Palandöken
  20 Aralık 2014 Cumartesi Erzurum Gazetesi Web      
ford ercihan otomotiv
  Ana Sayfa     Güncel  |  Asayiş  |  Siyaset  |  Ekonomi  |  Kültür-Sanat  |  Sağlık-Yaşam  |  Spor  |  Araştırma İnceleme  |  Bölgeden  |  Türkiye  |  Erzurum Universiade 2011    
   
Ozanlık Geleneğinin Öyküsü
Ozanlık Geleneğinin Öyküsü
 
Doç. Dr. Dilaver DÜZGÜN/Size bir hikâye anlatacağım sevgili dostlar. Bu hikâyedeki olaylar tarihin derinliklerinde başlıyor.
 
6.4.2010 - 23:06
Size bir hikâye anlatacağım sevgili dostlar. Bu hikâyedeki olaylar tarihin derinliklerinde başlıyor.
Bir zamanlar Türkistan’ın uçsuz bucaksız coğrafyasında yaşayan atalarımızın yüreğine bir sevda düştü. Aldılar kopuzu ellerine, geçtiler halkın önüne, çaldılar, çığırdılar, raks ettiler, hastalara şifa buldular, dertlilere derman oldular, yol açtılar, yol gösterdiler. Kam denildi, baksı denildi, ozan denildi bu kutlu insanlara. Alp Er Tunga’nın ölüm haberini alınca toplandılar başına. “Alp Er Tunga öldü mü/Issız acun kaldı mı/Ödlek öcünü aldı mı” diye sorarak yüreklerinin yırtıldığını belirten sagular söylediler.
Korkut Ata bütün haşmetiyle çıktı ortaya. Türk dünyasının manevi iklimini bir baştan bir başa sevgi ve barış yumağı haline getirdi. Yeryüzünü “Gelimli gidimli dünya/Son ucu ölümlü dünya” biçiminde tanımladı. “Yöm vireyin Hanım” diye başladığı dualarını “Karlı kara dağların yıkılmasın. Gölgeli büyük ağacın kesilmesin. Ahir sonu arı imandan ayırmasın. Amin diyenler Tanrı’nın yüzünü görsün” diye bitirdi. Mertliği, yiğitliği önerdiği kadar gönül eri olmanın önemini de vurguladı.
Gün oldu, uzaklara gitmeye karar verdiler. Anadolu’nun kapılarına dayandılar. Yesevi’den, Yunus’tan, Mevlana’dan beslenerek yeni bir terkibe ulaştılar.
Karahanlıların Aprınçur Tigin’i, Kül Tarkan’ı Çukurova’da Karacaoğlan oldu. Ömrünü güzele ve güzelliğe adadı. Güzel görünce sözünü esirgemedi. Ancak, “Ben güzele güzel demem/Güzel benim olmayınca” diye şart koştu. Kendisine itiraz edildiğinde, “Bana kara diyen dilber”, senin “Kaşların kara değil mi?” diyerek cevabı yapıştırdı.
Derinlerden bir ses geldi. “Ela gözlerine kurban olduğum/Yüzüne bakmaya doyamadım ben” diyordu. Kimileri Aydın’dan geldiğini söylüyor bu sesin, kimileri Konya’dan. Bazıları daha uzaklardan, Hanlık devri Kırım’ının güçlü bir sesi diyor buna. Bu konu ihtilaflı olsa da bizim coğrafyamızdan geldiği kesin. Çünkü Âşık Ömer’in sesi bu.
