02 Eylül 2010 Perşembe Erzurum Gazetesi Web      
ford ercihan otomotiv
  Ana Sayfa     Söyleşi  |  Türkiye  |  Araştırma İnceleme  |  Güncel  |  Ekonomi  |  Siyaset  |  Asayiş  |  Eğitim  |  Spor  |  Kültür-Sanat  |  Sağlık-Yaşam    
 
 
 
Türk Halk Kültürü Ve Erzurum
Dr.Lütfi Sezen   01 Ağustos 2009 Cumartesi

Erzurumlu Emrah’ın Şiirlerinde Aşk Ve Gurbet



Âşıklar, eski Türklerin ozan dedikleri saz ve söz sanatçılarının günümüze kadar gelmiş olan temsilcileridir. Anadolu’da âşık adına XV. Yüzyıldan itibaren rastlıyoruz. Türkçe ışık, Arapça seven ve gönül açan anlamına gelen âşık kelimesi, önceleri dinî şiirler söyleyen şâirler için kullanılmış, daha sonra saz şâirlerinin hepsine âşık denmiştir.



AŞIK  ŞİİRİ



Âşık şiiri halk şiiridir. Halk duyuş ve düşünüşünün ürünüdür. Gerçektir. Halkımızın yüzyıllar boyunca süren sevinci, aşkı, zevki, kini nefreti, acısı, çilesi, dünya görüşü, kısacası hayat tarzı, halk şiirinin mısralarında kendisini bulmuştur. Geçmiş yüzyılların karanlıkları arasında yürüyüp giden âşıklık geleneğinin, gelecek kuşaklara aktarılmasında sözlü geleneğin önemli bir yeri olmuştur. Çoğu ürün sözlü gelenekle kuşaktan kuşağa aktarılabilmiştir. Ülkemizde ve özellikle Doğu Anadolu bölgemizde yetişen halk şâirlerinin de sözlü geleneğin yaşatılmasında değerli katkıları olmuştur.



ANADOLU’NUN  DEĞERLERİ



XIX. yüzyılda, Anadolu’da yetişen şâirler arasında Dertli, Seyranî, Bayburtlu Zihni, Dadaloğlu ve Erzurumlu Emrah büyük şöhret kazanmışlardır. Anadolu’nun muhtelif sahalarında yetişen birçok saz şâiri ancak mahallî bir şöhrete sahip olabildikleri halde, bu beş şâirin şöhreti ve eserleri memleketin her tarafına yayılmış, şehir ve kasabalardaki âşık kahveleri, konaklar ve diğer eğlence yerleri bunların nağmeleriyle dolmuştur.



TÜRK HALK EDEBİYATINDA BİR DADAŞ SESİ



XIX. yüzyılın ünlü saz şâiri Emrah, saz şâirleri içinde klâsik edebiyatı en iyi bilenlerdendir. Her türlü güzelliğe tutkun biridir. Uçarı bir hayat anlayışına sahiptir. Emrah’ın şiirlerinde temel konular aşk, gurbet, ayrılık olmakla birlikte, dinî ve tasavvufî düşüncelere de yer verilmiştir. Tasavvufî yönü fazla derin olmadığından, bu vadideki şiirleri sıradandır. Ayrıca dönemin diğer halk şâirlerinde görüldüğü gibi bazı şiirlerinde sosyal problemlere de değinmiştir.



ERZURUMLU EMRAH’In şiirleri



Erzurumlu Emrah’ın asıl şöhretini sağlayan XIX. Yüzyılın ortak zevkini yansıtan aşk, ayrılık ve gurbet şiirleridir. Onun şiirlerinde  derinlikten ziyade zarafet ve incelik, ıstırap ve feryattan ziyade tevekkül ve kayıtsızlık göze çarpar. Şiirlerini âşık fasıllarında okumak üzere yazan Emrah, deyişlerinde XIX. Yüzyıl âşık tarzının bütün özelliklerini yansıtır. Çok yönlü bir şâirdir. Şiirinde asıl konu aşktır. O, her şeyden ziyade bir aşk şâiridir.



“Sevdiğim defter-i divân içinde



Var imiş bir âşık (Emrahî) derler”



Aşk önünde daima eğilen Emrah’ın sevgiliye yaklaşımı oldukça içtendir.



