11 Kasım 1944’te doğan ve 4 Temmuz 2000 Salı günü hayata gözlerini yuman sinema sanatçısı Kemal Sunal, genç denilebilecek yaşta kaybettiğimiz bir sanatçımızdır. Her sanatçı gibi onun da öldükten sonra şöhretinin giderek artacağı anlaşılıyor. Kemal Sunal’ın en büyük başarısı “güldürürken güldürdüğünden habersiz gözükmesi”dir. Bütün komikler başarılarını bu tılsıma borçludurlar.
Türk halkı kendisini, kendi kusurlarını, kendi başarılarını onun baş rolünü oynadığı filmleri izleyerek görmüş, onu darılmadan, kırılmadan gülümseyerek izlemiştir. Farklı kanallarda hemen her gün izlenebilen Kemal Sunal filmlerini “Kemal Sunal Gerçeği” olarak değerlendirmek zorundayız.
Kimilerine göre basit, sıradan kabul edilen konular aslında Türk insanının hayat tarzını yansıtmaktadır. Bunun içindir ki onun filmleri her gün tekrar tekrar izlendiği halde giderek artan bir ilgi görmektedir. Bu ilginin nedenleri, toplum bilimcilerce çok iyi araştırılmalıdır.
Kemal Sunal’ı başarıya götüren en önemli nedenlerden birisi, halkımızı çok iyi tanımasıdır. Sosyal hayatta sıradan insanlar yanında, uyanık geçinen saflarla, saf geçinen uyanıklar da önemli bir yer tutmaktadırlar. Uyanık geçinen saflar çabucak aldandıklarından topluma fazla zarar vermeden etkisiz hale getirilebilirler.
Asıl tehlikeli olanlar saf geçinen uyanıklardır. Bunların bir değil, birkaç yüzleri vardır. Bu özellikleri onları tanımayı zorlaştırır. Bunların gerçek yüzlerini ortaya çıkarmak oldukça güçtür.
Çoğu zaman sahte yüzleri ile hayattaki rollerini başarı(!) ile tamamlarlar. Bunun için de her dönemin adamıdırlar. Hep çıkarlarını ön plana aldıklarından, topluma büyük zarar verirler. İşte Kemal Sunal pek çok filminde asıl tehlikeli olan bu tipleri konu almış, onların gerçek yüzlerini su yüzüne çıkarmaya çalışmıştır.
Kemal Sunal mizahı, bizi çevreleyen ahmaklıklara, çıkarcılığa, sahteciliğe karşı bilinçli bir başkaldırmadır. Halk tiyatrosunda güldürürken ağlatan bu tarz mizaha “kara mizah” veya “acı mizah” denilmektedir.
Kara mizah, hayatın çirkinliğini sert, acı, kimi kez de umut kıran bir dille haykıran bir mizahtır. Kısacası kara mizah, ölümün acı gülüşü ile gülen mizahtır. Bu bakımdan Kemal Sunal mizahına “kara mizah” veya “acı mizah” demek yerinde olur.
Kara mizah dilimizde “gülüyorum ama içim kan ağlıyor” sözüyle açıklanan bir mizahtır. Kemal Sunal’ın insanları güldürürken, gülümseyişindeki hüznü (dikkatle bakılınca) görmemek mümkün değildir. Bu acı gülümsemenin nedenleri, Türk halk yaşayışının yüzyıllardan beri süregelen hayat tarzı ile açıklanabilir. Halk hayatında önemli ölçüde yer alan umut-umutsuzluk, züğürtlük-zenginlik, korkaklık-cesaret, saflık-uyanıklık, güzellik-çirkinlik, doğru-yanlış gibi tezatlarla, cehaletten kaynaklanan kan davaları, törelerin baskısı, Kemal Sunal acı mizahının ana konularını teşkil etmektedir.
Kemal Sunal mizahını, “hayatı hafife almak” olarak düşünmemeliyiz. “Kemal Sunal mizahı” demek, “güler yüzle ciddî olmak, tebessümü ciddîliğe engel olarak görmemek” demektir. Kemal Sunal mizahı demek, “kötülerin saklı tuttukları gerçek yüzlerini su yüzüne çıkarmak ve acı gerçeği gülerek karşılamak” demektir.
Kısacası, Kemal Sunal mizahı, bizi çevreleyen ahmaklıklara ve çıkarcılığa karşı bir başkaldırmadır. Bunun için de bir kara mizahtır ve hayatın gerçeğidir. Onun filmlerinin halkımız arasında sevilmesinin, usanılmadan seyredilmesinin özündeki espriyi göremeyenler, halkı ve halkın sanatkârını yeterince tanımayanlardır.