Erzurum’dan, Tanbura köyünden bir delikanlı çıkageldi. Medreseye gitti, aradığını bulamadı; tekkeye girdi, yüreğindeki ateşi söndüremedi. Dolaştı bütün Anadolu’yu. Payitahta kadar ulaştı şöhreti. Ama onun gönlünde başka tutkular vardı. “Tutam yar elinden tutam/Çıkam dağlara dağlara” diyordu. Issız dağ başlarında aşkın sınırsız özgürlüğüne ulaşmak için çırpınıyordu belli ki. Ancak onun da çare olmayacağını biliyor, “Olam bir yareli bülbül” ve “İnem bağlara bağlara” diyordu. Sonunda “Gel Emrah aldanma sen bu laneye” diyerek kendini teskin etmeye çalışıyordu.
Toroslarda Dadaloğlu oldu. Devlet iskâna zorladı bu Avşar yiğidini. Dağların havasını, kırların kokusunu bırakarak bir mahalleye, bir sokağa, bir eve hapsolmak neydi? Gelmem dedi. Padişahtan ferman çıktı gelsin diye. O da vazgeçmedi ısrarından. “Ferman padişahın, dağlar bizimdir” diye haykırdı.
Deliktaş’ta Ruhsati oldu, “bir arzuhal yazdı şahlar şahına” ve “sabır köşesinde oturmaya” karar verdi.
Bolu’da Dertli az mı mücadele etti sanatına karşı çıkanlarla. “Şeytan bunun neresinde?” diye sordu çevresindekilere.
Bayburt’ta Zihni oldu. Her âşık gibi gurbetin yolunu tuttu. Doğduğu yerlerin özlemine fazla dayanamadı. Ancak döndüğünde gördüğü manzara karşısındaki mahzunluğunu mısralara döktü. “Vardım ki yurdundan ayak göçürmüş/Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı” diyerek iç geçirdi.
Çıldır’da Şenlik oldu. Aziz milletimizin zor günler yaşadığı zamanlarda herkese şu değişmez parolayı haykırdı: “Ehl-i İslam olan işitsin bilsin/Can sağ iken yurt vermeniz düşmana”.
Narman’da Sümmani oldu. “Ya Rab gönlümü hoş eyle” dedi. Yetmedi, “Ya sabır ver ya bağrımı taş eyle” diye yakardı. Dayanamadı, “Ya bir çift kanat ver ya da kuş eyle” diye yalvardı. Neden? Acelesi vardı çünkü, “tez yetişem” diyordu, “dost bağında talan var” diyordu.
Veysel oldu Şarkışla’da. “Uzun ince bir yol”a girdiğini fark etti ve “Dostlar beni hatırlasın” diye tembih etti. Gözleri görmese de gönül gözü görüyordu.
Bu gönül gözü açık olanların kervanına İhsani Şenkaya’dan, Ruhani Tortum’dan katıldı. Kutlu sevdanın ateşi onların yüreklerine de düşmüştü.
İhsani, “Bülbül ötmez baykuş gitmez yıkılmış viraneyim/Al kazmayı vur bağrıma göreceksin ben neyim/Yıllar geçti eylenmeyen durmayan pervaneyim/Odunu yok ateşi var nar arasan işte ben” dedi yıllarca. Doğru söylüyorsun hey koca çınar. Ben tanığıyım bunun. Yaşın seksenlerde. Bağrında ateş, dilinde hakikat, elinde saz, ışık saçıyorsun insanlara. Işığın daim olsun üstad.
