Erzurum'un kanaat önderlerinden Muammer Cindilli, hatıralarında yalnız çocukluk yıllarına değil, eski Erzurum'un insan ilişkilerine, mahalle hayatına ve şehir irfanına da yer verdi. Cindilli, Dere Mahallesi'nde şekillenen sosyal hayatın, insan onurunu esas alan bir anlayış üzerine kurulduğunu aktarırken, dönemin öne çıkan şahsiyetleri ve yaşanmış hatıraları üzerinden şehir kültürüne ışık tuttu.
ZENGİNLİĞİN GÖSTERİLMESİ AYIP SAYILIYORDU
Cindilli, çocukluk yıllarında mahallede en ayıp davranışlardan birinin zenginliğin teşhir edilmesi olduğunu anlattı. Bundan daha büyük ayıbın ise yoksulluğun insanlara hissettirilmesi olarak görüldüğünü ifade eden Cindilli, muhtaç durumda olmanın ya da yardım istemenin insan onurunu zedeleyecek şekilde değerlendirilmediğini, mahalle kültürünün insanı incitmemeyi esas aldığını kaydetti.
Hatıralarında bu anlayışın, mahallede yaşayan herkes tarafından benimsendiğini dile getiren Cindilli, sosyal dayanışmanın gösterişten uzak bir anlayışla yürütüldüğünü aktardı.
HACI BAHRİ BEY MAHALLE HAYATININ ÖNEMLİ İSİMLERİNDENDİ
Cindilli, bacısının kayınpederi Hacı Bahri Bey'i mahallede saygıyla anılan isimlerden biri olarak anlattı. Onun, mahallenin bugünkü ifadeyle adeta ombudsmanı kabul edildiğini belirten Cindilli, ihtiyaç sahiplerine yardım ederken kimseyi incitmemeye özen gösterdiğini ifade etti.
Hatıralarında, Erzurum'da "Paşa Hanım" anlayışına da değinen Cindilli, bu unvanın yalnızca varlıkla değil; mahallenin derdiyle dertlenen, çocuklara Kur'an öğreten, aileler arasında huzuru sağlayan ve yetimlere sahip çıkan hanımlara toplum tarafından verildiğini kaydetti.
Cindilli ayrıca Hacı Bahri Bey'in ihtiyaç sahiplerini gördüğünde cebine davranmadan önce onların gönlünü incitmemeye dikkat ettiğini anlatırken, bu tavrın dönemin mahalle ahlakını yansıttığını ifade etti.
"OKUDUĞU KİTAPLARI DEĞNEK ETMİŞ KAFAMIZA VURUYOR"
Hatıralarında Hatem Amca'nın anlattığı bir değerlendirmeye de yer veren Cindilli, bilgi sahibi olmanın kibir vesilesi yapılmasının şehir irfanında hoş karşılanmadığını aktardı.
Hatem Amca'nın, "Ola bu da okuduğu kitapları değnek etmiş kafamıza vuruyor." sözünü aktaran Cindilli, ilmin insanı olgunlaştırması gerektiğini, bilgiyi başkalarını küçümsemenin aracı hâline getirmenin ise mahalle kültüründe eleştirildiğini dile getirdi.
Bu değerlendirme sırasında Erzurum'da anlatılan bir şehir hikâyesini de paylaşan Cindilli, aklı temsil eden bir kişi ile kuvveti temsil eden diğer kişinin dostluğu üzerine kurulan kıssanın şehir irfanını yansıttığını belirtti. Hikâyede fedakârlık, dostluk ve nefse hâkim olmanın ön plana çıktığını ifade etti.
DERE MAHALLESİ'NDE TEVAZU HAYATIN PARÇASIYDI
Cindilli, Dere Mahallesi'nde bulunan Hacı Haşılızade Ali Efendi'nin evine ilişkin anlatılan bir hatıraya da yer verdi.
Büyük kapının heybeti temsil ettiğini, küçük kapının ise tevazuyu hatırlattığını anlatan Cindilli, aile büyüklerinden dinlediği bu hatıranın insanın makamı ne olursa olsun kulluğunu unutmaması gerektiğini öğütlediğini ifade etti.
Hatıralarında mahallede zamanla ortaya çıkan bazı söylentilere de değinen Cindilli, eski evlerde altın bulunduğu yönündeki anlatıları doğru bulmadığını belirtti. Erzurum'un ekonomik şartlarını ve şehir hayatını hatırlatan Cindilli, bu tür söylentilerin zamanla şehir efsanesine dönüştüğünü kaydetti.
AMERİKAN PEKSİMETİ VE SÜT TOZU HATIRASI
Cindilli, çocukluk yıllarında okullarda dağıtılan Amerikan peksimeti ve süt tozu uygulamasına ilişkin hatıralarını da paylaştı.
Ailesinin bu ürünleri almamayı tercih ettiğini anlatan Cindilli, bunun yoksulluğu gizleme amacı taşımadığını, aile büyüklerinin kendi değer anlayışı doğrultusunda hareket ettiğini ifade etti.
Hatıralarında bu yaklaşımın çocukluk yıllarında kendilerinde oluşturduğu düşünce dünyasını anlatan Cindilli, aile terbiyesi ile okulda karşılaşılan uygulamalar arasında kurulan ilişkinin o dönemin sosyal hayatını anlamak açısından dikkat çekici olduğunu dile getirdi.
ŞEHİR HAFIZASINA DAİR GÖZLEMLERİNİ AKTARDI
Cindilli, hatıralarında Erzurum'da Sultan Abdülhamit'e, Atatürk'e ve Millî Mücadele dönemine ilişkin toplumsal yaklaşımlardan da söz etti. Şehirde farklı görüşler bulunsa da hakaret ve aşağılamanın benimsenmediğini, saygının esas alındığını anlattı.
Ramazan ayına ilişkin yaşanmış olaylara da yer veren Cindilli, mahalle hayatında dinî hassasiyetlerin, komşuluk hukukunun ve birlikte yaşama kültürünün önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
Dere Mahallesi ekseninde aktardığı bütün bu hatıraların yalnızca kişisel anılar olmadığını belirten Cindilli, Erzurum'un sosyal hafızasını oluşturan şehir kültürü, mahalle dayanışması ve insan ilişkilerine dair önemli izler taşıdığını dile getirdi.