PROF.DR. MUHAN BALİ’NİN EĞİTİM ANLAYIŞI
3 Aralık 2008 günü saat 10.00’da vefat eden Pof. Dr. Muhan Bali Atatürk Üniversitesi’nin yetiştirdiği Türkiye’nin önde gelen halk bilimcilerinden birisiydi. Ayrıca, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekan yardımcılığı görevinde bulunmuş, Erzincan Üniversitesi’nin kuruluş çalışmalarında görev almış, Kültür Üniversitesi’nde çok değerli hizmetleri olmuş, KKTC Lefke Avrupa, Girne Amerika üniversitelerinde önemli görevlerde bulunmuştur.
Değerli araştırmacı ve yazar İhsan Işık, Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi’nde Prof. Dr. Muhan Bali’nin biyografisini detaylı olarak vermektedir: “Halk edebiyatı araştırmacısı, İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (1962) mezunu. Doktora çalışmasını Atatürk Üniversitesi’nde (1967) tamamladı. 1976’da doçent, 1983’te profesör oldu. KKTC’inde çalıştığı iki üniversitede ; kurucu bölüm başkanlığı, dekanlık, rektör vekilliği, senato, fakülte kurulu ve yönetim kurulu üyelikleri, Erzincan Eğitim Yüksek Okulu Müdürlüğü, Atatürk Üniversitesi’nde on iki yıl bölüm başkanlığı, aynı kurumda dekan yardımcılığı görevlerinde bulundu. İstanbul Kültür Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Makaleleri, başta Türk Folklor Araştırmaları Dergisi” olmak üzere çeşitli dergilerde basıldı. Katıldığı kongrelerde halk edebiyatıyla ilgili bildiriler sundu.” Kitaplar yazdı.
Bali, Türk Halk Edebiyatı’na Köroğlu Destanı (Mehmet Kaplan, Mehmet Akalın ile, 1973), Ercişli Emrah ile Selvi Hikâyesi (1973), Latif Şah Hikâyesinin İki Varyantı ve Bilinmeyen Bir Halk Hikâyecisi (1976) Anadolu’da Halk Meslek ve Sanatları: Çobanlık (1979), Halk Edebiyatında Nesir (1982), Gümüşhaneli Âşık Akif Timurhan (1990), Atatürk Üniversitesinde Fırat Havzası Folkloru ile İlgili Derleme ve Çalışmalar (1992), Türk Edebiyatında ve Türk Halk Hikâyelerinde Hoşgörü (1995), Ağıtlar (1997), Erzurum’un Manevi Mimarlarının Anadolu Evliyaları ile İlgisi (1998), İki Bilim Adamı ve Hacı Bektaş Veli (1998), Isparta/Sücüllü Köyü’nden Bir Alim: Prof. Dr. Mehmet Akalın (1998), Halk Edebiyatına Giriş: Derleme Metodları (2004) eserlerini kazandırdı.
YAYIMLANMIŞ MAKALELERİ
Sivas Âşıklar Bayramı ve Şah Turnu, Türk Folklor Araştırmaları (TFA) Dergisi, 1967.
Atışma Birincisi Âşık Yaşar Reyhanî, Türk Folklor Araştırmaları (TFA) Dergisi, 1968, I.
Atışma Birincisi Âşık Yaşar Reyhanî, Türk Folklor Araştırmaları (TFA) Dergisi, 1968, II.
Atışma Birincisi Âşık Yaşar Reyhanî, Türk Folklor Araştırmaları (TFA) Dergisi, 1968, II.I
Atatürk Üniversitesi’nde Halk Edebiyatı Çalışmaları, Türk Folklor Araştırmaları (TFA) Dergisi, 1969.
Atatürk Üniversitesi’nde Halk Edebiyatı Çalışmaları, Türk Folklor Araştırmaları (TFA) Dergisi, 1969.
Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü Bitirme Tezleri, İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Dergisi, 1969.