Diğer söz ustası Ruhani ise “Sorarsanız kimliğimi/Ben bir gariban aşığım” diye tanımladı kendini. Gözyaşı ile arasındaki bağı “Boş verin güldüğüm anı/Ağladığım an âşığım” sözleriyle ortaya koyarken içinde bulunduğu durumu şöyle özetledi: “Yarayım kalbi yarayım/Dermana kime varayım/Gece görünmüyor ayım/Gündüzü zindan âşığım.”
Reyhani az mı söyledi? “Bazen Erzurumlu gelin düştü aklına”, bazen yarini bekledi “yolu koklaya koklaya.” Kimi kez umutlarını yitirdi, “Yolumu bekleme belki gelemem/Kalmışım yol geçmez dağın içinde” diye kestirip attı. Sonunda hepsinin fani olduğunu anladı ve Mevla’sına yöneldi: “Rahmeyle ya Rab/Rahmana geldim/Bendeki talep/Erkâna geldim.”
Erzurum’dan bir dadaş haykırdı gür bir sada ile. Ali Rahmani’nin sesiydi bu: “Atam gazi oldu hey dedem de şehit yattı/Kahpelerden hesaplar sorduk da dadaş olduk.” Böyle dedi ve sonunda kendisi de şehadet şerbetini içti.
Çobanoğlu ise dünyanın faniliğini çok önceleri fark ederek “Neyine güvenem yalan dünyanın” demiş ve sormuştu: “Kerem’i yandırıp kül etmedi mi?”
Bu sanat bitti diyenlere inat, vefakâr ve cefakâr bir âşık çıktı Erzurum’dan ve âşıklığın mektebini yönetti yıllarca. Mektep dediğim, kahvehane. Yani âşıkların yetiştiği, sazla sözle yoğrulduğu mekân. Nuri Çıraği’den bahsediyorum. O, sadece kahvehane denilen ocağı, mektebi değil, onunla birlikte gönlünü de açtı sanatseverlere, şiir dostlarına.
Sonra bir Çerkezoğlu oldu. Bazen “Kargapazarı’nın tezgin ceylanı” olarak adlandırdığı gönül avcısına “Gezer bu yaylada boşa gözlerin” diye sitem etti ve sormaktan alıkoyamadı kendini: “Anlaşılmaz tabiatın lisanı/Ne söyledi  kara taşa gözlerin.” Ama söz konusu vatan olunca, bayrak olunca rengi aniden değişti. “Ben Çerkezoğlu’yum severim seni/Ölünce istemem bezden kefeni/Sevdiğimsin gerdanına sar beni/Sensiz gitmem kabristana bayrağım” diye haykırdı.
Sadece şiir mi söylediler bu saz ve söz ustaları? Hayır. Aşk denilen olguyu evirdiler, çevirdiler, halden hale soktular. Bazen Manas adıyla çıktılar ortaya, bazen Âşık Garip sıfatıyla. Ferhat’a dağ deldirdiler, Kerem’i kül ettiler Aslı’nın yolunda. Mecnun’u çöllere düşürdüler. Kimi kez Köroğlu’nun dilinden haykırdılar “Mert dayanır namert kaçar/Meydan gümbür gümbürlenir” diye.
Velhasıl, bağrı yanık insanların yüreğine su serptiler. Sevgili dediler, vatan, millet, bayrak dediler. Hepsinden önce Mevla dediler. Demek ki kökü sağlammış bu geleneğin. Dalları kavi, yaprakları taptazeymiş. Meyvelerinin tadına doyulmazmış. Âşıklık geleneğiymiş bunun adı.
dilaverduzgun@gmail.com
Bu haber 30553 defa okunmuştur.