“Zülfünün telinde elim çekmezem



Çekilse destinle kemendim benim”



Sevgiliyi vazgeçilmez ölçüde benimseyen Emrah, bu uğurda ölümü göze almaktan çekinmez. Sevgiliden zorla ayrılması durumundan neler yapabileceğini şöyle dile getirmektedir :



“Güzeller güzeli şahane dilber/ Seni terketmezem bin kan olursa/ Ne mümkün sevdiğim vazgeçmem senden/ Cümle âlem bana düşman olursa”



Emrah, uçarı bir gönül adamıdır. Güzeller karşısındaki zaafını ve uçarılığını şiirlerinde dile getirmekten kaçınmaz. :



“Bizlere dünyada irâd-ı devlet/ Mirâs-ı perdeden sevdâ mı kaldı/ Her güzeli gördüm kıldım iltifat/ Mecnun olmadığım suna mı kaldı”



Emrah’ın şiirlerindeki sevgili genellikle vefasızdır, erişilmezdir :



“Elâ gözlerine kurban olduğum/ Niçin beni böyle giryan edersin/ Şem’i visâline  pervane gibi/ Yakıp ciğerimi biryan  edersin”



Vefasız, zalim ve erişilmez olan sevgili bu özelliklerinden dolayı bedduayı hak etmiştir.



“Sevdiğim Allah’tan budur niyazım/ Pervaneler gibi nâra düşersin/ Dillerim derdine derman olmasın/ Şeydâ  bülbül gibi zâra  düşesin!”



Ona göre sevgilinin vefasızlığı çoğu zaman kaderin bir cilvesidir :



“Ezel kâtipleri tahrir  edince/ Benim ikbâlimi kara yazmışlar/ Âşıkı mâşuka taksim edince



Beni bir vefâsız yâre yazmışlar”



Vefasızlık, umursamazlığa ve küçümseyici bir aldırmazlığa yönelince o, kadere boyun eğen içine kapanık Emrah’ın yerini kızgın, bağışlamaz bir Emrah alır :



“İki yakan bir araya gelmesin/ Seni gören hiç merhamet kılmasın/ Daim ağlamaktan yüzün gülmesin/ Garip Mansur gibi dara  düşesin”



Emrah’ın şikâyetleri arasında sevgilinin kararsızlığı önemli bir yer tutar :



“Bir nazenin bana gel gel eyledi/ Varmasam incinir, varsam incinir/ Beyaz gerdanından, ince belinden/ Sarmasam incinir, sarsam incinir



EMRAH’IN ÜSLUBU



Emrah, şiirlerinde çoğu zaman dostça konuşur, başına gelen sevdâ veya belâdan gönlünü sorumlu tutar. Kendini sevda ve belâlara düşüren gönlüne sitem etmeden geçemez :



“Bin kerre nasihat eyledim sana/ Gönül düşme dedim bu deryalara



Sen gûş u hûşunu  vermedin bana/ Düşürdün başımı ne belâlara”



Emrah’ta sevgiliye olan aşkın dillere düşmesi endişesi vardır. Aşkın dillere düşmesi sevgiliyi zor durumda bırakıp incitebilir:



“Birin bilir, birin bilmez/ Bu dünya kimseye kalmaz



Yâr ismini desem olmaz/ Düşer dillere dillere”



Emrah’ın âşık olmasının ve başına gelen belâların müsebbiplerinden biri Felek’tir. Feleğe çatmadan duramaz :



“Benim bu felekten şikâyetim var/ Sinemi hançerle deldi ağlarım



hercâi  gönlümü eyledi pür-nâr / serimi  sevdaya saldı ağlarım”



Ondaki şâirlik ruhu (kendi ifadesiyle) feleğin sillesini yiye yiye gelmiştir :



“Felek çakmağını üstüme çaktı/ Beni bir onulmaz derde bıraktı



Vücudum şehrini odlara  yaktı/ Yandım ateşine su Leylâ Leylâ”



Emrah’ın şikâyetlerinden birisi de kendisinin yeterince anlaşılamayışıdır. Gönlünden vurgun yediğini kimse bilmez. Tabibin onu iyileştirmeye kalkması boşunadır.



