ford ercihan otomotiv
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden Türkiye Teknoloji Seçime Doğru
‘Türk örfünde afları yok !’
‘Türk örfünde afları yok !’
TÜSEB'ten Yerli ve Milli İlaç üretim atağı
TÜSEB'ten Yerli ve Milli İlaç üretim atağı
Kırsal kalkınmaya 970 milyon liralık hibe
Kırsal kalkınmaya 970 milyon liralık hibe
Müzekart 1 Mart'tan itibaren 60 TL
Müzekart 1 Mart'tan itibaren 60 TL
Konut fiyat endeksi arttı
Konut fiyat endeksi arttı

M.Tevhit Gülseven

Deprem ve Deprem Empatisi
26 Ocak 2020 Pazar

İlk yaşayarak korktuğum deprem 1966 yılı ağustos ayında yaşadığımız Varto depremi olarak tarihe geçen depremdi. 2.394 kişi hayatını kaybetmişti. Gündüz 14.22 de yaşanmıştı. Gündüz olmasaydı can kaybı belki de katlanırdı.

1966 yılı Varto depremi sabahı 11 sularında küçük bir deprem olmuştu; rahmetlik Babaannem, “bu sanki alttan yukarı doğru vurdu, inşallah sonrası olmaz” demişti. Sonrası felaket oldu. Bu bir tecrübeydi! Hiç unutmadım!

Sonra Erzincan, Horasan, tekrar Erzincan, Afyon; Bingöl, Kocaeli 1 ve 2, Akdeniz depremleri yaşandı.

Her depremden sonra kalbimiz kanadı!

Korkunç bir durum; deprem, büyük felaket!

1992 yılı ağustos ayında Erzincan’da bir eczanede bulunduğumuz sırada orta şiddette bir deprem olmuştu. Ben arkadaşımla çok fazla panik yapmadığımız halde orada bulunan Erzincanlılar büyük bir panikle kendilerini dışarı attılar, biz o kadar da korkmamıştık aslında. Sonra arkadaşım Sacit H. bir şaka yaptı; bu kadar niye panik oldunuz diye! Aslında niyeti korkularını biraz hafifletmek, ortamı yumuşatmaktı.   Erzincanlı arkadaşın yüzü daha bembeyazdı, Ecz. Hanım titriyordu, su falan verdik, içeri girmediler ve Başkalfa; “siz depremle ilgili hiçbir şey bilmiyorsunuz, bir deprem yaşamamışsınız” demişti bize.

Erzincan 1992 yılında yıkıldığında o arkadaşımızın ne kadar haklı olduğunu anladım.

Hatta 1986 yılında gene aynı arkadaşımla hiç unutmuyorum bir kandil gecesi bir otelde kalıyorduk, deprem oldu ve bizden başka galiba herkes geceyi dışarıda geçirmiş, kimse evlerine girememişti. Bu bizim depremin gerçek yüzünü görmediğimizden kaynaklanmıştı!

Deprem sonrası konuşmalara bakıyorum, gerek hükümet ve gerekse muhalefet ve gerekse depremle ilgili akademisyenler; konuşuyorlar, tavsiyelerde bulunuyorlar, herkes birbirini bir noktada suçluyor, işlerini eksik buluyor!

Aslında eksik olan bizim milletçe bilgi ve davranış eksikliğimiz!

Depremi yaşayana kadar ciddiye almıyoruz! Bu ne demek? Binalar yaparken çimentosunu, demirini hesaplamıyor ve belki de göz kararı yapıyoruz. Ruhsatta kolay alınabiliyor; demek ki? Belediyeler deprem konusunda zaten sınıfta kalmışlardır.

Erzincan’da hasarlı binaların tekrar makyajla güya güçlendirilerek yeniden kullanıma açıldığını biliyorum. Kirişi, kolonu çatlamış bir sürü bina kullanılıyor! Deprem biraz unutuldu mu; binaların kat sayısı hemen deprem lehine yükselmeye başlıyor; mesela Erzincan’da çok katlı binalar yapılmaya başlanmıştı(!) 1992 öncesi!

En başında depremde toprak ve enkaz altında yatanların yerine kendimizi, çocuğumuzu, sevdiklerimizi koyarak düşünebilsek; daha sağlam binalar yaparak depreme tedbir alacağız. Ama düşünmediğimiz ve empati* (1) yapmadığımız için de her depremde acı kayıplar veriyoruz.

Ve her acı düştüğü yerde kalıyor!

Gerçek empati yapmalıyız. Sıcak odamızda, elimizde sıcak çay, kalorifer açık, yumuşak minder, sıcak yatağımız veya kuruyemiş yerken televizyonda oradaki insanlara üzülmek, hatta ağlamak empati değildir. Mesela sokağa çıkıp aç karnına, susuz, uykusuz ve sevdiklerimiz bir metre yanımızda yerin dibinde hayatta olup olmadıklarını bilmeden beklemeyi düşünmek; belki yüzde bir veya iki empati yapmak sayılabilir!

Deprem kaderdir ama depremde ölmek kaderin dışında cüzi iradeyi kullanmamanın, eğitimli olmamanın, tedbir almanın bile ne demek olduğunu bilmemenin bedelidir!

Büyükler yapar, bebekler, çocuklar, kadınlar mazlum ve masumlar, bedel öder; ne yazık ki!

 

*(1) Empati; karşındakinin yerine kendini koymak, kendini onun durumunda düşünebilmek.

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ERZURUM GAZETESİ
YAZARLAR
M.Tevhit Gülseven
M.Tevhit Gülseven
Beydeba’dan La Fontaine’ye Hayvanlardan Öğütler
Ahmet Göksan
Ahmet Göksan
Belleğin Unutulanı
İstemihan Avcıgil
İstemihan Avcıgil
Millet gereğini bekliyor...
Vahdet Nafiz Aksu
Vahdet Nafiz Aksu
Çöken Bir Binanın Yanında Gözyaşı Dökmemek İçin
Erdal Güzel
Erdal Güzel
ASELSAN Erzurum’a Gelemez mi?
Kadir Sabuncuoğlu
Kadir Sabuncuoğlu
Zirveden İnmeyen Bilim Adamı
ERZURUM
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
ANKET
Sizce, Erzurum'un 2023 Sürecinde Önceliği

Tarım
Turizm
Eğitim
Ulaşım
Şehircilik
Sanayi
Sosyal Performans

Sonuçları göster Anket arşivi
FACEBOOK'TA ERZURUM GAZETESİ
TWITTER'DA ERZURUM GAZETESİ
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva