduğumuz devletimizi yaşatacağız. BMGK kararlarının arkasına saklanarak çözümü getirmek istedikleri noktaya taşımalarına karşı da direnme hakkımızı kullanacağımızın bilinmesini istiyoruz.
Bu arada yaş almış Amerikalının Venezüella’dan başlattığı saldırıların sonunu bir türlü getirmiyor olması çatışmalara çağrı çıkarıyor. Son olarak NATO ülkelerini Grönland üzerinden ortadan karpuz gibi ikiye bölüyor olması dünya barışı için tehlikelere çağrı çıkarıyor.
Rusya’nın güdümünde olduğu bilinen Sovyetler Birliği ülkelerinin 1990’lı yıllarda dağılması sonrasında Varşova Paktı ülkeleri için bağımsızlık yolu açılıyordu. Bu gelişme üzerine Rusya’nın NATO’yu dağıtma çabalarına hız verdiği biliniyor. Rusya’nın anılan tarihten sonra beceremediği NATO’yu dağıtma işlemini yaş almış Amerikalının kısa sürede dağıtmayı başarıyor olmasının takdire değer bir olay olarak okunması gerekiyor.
Yaşananlardan sonra ortamın yumuşatıldığını söylemek olası değildir. İçinden geçmekte olduğumuz dünya düzeninin yeniden şekillenen yapının kurulma sancıları olarak da değerlendirmek olası oluyor. Yaş almış olan Amerikalının İsrail’i koruma altına alma çabalarına Adanın güneyinden başlıyor olması bölgede uzun sayılacak bir süre daha kabusun devam edeceğinin göstergesi olarak değerlendirmek gerekiyor.
Diğer yandan adada müzakere başlatılma çabalarının sonuçlarını şimdiden okumanın güçlüğü biliniyor. Buna karşın karşımızdaki unsurun en önde gideni geniş katılımlı 5+1 formülü ile müzakerelerin başlatılması isteğinin iyi niyetten yoksun bir düşünce olup unu ipe sermek oluyor.
Bugüne kadar Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitlik haklarını kabul etmeleri gerektiğinin de bilinmesi gerekiyor. Bunun ötesinde can güvenliklerinin nasıl ve ne şekilde sağlayacaklarının da açıklanması gerekiyor. Güzel bir söz vardır. Laf ola beri gele diyerek çözümün olmayacağının da unutulmaması kaçınılmaz olarak karşımızda duruyor. Adada gerçek bir barış ve çözüm isteniyorsa karşımızdakilerin emperyalist oyunlara gelmeden eteklerindeki bütün taşları dökmeleri gerekiyor mu ne…
Sevgi ile kalınız…