“El çek tabip el çek yaram üstünden/ Sen benim derdime devâ  bilmezsin



Sen nasıl tabipsin yoktur ilâcın/ Yaram yürektedir sarabilmezsin”



EMRAH’TA GURBET VE AYRILIK



Tüm Anadolu insanı için gurbet ve ayrılık hem bir dilek, hem bir bilinmezliktir. Gurbete gidip dönmeme vardır. Gurbetten dönebilenler, bitmez tükenmez hatıralarının coşku ve avuntusunu yaşarlar. Gurbete ilk çıkışın tedirginliği, gizli kalan pek çok duyguyu açığa çıkartır. Bu gizli kalmış duyguları en iyi işleyenlerden biri hiç şüphesiz Emrah’tır :



“Gönül gurbet ele varma/ Ya gelinir ya gelinmez



Her dilbere gönül verme/ Ya sevilir ya sevilmez”



Emrah’ın şiirleri arasında gurbet konularını işleyenler ilk sırayı alır. Gurbet olur da ayrılık olmaz mı? Elbette onun şiirlerinde gurbet ve ayrılık teması bir arada işlenmiştir :



“Terk eyleyeli hangi asliyyesin Emrah



Hâlâ dolaşır halka-i devrânı  vatansız”



Emrah, sevgili özlemini ve ona kavuşmanın değerini en çok gurbette hisseder. Kavuşmak istediği sevgili için kurduğu düşlere karışan duyguları sonunda şiire yansır :



“Sevgilim hayâl-i vuslâtın  beni/ Diyar-ı gurbette hayran  gezdirir



Haşre  dek cemâl-i firkatin beni/ Neş’e-yi vaslınla giryân  gezdirir”



GURBET BİR BAŞKA ALEMDİR



Emrah’a göre gurbete çıkan her türlü riski göze almak zorundadır. Gurbet çoğu insanların kıymetini bilmez ve onu yutar :



“Yürüktür bizim atımız/ Yardan atlıdır zatımız



Gurbet ilde kıymatımız/ Ya bilinir ya bilinmez”



Gurbete çıkan, gurbetin kahrını çekmek zorundadır. Bu kahrı ancak çeken bilir :



“Deryâlarda olur bahri / Doldur da ver içeyim zehri



Sunam gurbet elin kahrı/ Ya çekilir ya çekilmez”



Bir gurbet şâiri olan Emrah, gezginliğinde hiçbir zaman kişisel çıkar düşünmemiştir. Gurbet ve ayrılığa yönelen kişiliğinde bencil bir beklenti yoktur :



“İsmimiz bülbüldür irfan içinde/ Okunur defter-i divân  içinde



Biz ehl-i seyyahız devran içinde/ Toplarız âb ile dâne  bizimdir”



Emrah’ın gurbete çıkıp ayrılık çilesi çekmesine güzellik ve güzel arayışı sebep olmuştur. Karacaoğlan gibi o da gördüğü her güzele tutulur. Tutulduğu bu güzellere soru sormaktan çekinmez :



“Dedim dilber sen de sevdakâr mısın/ Dedi senden evvel nâre  ben yandım



Dedim doğru söyle bana yâr mısın/ Dedi sadık yârim gönülden andım”



Emrah’ın aradığı güzel, klâsik divan ve halk edebiyatı şiirlerindeki tanıma uymaktadır. Mahmur bakışlı, kalem kaşlı, inci dişli güzeller gözünden kaçmaz :



“Sabahtan uğradım ben bir fidana/ Dedim mahmur musun dedi ki yok yok



Ak elleri boğum boğum kınalı/ Dedim bayram mıdır dedi ki yok yok



 



Dedim inci nedir dedi dişimdir/ Dedim kalem nedir dedi kaşımdır



Dedim onbeş nedir dedi yaşımdır/ Dedim daha var mı dedi ki yok yok”



Uzun gurbet yıllarının sayısını unutan Emrah, bu sayıyı fazla önemsemez. Gurbet yıllarının hesap edilmesi görevini sevgilinin meclisinde oturan canlara (dostlara) bırakır :



“O nazlı cânâna uğrasa yollar/ Bize mesken oldu kahveler hanlar



Yarin meclisinde oturan canlar/ Hesap etsin yıllar beş midir nedir”