Kaybolan Köy Folkloru, Türk Folklor Araştırmaları (TFA) Dergisi, 1970.
ULUSAL BİLDİRİLER
Gümüşhaneli Âşık Akif Timurhan (Zevrakî) (Hayatı, Sanatı, Eseri), Gümüşhane, 1990.
Atatürk Üniversitesi’nde Fırat Havzası Folkloru İle İlgili Derleme ve Çalışmalar, Elazığ,1992.
Türk Edebiyatında ve Türk Halk Hikayelerinde Hoşgörü, Ankara, 1995.
Isparta/ Sücüllü Köyü’nden Bir Âlim: Prof. Dr. Mehmet Akalın, SDÜ, Isparta, 1998.
İki Bilim Adamı ve Hacı Bektaş Veli, Gazi Üniversitesi, Ankara, 1998.
Erzurum’un Manevî Mimarlarının Anadolu Evliyaları İle İlgisi, Kültür Bakanlığı, Ankara, 1998.
Osmanlı Dünyasında Klasik Şiir İçinde Halk Şiirinin Klasik Unsurları Var Mıdır?, Yapı Kredi Bankası, İstanbul, 2000 (Basılmadı ).
ULUSLARARASI BİLDİRİLER
Türk Folklor ve Halk Edebiyatı Örneklerinin Komşu Ülkelerdeki Paralelleri, Balkan Milletleri Folklor Semineri, Ohri, 1971.
Latif Şah Hikayesinin İki Varyantı ve Bilinmeyen Bir Halk Hikayecisi, Uluslararası Türk Folklor Kongresi, Ankara, 1976.
Roman ve Halk Hikayesi, Uluslararası Türkoloji Kongresi, İstanbul, 1977.
Üç Hoca Halk Şairi İçinde Alvar İmamı Efe, Uluslararası Türkoloji Kongresi, İstanbul, 1985.
Sümmanî Üzerine Düşünceler, V. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Ankara, 1994
Atatürk Üniversitesi’nde Kıbrıs Türk Kültürü İle İlgili Olarak Yapılan Çalışmalar, KKTC, Lefkoşa, 1995.
DİĞER ÇALIŞMALARI
Ulusal bilimsel toplantılarda sunulan ve yayımlanmamış konferans bildirisi:
1.Tasavvuf Musikîsinde Mahallî Renkler, Terzi Baba Sempozyumu, Erzincan, 1986 (Basılmadı).
Uluslar arası bilimsel toplantılarda sunulan ve yayımlanmamış konferans bildirisi:
Aynı Yöreden Çağdaş Üç Âşıkta Temler Mukayesesi, Çanakkale, On Sekiz Mart Üniversitesi, 1998.
MUHAN BALİ’NİN ÖĞRENCİSİ OLMAK
Hocam Prof. Dr. Muhan Bali’yi ilk olarak Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğrenci olduğum yıllarda tanıma fırsatı buldum (1968-1971). Edebiyat Fakültesi kurucu dekanı Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Halk Edebiyatı Anabilim Dalı’na aldığı altı asistandan birisiydi. Diğer asistanlar derslerde genellikle yanlarında getirdikleri kitaplardan not tuttururlarken, Muhan Bali ve Saim Sakaoğlu doğrudan ders anlatırlardı. Bu da dersleri sıkıcı olmaktan kurtarırdı. İlk girdiği Halk Edebiyatı dersinde benim de daha sonra öğrencilerime aktardığım şu maniyi tahtaya yazmış, halk şiirinin anlam zenginliğini ifadeye çalışmıştı:
“ Tabakta portakalsın
Sözümüz burada kalsın
Yılda bir kabrime gel
Toprağım kokun alsın “
ÖĞRENCİLERİNE DESTEK OLURDU
