Gezmiş, şehirlerin yalnızca fiziki yapılardan ibaret olmadığını, asıl varlıklarını taşıdıkları hafıza, aidiyet ve medeniyet birikiminden aldıklarını belirterek, Erzurum'un son yıllarda kendi tarihî kodlarını yeniden keşfetme sürecine girdiğini söyledi. Şehirlerin zaman zaman çeşitli müdahalelerle kendi tarihsel eksenlerinden uzaklaştırılmaya çalışıldığını ifade eden Gezmiş, buna rağmen köklü medeniyet şehirlerinin sahip oldukları hafıza sayesinde yeniden ayağa kalkabildiğini kaydetti.
ERZURUM SADECE BİR ŞEHİR DEĞİLDİR
Erzurum'un sıradan bir yerleşim merkezi olarak değerlendirilemeyeceğini dile getiren Gezmiş, şunları söyledi:
"Erzurum'u yalnızca yolları, binaları, nüfusu veya coğrafi konumuyla tarif etmek mümkün değildir. Bu şehir, Anadolu'nun doğu kapısında bin yıllık Türk tarihinin, İslam medeniyetinin ve millî hafızanın taşıyıcısıdır. Erzurum'u ayakta tutan yalnızca taş yapılar değildir. Bu şehri yaşatan şey, asırlar boyunca oluşan şehir şuuru ve medeniyet birikimidir."
Gezmiş, Erzurum'un tarih boyunca işgaller, savaşlar, göçler ve büyük toplumsal kırılmalar yaşamasına rağmen kimliğini koruyabilmesinin temel sebebinin bu güçlü hafıza olduğunu vurguladı.
ŞEHRİN RUHU HAFIZASINDA SAKLIDIR
Günümüzde şehirlerin karşı karşıya bulunduğu en önemli tehdidin yalnızca fiziki tahribat olmadığını belirten Gezmiş, kültürel hafıza kaybının çok daha büyük bir tehlike oluşturduğunu ifade etti.
"Bir şehrin tarihî eserleri zarar görebilir, yapıları yıkılabilir. Ancak asıl tehlike şehir hafızasının kaybolmasıdır. Hafızasını kaybeden şehirler yönünü de kaybeder. Erzurum'un bugün en büyük gücü, hâlâ kendi geçmişini okuyabilecek ve geleceğini bu birikim üzerine inşa edebilecek imkâna sahip olmasıdır." dedi.
DADAŞLIK BİR KARAKTER MESELESİDİR
Dadaşlık kavramının yalnızca folklorik bir unsur olarak değerlendirilmesinin eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Gezmiş, dadaşlığın aynı zamanda bir şehir ahlakı olduğunu söyledi.
Gezmiş, "Dadaşlık sadece cesaret değildir. Dadaşlık; vefadır, sadakattir, emanete sahip çıkmaktır. Şehrine karşı sorumluluk hissetmektir. Geçmişine yabancılaşmamak, tarihine sırt çevirmemektir. Erzurum'un mayasında bulunan bu karakter, şehrin en önemli sermayesidir." ifadelerini kullandı.
YENİ BİNALARDAN ÖNCE ŞEHİR HAFIZASI
Erzurum'un geleceğinin yalnızca yeni yatırımlar ve yeni yapılarla şekillenemeyeceğini kaydeden Gezmiş, şehir hafızasının korunmasının en az fiziki kalkınma kadar önemli olduğunu söyledi.
"Yeni yollar yapılabilir, yeni meydanlar açılabilir, yeni projeler hayata geçirilebilir. Ancak şehir ruhunu kaybederse bunların hiçbiri kalıcı değer üretmez. Bir şehri büyüten beton değil bilinçtir. Bir şehri yaşatan nüfus değil hafızadır. Bir şehri geleceğe taşıyan ise aidiyet duygusudur." değerlendirmesinde bulundu.
ERZURUM'UN HİKÂYESİ GELECEĞE TAŞINMALI
Özellikle genç kuşakların şehirle daha güçlü bağ kurmasının önemine işaret eden Gezmiş, Erzurum'un yalnızca geçmişte yaşanan olaylarla değil, ortaya koyduğu medeniyet tasavvuruyla da yeni nesillere anlatılması gerektiğini belirtti.
Gezmiş, "Çifte Minareli Medrese, Yakutiye, Ulu Cami, Aziziye Tabyaları ve Kongre Binası sadece tarihî yapılar değildir. Bunlar Erzurum'un hafızasını oluşturan kilometre taşlarıdır. Gençlerimizin bu şehrin neden önemli olduğunu öğrenmesi gerekiyor. Çünkü tarihî aidiyet, insanı sorumluluğa davet eder." dedi.
"ERZURUM KENDİ KODLARINA DÖNÜYOR"
Son yıllarda şehir hafızasına yönelik ilginin arttığını belirten Erzurum Arşivi Başkanı Baki Gezmiş, bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.
Gezmiş, "Erzurum'un sahip olduğu medeniyet birikimi yeniden keşfediliyor. İnsanlarımız tarihine, kültürüne ve şehir hafızasına daha fazla ilgi göstermeye başladı. Bu şehir kendi kodlarını yeniden hatırlıyor. Erzurum'un geleceği de işte bu hafızanın doğru okunması ve yeni nesillere aktarılmasıyla şekillenecektir." diye konuştu.