Gurbeti, kendisi için varılması gereken bir dost ili kabul eden Emrah, karlı dağları aşmadan bu hedefe varılamayacağını söylüyor :



“Aramızı karlı dağlar alınca/ Gayri dost iline gidip gelinmez



Yahşi himmet  gerek râh-ı talepte / Beyhude laf ile menzil alınmaz”



EMRAH VE SILAYA SELAM



Halk şiirinde sık sık rastlanan rüzgârla sevgiliye veya sılâya selâm gönderme motifine Emrah’ın şiirlerinde de yer verilmektedir :



“Bâd-ı sabâ selâm eyle o yâre/ Mübarek hatırı hoş mudur nedir



Nideyim yitirdim bulamam çare/ Mestan   elâ gözler yaş mıdır nedir”



Emrah’ın aşk ve gurbet şiirleri yanında, dinî ve tasavvufî düşüncelere yer veren şiirleri de vardır. Emrah, çocukluk yıllarında medrese eğitimi gördüğü ve tarikata intisap ettiği için zaman zaman ağdalı bir dil kullanmış, dinî ve tasavvufî düşüncelerini şiire konu yapmıştır :



“Bir tarîk-i aşkın  âşıklarıyız/ Baş u cân vermişiz cânân bizimdir



Ne gamdan kaçarsın divâne gönül/ Kâşâne  bizimdir mihmân  bizimdir”



İçli dervişlerin bezminde (meclisinde) bulunmayı da ihmal etmeyen Emrah, hayatının sonlarına doğru aşkta daha olgunlaşarak dine ve tasavvufî düşünceye önem verir :



“Gündüz şeriatın icrasındayım/ Gece hakikatın sevdâsındayım



Sanki iki deryâ  ortasındayım/ Ne gündüzüm belli ne gecem belli”



Emrah’ın tekke vadisinde vücuda getirdiği şiirleri daha çok tasavvufî – didaktik mahiyettedir. Allah’a giden yolu gönülden çok zekânın gözleri önüne sermeye çalıştığı hissedilmektedir :



“Gel özün düşürme belâ-yı nefse/ Çalış, düşmeyesin safâ-yı nefse



Bunca demdir uydun hevâ-yı nefse/ Biraz da tarîk-i Yezdân’a yürü”



EMRAH VE SOSYAL SORUNLAR



XIX. yüzyılın diğer halk şâirleri gibi, Erzurumlu Emrah da yaşadığı dönemin sosyal problemlerine değinmekten geçememiştir. Döneminin aksaklıklarını şu şekilde dile getirmektedir :



“Hileye yüz tuttu asırda insan/ Mürüvvet  merhamet, hürmet kalmadı



Fisk  ile âlûde  oldu âbidan / Cihanda bir temiz tiynet kalmadı



 



Herkes mâil oldu süse ziynete/ Erenler çekildi künc-i vahdete



Bir ehil gelmiyor sadr-ı devlete/ Feyz olacak sahip himmet kalmadı”



Emrah, hece vezni  ölçüsü yanında, aruz vezni ölçüsüyle de şiirler yazmıştır. Fakat aruzla yazdığı şiirler nazım tekniği bakımından oldukça kusurludur.



Türk halk şiirinin başta gelen problemlerinden biri de şâirlerin şiirlerinin birbiriyle karışmış olmasıdır. Bu karışıklıkların çeşitli sebepleri vardır. Bu sebeplerden en önemlisi, şâirlerin birbirlerinin şiirlerini alıp mahlaslarını değiştirmeleridir. Bu nedenle, Emrah’a ait olduğu bilinen şiirler yanında, ona ait olup olmadığı tartışılan şiirler de vardır. Prof. Dr. Fuat Köprülü, “XIX. Yüzyıl halk şâirlerinin ortak zevklerini yansıtan bu şiirlerden bir dörtlük vermekle yetiniyoruz :



“Tutam yâr elinden tutam



Olam bir yaralı bülbül



Çıkam dağlara dağlara



İnem bağlara bağlara”