Arkadaşına Gönder   Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

  Bu kategorideki diğer haberler


Bilgi Mabedinin Minberindeki Adam: Orhan Koloğlu

Modern Hayatın Sorunları Karşısında Çocuk Olmak

“Batı hak ve eşitliği Türklerden öğrendi”
»  İnsanı Yücelten ve Saygın Kılan Değerler
»  Şakaya gelmeyin..
»  Eğitim’de Doğu tazminatı önerisi
»  Eğitim çalışanlarının dramı
»  Aydınların Ve Yazarların Çocukları
»  Nevruz Türk Kültürü’nün eseri..
»  Türk Dünyasında Nevruz
»  Türk Kültürü’nde Nevruz Geleneği
»  Avrasya’nın Ortak Bayramı: Nevruz
»  Bir Divan Edebiyatı Uzmanı Yazarın Askeri Anıları
»  DEİK sanayicinin güvenini araştırıyor
»  Depremden korkmayın, tedbir alın
»  "İnternete Erişim Temel Hak"
»  "Televizyon tek tip insan modeli oluşturuyor"
»  Sıradışı Bir Başarı Öyküsü: Sol Ayağım
»  2010 Kur'an Yılı
»  Türkiye'nin Zihin Tarihi" sorgulandı
»  Seyyahlara Sorduk: Erzurum’u Nasıl Bilirsiniz?
»  Bilim Dünyası Doğramacı’ya ağlıyor
»  Medar-ı İftihar Tarihçimiz: “Halil İnalcık”
»  Türkiye’nin Dijital Gündemi “Eğitim”
    ÇOK OKUNANLAR
    YAZARLAR
Kadir Sabuncuoğlu
Lütfü Yücelik Orman Kuruyor
Kadir Sabuncuoğlu
Mahmut Akdağ
Ahmet Göksan
İstemihan Avcıgil
M.Tevhit Gülseven
Metin Boşnak
Ali Kemal Koçak
Mustafa Damlarkaya
Ö. Faruk Kayaalp
Yavuz Öztürkler
    ERZURUM GAZETESİ
    SON EKLENEN YORUMLAR
KÜ, Mütefekkir Cindilli’yi ağırladı
Övünüyoruz daim: Zengin olabilirsiniz, malınız giderse birşey kalmaz. Şöhret olursunuz, yıldızınız sönerse ...
KÜ, Mütefekkir Cindilli’yi ağırladı
Çok şükür Cindillilerimiz,Şahin özbeklerimiz, Hayro Babalarımız, ibrahim Aydemirlerimiz, ...
KÜ, Mütefekkir Cindilli’yi ağırladı
Okan DEMİR: Bu çalışma sanırım Adem Yavuz Sönmez'in eseridir. Çok isabetli bir faaliyette bulunmuşlar. ...
Erzurum tarımına yeni rota
ejder tepesi -2: bulup bu güzel Erzurum'umuzu bu durumdan kurtarmalısınız.Yazık oluyor bu şehire. Böyle ...
Erzurum tarımına yeni rota
ejder tepesi-1: Sayın Valim bu şehirde bir üniversite ve onun bir ziraat,bir su ürünleri fakülteleri ...
    KÖŞE YAZISI YORUMLARI
'Bir plaket ver' devri bitti!
plaket kaç kuruş...: komedi :)))) plaket vermezse ülke ormana dönüşecek….
Erzurum’un Kandilleri- H.Hafız İbrahim Gürgür Hoca Efendi
israfil bayındır: Hocam hürmetlerimi sunarım..Çok güzel bir yazı..Sağlık sıhhat ve afiyeter dileklerimle..
'Bir plaket ver' devri bitti!
misafir: bir plaket ortalama 17 tl bir belediye abartılı bir rakamla ayda 50 kişiye plaket verse ...
'Bir plaket ver' devri bitti!
Sabri TOPDAĞI: Plakete gelene kadar daha ne israflar var. Hemen yanlış anlaşılmasın, örneğin; Erzurum'da ...
İki Nene, İki Öğüt!
Mami: Güzel duyarlı bir yazı tebrikler.
    HAVA DURUMU
  Erzurum
Cumartesi Pazar Pazartesi
2 / -3 °C 0 / -3 °C -2 / -5 °C
    PİYASALAR
ABD Doları 2,3148
EURO 2,8321
İMKB 83,5740
Altın 89,0190
    ARŞİV
    ANKET
Bugün Seçim Olsa:
Yerel Seçimdeki tercihim değişmez
Başka bir partiye oy vereceğim
Oy kullanmayabilirim
Kararsızım
   
sanalbasin.com üyesidir
    ERZURUM GAZETESI IN ENGLISH
 
    E-POSTA LİSTESİ
Yeniliklerden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olun.
E-posta adresi :
E-Gazete | Künye | Reklam | Sitene Ekle | Haberler | Köşe Yazıları | Add to Google Tasarım, Programlama ve Barındırma