Dönemin başarılı öğrencilerinden birisi olmama, üniversitede kalıp akademik çalışma yapmayı çok arzu etmeme ve birçok kez sınavlara girmeme rağmen, uzun yıllar bana böyle bir çalışma fırsatı verilmedi. Ben de kaderime razı olup yedi yıl orta öğretimde, iki yıl eğitim enstitüsünde çalıştıktan sonra Van, Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin kuruluş çalışmalarında görev aldım. 1984 Ağustos ayı içinde gençlik yıllarımın en kıymetli beş yılını heba ettiğim bu kurumdan ayrılarak Erzurum, Atatürk Üniversitesi’nde “okutman”lık görevine başladım. 1984 yılında girdiğim yüksek lisans sınavlarında başarılı olamayınca(!) akademik çalışma yapmaktan vazgeçip 1985 yılında yüksek lisans sınavlarına girmedim. 1986 yılı Eylül ayı içinde beni odasına çağıran Doç. Dr. Saim Sakaoğlu çalışmalarımdan haberdar olduğunu söyleyerek yüksek lisans sınavlarına girmeyişimin nedenini sordular. Ben de “Kazanamayacağımı bildiğim bir sınava neden gireyim? Sınavı kaybedince birkaç ay da onun stresini yaşıyorum” şeklinde bir cevap verdim.
Hocam, Doç.Dr. Saim Sakaoğlu, “Son kez bir şansını dene , bu sınavda başarılı olacağına inanıyorum” diye bir cevap verdi. Hocamızın ilgi ve yönlendirmesi ile kırk yaşında girdiğim bu yüksek lisans sınavını kazandım. Kırk yaşında bir öğrencinin danışmanlığını kimse almak istemiyordu. Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü Doç.Dr Haluk İpekten’in ricası ile (istemeyerek de olsa) rahmetli Hocam Doç. Dr. Muhan Bali yüksek lisans danışmanlığımı kabul ettiler. Daha sonra doktora çalışmasını da birlikte yürüttüğümüz hocamızla çok uyumlu bir danışman- öğrenci ilişkimiz oldu.
BALİ, TÜRK HALK KÜLTÜRÜ AŞIĞIYDI
Hocamızla ders işlemek bizim için büyük bir zevkti. Eleştirel bir yaklaşımla ders konuları ele alınır, o konu ile ilgili değişik kaynaklara başvurulur, bunlardan en mantıklı olanının tercih edilmesi istenilirdi. Şu uyarısı her zaman kulağımda çınlamaktadır: “Lütfi, kim söylüyor değil, ne söylüyor, ona bakacaksın. Çok önem verdiğin birinin değil de ciddiye almadığının birinin önemli şeyler söyleyip yazabileceğini gözden uzak tutmayacaksın.” Bu yönüyle o iyi bir halk bilimciydi. Daha çok alt tabakadan insanlarla ilgilenir. Onların güncel konularla ilgili değerlendirmelerine büyük önem verirdi. Olaylar karşısında halkın okumuşlardan daha mantıklı düşündüğünü dile getirir, bizdeki bazı aydınların çıkar ilişkilerine girmelerinden duyduğu rahatsızlığı belirtmekten kaçınmazdı.
ÖĞRENCİLERİNE YAKLAŞIMI
Akademik çalışma yapacak kişilerin yaratıcı ve araştırmacı bir kimliğe sahip olmaları gerektiğini sık sık tekrar eder, bu özelliği taşıyan öğrencilere fırsat verilmesini isterdi. Kendi öğrencileri ile başka öğrenciler arasında hiçbir ayrım yapmaz, öğrencileri; çalışmaları, verimliliği ve başarılarına göre değerlendirirdi. Yüksek öğretim kurumlarında elaman alımlarında veya farklı sınavlarda rastlanılan; “Bu benim öğrencimdir, destek olun veya falanın öğrencisi olduğundan yetersizdir. Destek olmayın” gibi bilim adamına yakışmayan tutum ve davranış içine girmezdi.
Hocamız, derslerinde bilim adamının kendi ayakları üzerinde durmasının birinci şart olduğunu söylerdi. Kişilerin, siyasi görüşüne, cinsiyetine, inancına, ırkına göre değil, çalışmalarına, verimliliğine, verdiği hizmete göre değerlendirilmesi gerektiğini her vesile ile vurgulardı. Ben, “ Lütfi Sezen” olarak kendi ayaklarım üzerinde durmayı biraz da Hocam Muhan Bali’den öğrenmişimdir.
Kırk yaşında başladığım yüksek lisans ve doktora çalışmalarını 45 yaşında tamamlayıp, 60 yaşında Türk Folklor Araştırmaları Kurumu tarafından verilen “2007 Yılı Türk Halk Kültürüne Hizmet Ödülü”ne layık görülmemde, Rahmetli Hocam Muhan Bali’nin payı büyüktür.
Kısacası, Muhan Bali’nin öğrencisi olmak; karşılaşılan engellerden yılmamak, bu engelleri hiç kimseden yardım gelmeyeceğini bilerek aşmak, özgüven kazanmak kendi ayaklarının üzerinde durabilmektir.
BALİ’Yİ RAHMETLE ANIYORUZ
O, mütevazı bir insandı. Çevresindekilere yaklaşımı çok içtendi. İçten pazarlıklı birisi değildi. Övmelerde abartıya kaçmaz, yermelerde nezaket kurallarını aşmazdı. Çağdaş kafalı birisiydi. Öğrencilerinin siyasi tercihlerine karışmayan, bilimden, araştırmadan yana tavır alan birisiydi. Farklı inançları, farklı siyasi görüşleri hoş gören bir bilim adamıydı.Yağmur ve toprak kokan Anadolu’ya, ömrünün en verimli çağlarını geçirdiği destan ve masallar şehri Erzurum’a âşıktı.
Benim doktora konusu olarak “Erzurum Folkloru”nu seçmemde büyük ölçüde hocamın yönlendirmesi etkili olmuştur. Birlikte karar verdiğimiz bu çalışmam 1994 yılında Erzurum Kalkınma Vakfı tarafından yayınlanmış, kitabın ikinci baskısı ise 2007 yılında, Atatürk Üniversitesi’nin kuruluşun 50. yılı münasebetiyle “50.Yıl Anısına” Atatürk Üniversitesi’nce yeniden yayınlanmıştır. (Bk... Erzurum Folkloru, Erzurum 2007).
Yine hocamızın, Prof. Dr. Mehmet Kaplan ve Dr. Mehmet Akalın ile birlikte Erzurumlu halk hikâyecisi Behçet Mahir’den derleyip kaleme aldıkları Köroğlu Destanı Cumhuriyetimizin kuruluşunun 50. yılı anısına Atatürk Üniversitesi tarafından 1973 yılında yayınlanmıştı. (Bkz… Köroğlu Destanı, Ankara 1973).
Başarılarıyla hiçbir zaman övünmezdi. Her mesleğin başarılı kişileri olduğunu söyler, mesleklerin kişileri değil, kişilerin mesleklerini yücelteceği görüşünü savunurdu. Üstlendiği görevi hakkıyla yerine getiren her insana değer verilmesini ister, meslek onurunu düşünmeyenleri hoş karşılamazdı.
SONUÇ
Değerli hocamız Prof. Dr. Muhan Bali de 3 Aralık 2008 Çarşamba günü yetmiş iki yaşında Hakk’ın rahmetine kavuştu. Türk halk kültürüne verdiği hizmetlerle her zaman gönüllerde yaşayacak, çalışmaları ve eserleriyle gelecek kuşaklara örnek olacaktır. Hocamızı rahmetle anıyor, hanımefendiliğin timsali değerli eşi Kâmran Hanım’a , biricik kızı Av. Ece Bali’ye ve sevenlerine Allah’tan sabırlar diliyorum.