Hiçbir araştırmacı, araştırma yaptığı konuyu tam ve eksiksiz olarak inceleme mutluluğuna erememiştir. Üzerinde çalışılmak istenilen bir konu ele alınınca, belli bir çerçeve içinde kalınamıyor. Onunla ilgili birçok mesele (ister istemez) karşınıza çıkıp yolunuzu kesiyor. Kendi kendinize daha çok soru sormak zorunda kalıyorsunuz. Erzurumlu Emrah gibi üzerinde yeterince durulmamış önemli bir konuda, bu soruların giderek çoğaldığı muhakkaktır. Bizler, bugünkü bilgilerimizle Emrah’ı tanıtmaya çalıştık. Cönkler ve mecmuaların daha kapsamlı biçimde taranması halinde, Emrah’la ilgili yeni bilgilerin ve değerli çalışmaların ortaya çıkacağına inanıyorum.



 



 



BİBLİYOGRAFYA



 



ALPTEKİN, Ali Berat, Erzurumlu Emrah Bibliyografyası, Gazi Üniversitesi Basımevi, Ankara, 1986.



ARSLAN, Ensar, Doğu Anadolu Sazşâirleri, Atatürk Üniversitesi Basımevi, Erzurum 1978.



ARSLANOĞLU, İbrahim, “Erzurumlu Emrah’ın Son Günleri ve Ölümü”, Folklor, Sayı : 85, Ağustos 1985.



BULUT, Sebahattin, Damla Damla Erzurum, Demircioğlu Matb., Ankara 1989.



FINDIKOĞLU, Ziyaeddin Fahri, Erzurum Şâirleri, İstanbul, 1927.



GÜNAY, Umay, Türkiye’de Âşık Tarzı Şiir Geleneği ve Rüya Motifi, Akçağ Basın Yay. Paz., Ankara 1972.



GÜNAY, Eflâtun Cem, Erzurumlu Emrah Hayatı ve Şiirleri, Maarif Kitaphanesi, İstanbul 1950.



 Kaynak: Atatürk  Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı: 7, Erzurum 1997


Bu yazı 4403 defa okunmuştur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Modern Yayıncılık ve Matbuat Ltd.Şti ERZURUM Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
 Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
 Yorumlar  -   Yorum Ekle                        Toplam 0 yorum var.  Tümünü göster

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
    ÇOK OKUNANLAR
AZİZİYE BELEDİYESİ
    YAZARLAR
Baki Gezmiş
Erdal Güzel
Mahmut Kotan
Abdurrezzak Türk
Oğuzhan Saygılı
Emrullah Önalan
M.Tevhit Gülseven
Baki Usanmazoğlu
Adnan Sayım
Ahmet Göksan
    ERZURUM GAZETESİ
    SON EKLENEN YORUMLAR
Küçükler'den kirli su tepkisi
selam: Sayın küçükler;Bildiğini okuyor yine asıl mesele suyun değil şehrin kirliliği.Nasıl temizliyecen ...
Bahçeli 500 araçla karşılandı
kadir: sen neden hesap yapıyorsun sebep akp li yöneticimisin.ekmek senmi veriyorsun, davar işine ...
Yoksul ailelerin yüzü gülecek
monal: referandum ve seçim yatırımı.
“12 eylül tarihi sınav”
Dadaş: Bizim vicdanımız rahat.Partilerinde Kürtçü(kürt değil kürtçü)vekil ve bakan barındıran,terör ...
“12 eylül tarihi sınav”
bekir taner: Deli değil manyaksın sen, kim APO ile aynı safta belli. Sen orhan pamuk denen yamuk'la ...
    HAVA DURUMU
  Erzurum
Perşembe Cuma Cumartesi
27 / 13 °C 29 / 10 °C 30 / 9 °C
    DÖVİZ KURLARI
Alış Satış  
ABD Doları 1,5200 1,5273
EURO 1,9237 1,9330
İngiliz Sterlini 2,3426 2,3548
    ARŞİV
    ANKET
Anayasa değişikliği konusunda yeterince bilginiz var mı?
evet
hayır
   
    ERZURUM GAZETESI IN ENGLISH
 
    E-POSTA LİSTESİ
Yeniliklerden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olun.
E-posta adresi :
E-Gazete | Künye | Reklam | Sitene Ekle | RSS | Add to Google Tasarım, Programlama ve Barındırma