ford ercihan otomotiv
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden Türkiye Teknoloji
‘Erzurum huzur kenti’
‘Erzurum huzur kenti’
Yakutiyespor BAL’a iyi başladı
Yakutiyespor BAL’a iyi başladı
Büyükşehir’den enerji yatırımı
Büyükşehir’den enerji yatırımı
Erzurum Bölgesinde yoksulluk oranı düşüşte
Erzurum Bölgesinde yoksulluk oranı düşüşte
Polis metruk binaları taradı
Polis metruk binaları taradı

M.Tevhit Gülseven

Bayramda Şahit Oldum ki!
27 Ağustos 2018 Pazartesi

İçindeki İsmail neyse onu kurban etmezsen, koyun kessen ne olur”? Diyor; Ali Şeriatı. İçimdeki İsmail nefsimle öyle sarmaş dolaş ki; kurban etsem de İsmail’e kıyamıyorum.

İçimdeki ben terbiye edilecekse, önce arzularıma gem vurmalıyım.

Akıl, eğitimle seviyesini yükseltebilir ancak!

Akıl kullanarak hayatımızı daha konforlu, mutlu, yaşanabilir hale getirebiliriz!

Bayramda gördüğüm bazı aksaklıklar; aklımızı kullanmayı öğrenerek, eğitimimizi yükselterek düzelebilir! Herkes hakkını, duracağı yeri bilmeli ki; herkes de hak ettiği kendi zirvesine ulaşabilsin.

İshal, kusma, halsizlik, gözlerimde kararma (tansiyonum evde 9/4.5 du) şikâyetiyle bir fakülte hastanesinin aciline gittim. Bir acil asistanı, yanında bir stajyer doktor oturuyor. Doktor şikâyetlerimi sordu. Anlattım. Doktor bey ilaç yazdı, “Hemşireye gidin bir iğne yapsın, reçetenizi de alın” dedi. Neyim var doktor bey diye sordum; “İshal, önemli bir şey değil” dedi. Muayene etmeden teşhis?

Ben otuz yıl doktor, hastane, acil çalışmış birisi olarak kendimi tedavi etmeye karar verdim.

Doktor ne yapabilirdi; doktor bey bir tansiyonumu ölçmeliydi, nabzıma bakmalı ve en azından kanda sodyum, potasyum tahlili istemeliydi. Acile gelen her hastaya tansiyon ölçülür diyen acil hastalıkları uzmanlarıdır. Ve bana kaybettiğim mineralleri ve sıvıyı yerine koyabilmek için bir serum takmalıydı diye düşünüyorum.

Oldukça virajlı bir yolda yaklaşık 30 km hızla ilerliyorum. Köyün içinden geçerken hızımı 20 km hıza düşürdüm. Yolun ortasında yabancı bir ülke plakalı iki araç sağlı sollu durmuşlar, yemin ediyorum tam yolun ortasında çoluk çocuk sohbet ediyorlar. Korna ile ikaz ettim, 10 km hıza düştüm, ayağım frende! Aradan geçmek zorunda kaldım. İki kadın bana hakaretle bağırdılar, biraz yavaş, adam gibi git diye; şaşırdım! Çok dar bir yol ve durma hızında ikaz ediyorum ama onlar yolu boşaltacakları yerde bana bağırıyorlar; hayret. Yaşadıkları yabancı ülkede bunu yapabilirler mi; elbette hayır!

Haydi, iki bardak çay içelim diye bir ağacın altına oturmaya kalktık; tam hazırlık yapıyoruz bir berbat koku! Bir baktım etrafa gelişigüzel atılmış çöp poşetleri! Burada olmaz dedim, on dakika sonra bir belediye tarafından yapılan gayet güzel, çam ağaçlarının altına yapılan kamelyaları gördüm, oturalım dedim; Allah ne göreyim bir ablamız çocuğunun altını değişmiş bezlerini hatıra babından ahşap masanın altına saklamış. Beş metre ileri gittik koku gelmez diye orada da gelişigüzel kadın bağı!

Hayırsever bir vatandaşımız on kişinin namaz kılabileceği bir mescit yaptırmış. Yanına iki ayrı tuvalet ve ön ve arkadan akan iki musluklu bir çeşme koymuş. Allah hayrını kabul etsin, belki de gelip çevresine atılan çöpleri görse; yemin ederim ki yaptığına pişmen olur!

Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler içinde Akdeniz’i en çok atıklarla kirleten ülke bizmişiz; biliyor musunuz?

90 km hızla ilerliyorum. Kamyonetle hakkım 110 km hız yapmama izin veriyor. Asla kullanmıyorum. Hem kendimi hem karşıdan gelenleri, hem beni sollayacakları riske etmemek için! Hem kendimi, hem karşıdan gelenleri, hem beni sollayacakları sevdiğim için; hem çok saygı duyduğum için diyorum ki; geç olsun, güç olmasın, kazasız, belasız. Adam desem üzülürüm; birisi bir makas, bir sol çekiyor, inanılmaz.

Hayatında tavuk kesmemiş insanların sığır kesmeye çalışmalarını, soğan doğramasını bilmeyen insanların balta, satır kullanmasını anlarsanız bana da anlatın; olur mu?

Aslında bugünkü yazımda “su” israfını yazacaktım. Yakın çevremden başlayarak insanlara “su” hayattır, bitti mi, dibi geldi mi hayat bitmiş demektir gibisinden bir şeyler yazacaktım. Yaşadığı yeri kendisi ve kendisinden sonra gelecekler için bile temiz tutmak istemeyenlere “su” nasıl anlatılır; bilemedim!

Ama içimde bir umut var ki düzeleceğiz, her taraf tertemiz olacak, çevremizi, kendimizi temiz tutacağız, risksiz yaşamaya çalışacağız, kimseye zarar vermeyeceğiz diye;  işte o umudum hiç bitmiyor!

Bir umut işte!

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ERZURUM
ERZURUM GAZETESİ
YAZARLAR
Vahdet Nafiz Aksu
Vahdet Nafiz Aksu
TEKNOFEST'in Düşündürdükleri
Ahmet Göksan
Ahmet Göksan
Suçun Cezasızı
İsmail Aydemir
İsmail Aydemir
Nefret diye bir kavram kalır mıydı?
Kadir Sabuncuoğlu
Kadir Sabuncuoğlu
Erzurumspor Nereye Gidiyor?
M.Tevhit Gülseven
M.Tevhit Gülseven
Bayramda Şahit Oldum ki!
Yavuz Öztürkler
Yavuz Öztürkler
Depremler Ülkesi Japonya ve Mucizesi-1
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
ANKET
Palandöken ve Konaklı Kayak Merkezine

Hiç Gitmedim
1 Kerre gittim
1'den fazla gittim
Her hafta sonu gidiyorum

Sonuçları göster Anket arşivi
FACEBOOK'TA ERZURUM GAZETESİ
TWITTER'DA ERZURUM GAZETESİ
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva