08 Eylül 2010 Çarşamba Erzurum Gazetesi Web      
ford ercihan otomotiv
  Ana Sayfa     Söyleşi  |  Türkiye  |  Araştırma İnceleme  |  Güncel  |  Ekonomi  |  Siyaset  |  Asayiş  |  Eğitim  |  Spor  |  Kültür-Sanat  |  Sağlık-Yaşam    
 
 
 
Türk Halk Kültürü
Dr.Lütfi Sezen   13 Haziran 2009 Cumartesi

TÜRK  FOLKLORU’NDA ÖNEMLİ GÜNLER



 Mart ayı, Ön Asya’daki çeşitli topluluklarda yılın başlangıcı, bahar bayramı veya diğer bir ifadeyle yaz bayramını hatırlatmaktadır.



Yeni gün anlamına gelen ve Farsça bir kelime olan Nevruz 21 Mart tarihinde gece ve gündüzün eşitlenmesinden dolayı yılbaşı olarak kabul edilir. Türk ve İran çevrelerinde, yıllardır kutlana gelen bir bayramdır.



“Divanü Lugati’t-Türk’te, On İki Hayvanlı Türk Takvimi’nde 21 Mart günü  yılbaşı yani Nevruz olarak adlandırılır. Nevruz, Türk çevrelerinde çeşitli adlarla kutlanır. Nevruz; Noruz, Navrız, Neruz, Ergenekon, Bozkurt, Çağan, Yeni Gün, Ulusun, Ulu Gün gibi adlarla kutlanan bir bayramdır.”1



NEVRUZ



Nevrûz  Bayramı’na  ilk olarak  “MÖ.3000’lerde Mezopotamya’da hüküm süren Proto Türkler olarak bilinen Sümerlerde rastlanılmaktadır. Bu bayramın daha sonraları Babilliler, Mısırlılar ve İranlılarca benimsendiği çeşitli kaynaklar tarafından ifade edilmiştir.”



Baharın gelişi, tabiatın canlanma ve yenilenmesi ili ilgili olarak  Ön Asya’daki çeşitli topluluklarda  Nevruz törenlerini benzer inanç ve törenlere rastlanılmaktadır. Ancak bu törenler,  Türk çevrelerinde daha içten ve canlı biçimde ortaya konmuştur.



NEVRUZ’UN TÜRK KÜLTÜRÜNDEKİ ÖNEMİ



Nevruz, Türk-Müslüman  çevrelerinde eskiden beri kutlana gelen en önemli bayramlardan biridir.  Nevruz, Türklerin en eski bayramıdır. Asya ve Avrupa’ya Türklerin aracılığı ile yayılmıştır. “ Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig’de (1069)  koç burcunun  (21 Mart-20 Nisan) baharın başlangıcı  olduğunu yazmaktadır.”   Çin kaynaklarında, Hunlar’ın  21 Mart tarihinde törenler düzenledikleri  belirtilmektedir. Bu geleneği Uygurlar da devam ettirmişlerdir. Uygur resimlerinde Nevruz kutlamalarını temsil eden tablolara rastlanılmaktadır. “Uygur Türkleri, yeni yılın ilk ayına Aram Ay  veya Ram adını vermektedirler.” 



NEVRUZ GELENEĞİ VE ERGENEKON DESTANI



 Nevruz geleneği, doğrudan  doğruya Türklerin Ergenekon  destanı ile ilgilidir. “Ergenekon’dan çıkış günü, Nevruz Günü olarak kabul edilir. Ebulgazi Bahadır Han, Şecere-i Terakime adlı eserinde, bunu teyit etmekte ve daha sonraları, Tür hükümdarlarının bu günü, kızgın ateşle kızdırılan bir demir parçasının örs üzerinde döverek kutladıklarını kaydetmektedir.”   “Altınordu  Yarluklarında ve Çuvaş Türklerinde; Navruz veya Naurus yeni yılın ilk günü karşılığında kullanılmaktadır.”    “Nevruz,  Kazaklar için kutsal bir bayramdır. Yüce Ulusun Günü olarak adlandırılır. Bu günde her türlü kötülükten uzak durulur.”  “Kırgızlar, Novruz olarak isimlendirdikleri Nevruz’u yeni yılın il günü kabul etmişlerdir.”   Kırgınlıkları bir tarafa bırakıp birbirlerini ziyaret ederler.



AZERBAYCAN KÜLTÜRÜNDE NEVRUZ



Nevruz, Azerbaycan Türkleri arasında en mukaddes günlerden biri olarak bilinir. Halkın Aziz Bayramı  olarak tanınmakta , Norus veya Noyrus ismiyle anılmakta ve  bu günde pek çok  pratiklere (uygulamalara) yer verilmektedir. Nevruz  Bayramı ,  Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatarlar gibi çeşitli Türk çevrelerinin de âdet, inanç, estetik zevk ve dünya görüşlerini yansıtmaktadır. Kırım Türkleri,’ Navrez’, Başkurtlar ‘Navruz’, Kazaklar ‘Nawruz’, Özbekleri  Navroz, Türkmenler  Novruz, Doğu Türkistan Türkleri  Noruz, Kıbrıs Türkleri  Mart Dokuzu  olarak isimlendirmektedirler.



İklim şartları nedeniyle bu yaz bayramı törenlerinin yapılması,çeşitli yerlerde tarih değişikliklerine uğramış, farklı tarihlerde uygulama alanı bulmuştur. Miladî 21 Mart tarihine rastlayan  Nevruz Yaz Bayramı’nın Anadolu’da  6  Mayıs sabahı   Hıdrellez   adıyla benzer törenlerle  kutlandığını görmekteyiz.



Eski Türklerde baharın gelişi önemlidir. Baharın gelişi gök gürültüsünden anlaşılırdı. Çin kaynaklarına göre, “Hunlar ve Göktürkler, senenin beşinci ayında büyük bir bayram yaparlardı.Mayıs ayına rastlayan bu dönemde kurbanlar kesilir, at yarışları düzenlenir, şarkılar söylenirdi.”



BAHAR ŞENLİKLERİ



Türkler, XI.asır sonları ile XII.asır başlarında Anadolu’ya geldiklerinde; ilkbaharda kutlaya geldikleri şenlik ve törenleri de beraberlerinde getirmişlerdir: Bu törenlerden biri olan  Hıdrellez;  asırlar içinde İslâmiyet’in etkisiyle giderek zenginleşmiş, Türk insanının ruhuna sinmiş ve benliğine yer etmiştir.



MİLLİ SEMBOLLER



Nevruz  ve  Hıdrellez, bizim millî sembollerimizdendir. Bilindiği gibi, “Millî semboller,  tarihin derinliklerine giden başlangıç noktası açıkça belli olmayan millî ve estetik düşüncelerdir. Bunların yansıması, inançlarla, geleneklerle günümüze kadar gelebilmiştir.”



Türk kültürü dışında başka kültürlerde de  görülen bahar ve yaz bayramı geleneğinin temelinde,  tabiatın canlanması,  kışın sona ermesi ve canlanan tabiatın  sevinçle karşılanması yatmaktadır. “Türk kültüründe derin izleri bulunan bu gelenek binlerce yıldan beri, gelişerek ve zenginleşerek devam etmektedir.”



HIZIR(A.S)



Halka göre Hızır, darda kalanların imdadına koşan mübarek bir zattır. İnsanlara servet, bereket ve kâinata yeniden hayat bahşeden bir kudrettir. “Onun  Ab-ı Hayat (ölümsüzlük suyu) içtiği için ölmezliğe erişmiş olduğu , zaman zaman dünyayı ziyaret ettiği, kendisini tanıtmadan insanların arasına karıştığı, sevdiklerine iyilik ettiği inanışları yaygındır.”  Günümüz hastane cankurtaranlarına  Hızır, acil servislere de  Hızır Servisi denilmesinin özündeki espri  bu inançla ilgilidir.



ESKİ TAKVİM VE RUZ-I HIZIR



Seneyi,  Ruz-ı Hızır  ve  Ruz- Kasım  diye ikiye ayıran takvimi bilgilere göre, Ruz-ı Hızır,  yaz mevsiminin başlangıcı sayılır. 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar süren bu dönem,  Hızır Günleri  adıyla anılmakta, 186 gün sürmektedir. 9 Kasım – 5 Mayıs tarihlerini  içine alan  Ruz- ı Kasım  kış devresidir. Kasım Günleri  olarak adlandırılmakta ve 178 gün, sürmektedir.



Günün adlandırılması,  Ab-ı Hayat  (ölümsüzlük suyu)  içmiş olan Hızır ve İyas’ın buluşmalarının bu güne rastlamasından kaynaklanmaktadır. Halk inanışına göre, Hızır ve İlyas, 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gecenin sabahında buluşup görüşürler. Bu buluşmanın neticesinde; tabiata hayat, canlılık ve yeşillik gelir. Tabiatla iç içe yaşayan, tarım ve hayvancılıkla geçinen yörelerde bu gün, büyük bir sevinçle karşılanmaktadır. “Bir rivayete göre, Hz. Muhammed (S.AV),  .Hızır’a  karada, İlyas’a  denizde, kendi ümmetini koruması görevini vermiştir.”  



HIZIR VE İLYAS, HIDIRELLEZ



Hızır ve İlyas adlarının kısaltılmış şekli daha sonraları, Ruz- Hızır (Hızır Günü) karşılığında,  Hıdrellez  olarak kullanılmıştır. Bu terim farklı yörelerdeki halk ağızlarında; Idırelle, Iderlez, İlk Yaz,  Izır Bayramı  biçiminde söylenmektedir.



İslâmiyet’ten önceki dönemlerde “Türkler arasında yapılan bahar ve yaz âyinlerinde çok önemli bir fonksiyona sahip olan su kültü, etkisini  Hıdrellez Günü pratiklerinde de göstermektedir. Hızır’ın ‘yeşillik ve temiz yerleri sevdiği’ düşüncesiyle, Hıdrellez Günü daima yeşillik ve sulak yerlerde toplanılır. Bütün Türk coğrafyası üzerinde Hıdrellezle ilgili inanç ve uygulamaları bakıldığında; kıştan yaza geçiş  ritüeli  olarak yaşadığı görülmektedir.” 



İslâm çevrelerindeki inanca göre; “Hızır, ermiş biridir. Allah tarafından Müslümanları korumakla görevlendirilmiştir. Kudüs’te oturur ve istediği zaman istediği yerde görülebilir. Kimi rivayete göre  İlyas’la  kardeştir. Kimi  rivayete göre de  Hızır, İlyas’ın arkadaşıdır. Hızır karada; İlyas, denizde Müslümanları korur.”



HIZIR GELENEĞİMİZ



Bizde sadece  halk itikadı  olarak yaşayan Hızır geleneği “Suriye, Irak, Mısır, Hindistan  vb. ülkelerde bir ibadet konusu olmuştur. İslâmiyet yoluyla, Türklere intikal eden bu efsanevî itikada, Türk halkı tarafından da bazı şeyler katılmıştır. Böylece Hızır, Türk folklorunda,  konu, ad ve fikir yönünden birtakım değişikliklere uğramıştır. Fakat bütün bu değişmelere rağmen, , darda kalanların imdadına yetişen, insanlara servet, kazanca bereket ve tabiata canlılık veren özelliklerini muhafaza etmiştir.Hulâsa Hızır’ın Türk halkı arasındaki yeri, pek geniş ve önemli olmuştur.”      



RİVAYETLER



Türk ve Müslüman çevrelerdeki çeşitli kaynaklarda  Hızır’ın,  Hz. Nuh’un gemisinde bulunduğu, Hz. Adem ve  H. Havva’nın ölülerini  Serandip (Seylan) adasından getirdiği, Nuh peygamberin duasını aldığı dile getirilmektedir.



Halka göre, Hızır’ın çiçeklerle örülmüş bir hırkası, al renkli bir külahı, yeşil sarığı ve kırmızı pabuçları vardır. Ak sakallıdır. Elleri yumuşak , beyaz ve kemiksizdir. Dilenci veya fakir kılığında dolaştığına inanılır.



DEDEKORKUT’TA HIZIR



Hızır, umumiyetle beyaz ata binmiş, ak saçlı ve sakallı bir ihtiyar olarak tasavvur olunur. Eski Türk destan ve efsanelerinde değişik adlarla anılmaktadır. “ Altay efsanelerinde  Gök Sakallı İhtiyar, Gök Sakallı Vezir   gibi isimlere sık sık rastlamaktayız. Manas Destanı’nda ise, Gök Sakallı Vezir Tanrı tarafından gönderilmiş kutlu bir kişidir.”



Dede Korkut Hikâyeleri’nde de Hızır motifine rastlanılmaktadır. “Dirse Han Oğlu Boğaç Han Boyu’nda  babasının oku ile yaralanan Boğaç Han’ın yarasını Hızır sarar.”



Köroğlu Destanı’nında da Hızır önemli bir yer tutar. Köroğlu ve kızanlarına yol gösteren, felâketleri haber veren, onları tehlikelerden koruyan  Hızır’dır.”



Hamzanâmeler’de “Hızır, sıkıntıda olan Müslümanlara yardım eden er bir kişidir. Darda kalanları göz açıp yumuncaya kadar, bir diyardan başka bir diyara götüren  Pir  olarak gösteriliyor.”    



DARDA KALANLARIN HER ZAMAN HIZIR’I VARDIR



Anlatılanlara göre, bir gün taş üzerinde oturan  Hızır, ayağa kalkıp yürümeye başlayınca, kendisi ile birlikte oturduğu taş da hareket etmiş,  ayağını bastığı yerlerde çimenler bitmiştir. Bunun için  yeşil  anlamına gelen  Hızır  adını almıştır.



İlyas da Hızır gibi darda kalanların imdadına koşar. Ancak şöhreti  Hızır  kadar yaygın değildir. Onun  giydikleri  Hızır’ınkinden farklıdır. Keçi derisinden yapılmış uzun bir gömlek giyer. Uzun boylu, esmer, oldukça zayıf görünümlü bir ihtiyardır.



Nevruz ve Hıdrellez,  Türk folkloru yönünden başlı başına bir hazinedir. İnançlar, efsaneler, ümitlerle dolu, şiirlerle süslüdür. Türk insanının bulunduğu her yerde, Nevruz ve Hıdrellez  bahar-yaz bayramı uygulamaları vardır. Bu çizgi Balkanlar’dan Anadolu’ya, Kafkasya’dan Asya içlerine kadar uzanmakta, ölmezlik suyu ve baht açma gelenekleri ile devam etmektedir.      PRATİKLER (UYGULAMALAR)



21 Mart tarihi öncesindeki  Çarşamba gününden  başlayan  Nevruz törenleri, Anadolu’nun  çeşitli yörelerinde değişik biçimlerde kutlanır. Kutlamalar, kırsal kesimlerde bir nevi doğa sevgisi, bolluk ve bereket bayramı niteliği taşır. İklim şartları nedeniyle, Nevruz Yaz Bayramı törenlerine benzer  törenlerin Anadolu’nun  farklı yörelerinde; 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan akşam ve 6 Mayıs günü Hıdrellez  adıyla  yapıldığı görülmektedir. Kaynağını  Orta Asya’dan alan  her iki bayram, Türk halkının doğa sevgisini yansıtmakta ve büyük benzerlikler  göstermektedir. Bu törenlerde gerçekleştirilen uygulamaları; Nevruz  Uygulamaları ve  Hıdrellez Uygulamaları olmak üzere iki başlık altında veriyoruz:         



    I.  NEVRUZ  PRATİKLERİ (UYGULAMALARI)



Halkın, temizlik, çalışkanlık, yardımseverlik meziyeti, âdetleri, atasözleri, deyimleri, deyişleri, nağmeleri, manileri, ninnileri, türküleri, ağıtları, övmeleri, yermeleri Nevruzla bütünleşerek inanç, âyin ve merasimlere dönüşmüştür. Uygulamalardan bazıları şunlardır:



                   



          21 Mart öncesindeki son Çarşamba gününden itibaren sofra ve yemek hazırlıkları yapılır.



          Korkak  insanların,  kokularını yenmeleri için başlarına su dökülür.



          Gelinlerin başlarıyla, süt veren ineklerin boynuzlarına kırmızı bez bağlanır.



          Evden, yoğurt, süt, peynir, kaymak, kibrit, gazyağı gibiürün ve malzemeler verilmez.



          Lohusanın yanına gidilmez.



          Damlarda çalgı çalınır.



          Kız istemeye gidilir.



          Kızlar dilek dilerler.



          Delikanlılar dilek dilerler.



          Eş-dost ziyaret edilir.



          Nişanlı kıza erkek tarafı hediye götürür.



          Kızlar kırmızı elbise giyerler.



          Köpekler ve yılanlar öldürülmez.



          Sütü bol olan hayvanlar okşanır.



          Evler bahçeler temizlenir.



          Ağaçlar budanır, tarlalara ark açılır.



          Torunlara yorgan yapılır.



          Kin güdülmez, küsler barıştırılır.



          Düşmanlıklar sona erdirilir.



          Ava gidilmez.



          Kızlara, gelinlere yeni elbiseler alınır.



          Yumurtalar boyanır.



                      II. HIDRELLEZ  PRATİKLERİ  ( UYGULAMALARI)



 



Hıdrellez,  neşe saçan umut ve coşku dolu bir gündür. Halkımız bu günü hayırlı ve uğurlu bilir, dileklerinin kabul olacağına inanır. Bu günde, kısmete, sağlığa, işlerin kolay yürümesine dair  isteklerde bulunulur. Zengin olmak, mutlu bir yuva kurmak, sağlıklı olmak, hastalanmamak, başarılı olmak gibi vb. isteklerde bulunulur. Dileklerin kabulüne yardımcı olmak üzere; sadaka vermek, oruç tutmak, kurban kesmek gibi pratiklere de yer verilir. Bütün hazırlıklar, Hızır’a rastlamak ve ondan yardım almak amacına yöneliktir. Kurban ve adaklar Hızır hakkı için adanır.



Hıdrellez hazırlık ve uygulamalarını çoğunlukla gençler yürütürler. Bu günün pek çok olumlu niteliği yanında,  kısmet açan ve mutlu yuvaların kurulmasına zemin hazırlayan yönleri olduğuna da inanılmaktadır.



Hıdrellez öncesi ve Hıdrellez günü yapılan uygulamaların çoğu, ritüel kaynaklıdır. Bu uygulamalarla, “Tabiatta var  olduğuna inanılan güç kaynaklarının çeşitli davranış biçimleriyle insanlara geçeceğine inanılmaktadır.”[1] Ayrıca Hıdrellez günü yapılmaması gereken işler de vardır.



 



A. HIDRELLEZ ÖNCESİ HAZIRLIK PRATİKLERİ



 



·      Hıdrellez öncesi, 41 karınca  yuvasından alınan toprak, ev halkının para cüzdanına az miktarda konursa, o eve bolluk ve bereket gelir.



·      5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gecenin sabahında, akarsudan nur akar. Bu suya girenlerin vücudu  zindeleşir ve yeniden hayat bulur.



·      Evlenmek isteyen delikanlı özel bir  surette hazırlanmış tuzlu çöreği 5 Mayıs akşamı yiyerek gece uykusuna yatarsa, rüyasında evleneceği kızı görür.



·      Hıdrellez günü için önceden ekmek pişirilir, bu ekmek parçalanmaz. Sofraya tam olarak konur. Tam ekmek ailenin bütünlüğünü simgeler.



·      5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a  bağlayan akşam, soğanın yeşermiş  yapraklarından ikisi aynı anda kopartılarak her biri için niyet tutulur. Hıdrellez günü bu yapraklardan hangisi daha çok uzarsa, o niyetin gerçekleşeceğine inanılır.



·      Çocuğu olmanlar, 5 Mayıs günü akşam ezanından sonra kutsal bilinen bir ağaca al- yeşil yazmalar bağlarlar. Sabah gün doğmadan yazmalara bakılır. Kaybolanların sayısı kadar çocuk olacağına inanılır.



·      Çocuğu olmayan kadın 5 Mayıs akşamı  abdest alıp namaz kıldıktan sonra, bezden yaptığı bebeği, gül ağacının dibine koyarsa çocuğu olur.



·      Hasta ve yaşlılar, 5 Mayıs  akşamı  çimenler üzerinde yuvarlanırlarsa şifa bulurlar.



·      Hıdrellezden birkaç gün önce  kırlardan toplanan 41 çeşit çiçek, bir kapta su içine konur. Bu su, Hıdrellez günü hastalara şifa vermesi dileği ili içirilir.



·      Eve bolluluk,  bereket gelsin diye 5 Mayıs akşamı namaz kılınıp dua edilir.



·      5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan akşam, soyduğu elmayı, yastığının altına  koyup yatan genç, gece rüyasında evleneceği kızı görür.



 



DEVAM EDECEK













[1]  A. Abbas Çınar, “Bursa Yöresinde Hıdrellez  ile  İlgili İnanışlar”,  Milli Kültür Dergisi, Mayıs 1990, s.13.


Bu yazı 6091 defa okunmuştur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Modern Yayıncılık ve Matbuat Ltd.Şti ERZURUM Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
 Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
 Yorumlar  -   Yorum Ekle                        Toplam 0 yorum var.  Tümünü göster

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
    ÇOK OKUNANLAR
AZİZİYE BELEDİYESİ
    YAZARLAR
M.Tevhit Gülseven
Bu Yazı Siyasi Değildir!
M.Tevhit Gülseven
Erdal Güzel
Emrullah Önalan
Adnan Sayım
Ahmet Göksan
Baki Usanmazoğlu
Nurullah Özkılıç
Baki Gezmiş
Abdurrezzak Türk
Mahmut Kotan
    ERZURUM GAZETESİ
    SON EKLENEN YORUMLAR
Bakan Akdağ'dan Durmuş'a tepki
oguzhan: örümcek agını yapıp avını tuzaga düşürmek için bekler o ga ne yazıkki bazı sinekler düşer ...
ERZURUM ŞEKER’DEN VADELİ ŞEKER SATIŞI
ömer köse: ben vadeli toz şeker almak istiyorum 5414581425 manisa alaşehir
Bakan Akdağ'dan Durmuş'a tepki
Gece feneri: İşte akp nın dini alet ederek dadaş ve ülkücüleri nasıl oyuna getirdiyini 12 eylülde ...
Bakan Akdağ'dan Durmuş'a tepki
grip aşısı: grip aşısı kampanyasını untmadık... ben aşı oldum çıkabilecek etkilerin mebali de benim üstüme...
Cemal Gürsel’de son durum
semih: Erzurumspor’un tarihe karışmasına engel olma adına kılını bile kıpırdatmayan AK Parti, ...
    HAVA DURUMU
  Erzurum
Çarşamba Perşembe Cuma
30 / 12 °C 26 / 10 °C 27 / 7 °C
    DÖVİZ KURLARI
Alış Satış  
ABD Doları 1,5153 1,5226
EURO 1,9268 1,9361
İngiliz Sterlini 2,3485 2,3608
    ARŞİV
    ANKET
Anayasa değişikliği konusunda yeterince bilginiz var mı?
evet
hayır
   
    ERZURUM GAZETESI IN ENGLISH
 
    E-POSTA LİSTESİ
Yeniliklerden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olun.
E-posta adresi :
E-Gazete | Künye | Reklam | Sitene Ekle | RSS | Add to Google Tasarım, Programlama ve Barındırma