02 Eylül 2010 Perşembe Erzurum Gazetesi Web      
ford ercihan otomotiv
  Ana Sayfa     Söyleşi  |  Türkiye  |  Araştırma İnceleme  |  Güncel  |  Ekonomi  |  Siyaset  |  Asayiş  |  Eğitim  |  Spor  |  Kültür-Sanat  |  Sağlık-Yaşam    
 
 
 
Batı Avrupa’daki Türkiye (10)
Dr.Lütfi Sezen   29 Mayıs 2009 Cuma

İKİNCİ  BÖLÜM



 



BATI AVRUPA’DAKİ TÜRK İŞÇİ AİLELERİNİN



BEKLENTİLERİ  -  SORUNLARI



 



 



I. BEKLENTİLERİ - SORUNLARI



Araştırmalarımız sırasında, kendileriyle konuşma fırsatı bulduğumuz vatandaşlarımızın çeşitli istek ve beklentileri olduğunu gördük. İstekler ortaya konulurken hiçbir abartıya kaçılmadan, gerçekleşebilir, makul ve mantıklı olanlar sıralanıyor ve ülke gerçekleri hiçbir zaman gözden uzak tutulmuyordu. Bu istek ve beklentilerin çoğu Türkiye ile ilgili idi. Hepsinin ortak isteği, ülkemizin önemli sorunlarını aşması, çağı yakalaması ve insanlarının insanca yaşamasını sağlayacak bir refah düzeyine kavuşması  doğrultusunda olmuştur.



YEDİKLERİMİZ BOĞAZIMIZDA KALIYOR



 Batı Avrupa’da  çok zor şartlarla çalışarak geçimini temin eden vatandaşlarımızdan çoğu bu helâl kazançlarını yerken bile; “Yediklerimiz boğazımızda kalıyor. Çünkü Türkiye’deki yakınlarımız bizim yediklerimizi yiyemiyorlar ve giydiklerimizi giyemiyorlar.” diyerek Türkiye’ye ne kadar önem verdiklerini ortaya koymuşlardır.



Batı Avrupa ülkelerinde çalışan işçilerimizin, hepsi de ülkemizin ve insanımızın hayrına olabilecek  beklentilerini üç ana başlık halinde veriyoruz:



 A. ÇALIŞTIKLARI  ÜLKELERDEKİ  BEKLENTİLERİ



Almanya’da  çalışan işçilerimiz, konsolosluklarda karşılaştıkları sorunların çokluğundan yakınmışlardır. Konsolosluklarda çalışan elaman sayısının yeterli olmayışı kuyruklara neden oluyormuş. Diğer ülkelerin konsolosluklarında kuyruk olmadığı gibi işi olanlara özel bir ilgi gösteriyorlarmış. Kendileriyle konuştuğumuz  vatandaşlarımız aynı uygulama ve ilgiyi Türk konsolosluklarında görmek istediklerini ifade etmişlerdir.



EĞİTİMLE İLGİLİ BEKLENTİLER



Eğitimle ilgili istek ve beklentiler şöyle dile getirilmiştir: Almanya’da Türk çocuklarının eğitimine gereken önem verilmiyor. Türk çocuklarını eğitmek için Almanya’ya gönderilen öğretmenlerin seçiminde kayırmalar oluyor. Buralarda görev yapan öğretmenlerden görev  ve sorumluluğunu bilenlerin sayısı çok sınırlı. Büyük çoğunluğu; yeterli meslekî bilgiye, eğitime ve görgüye sahip değiller. Çocuklarımıza iyi örnek olmaları gerekirken, kötü örnek oluyorlar. “Öğretmen” olarak pedagojik formasyon alıp almadıkları şüpheli. Türkiye’yi ve Türk eğitimini yeterince temsil edemiyorlar. İçlerinde Türk vatandaşlığını bile, yeterince temsil edemeyen öğretmenler var. Bilgisizlik ve kapasite yetersizlikleri ile toplumun gerisinde kalan bu öğretmenler, öğrencilerimize yeterince rehberlik edemiyorlar. Millî Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen seçiminde daha duyarlı davranmasını istiyoruz.



DİL EĞİTİMİ SORUNU



 Türk çocukları, yeterince dil eğitimi almadıkları için temel eğitim derslerinden de başarısız oluyorlar. Bu da liseye ve yüksek öğretime devam etmelerini zorlaştırıyor. Çocuklarımıza yeterince dil eğitimi verilmesini istiyoruz. Dil eksikliği nedeniyle, derslerinde başarılı olamayan çocuklarımız sokağa dökülüyorlar, diskoya, bara gitmek, içki, esrar içmek gibi kötü alışkanlıklar ediniyorlar. Şiddet olaylarına karışan çocuklarımızın büyük bir bölümünü, eğitimlerinde başarısız olanlar oluşturuyor. Eğitiminde başarılı olan çocuklar, en azından bir diploma alarak meslek sahibi olabilmekte ,  kötü alışkanlıklar ve şiddet olaylarından uzak kalabilmektedirler.



ALMANCA’DA YETERSİZLİK



Türk çocukları, yeterince Türkçe bilmedikleri gibi, Almanca’yı da  iyi bilemiyorlar. Bu da başarılarını olumsuz yönde etkiliyor, Alman öğrenciler arasında eziklik ve suçluluk duygusuna kapılıyorlar.



Ana-babanın eğitim yetersizliği, çalışma hayatının ağırlığı çocukların aileden gereken desteği alamamalarına neden olmakta, onları sokağa itmektedir. Türk çocuklarının içinde yaşadıkları toplumla, aile yaşantıları arasında büyük tezat, sağlıklı karar vermelerini engellemekte ve kişilik bozukluklarını ortaya çıkarmaktadır.



 AİLE BAĞLARINDAKİ BOZULMA



Evden uzaklaşan çocuklar, oyun salonu, birahane, disko gibi vb. yerlere gidince; buraları kendilerine mekân edinmiş olan suçlu ve sabıkalılarla ilişki kurmakta, buna bağlı olarak şiddet olaylarına başvurup suç işlemektedirler.



Son yıllarda yabancı düşmanlığı sergileyen bazı Alman gençlerin tutumlarına karşı şiddete başvuran Türk gençleri de vardır. Bu tarz şiddeti başlatanlar ve körükleyenler daha çok Alman gençleridir.



YABANCI KÜLTÜRDEN ETKİLENME



Sürekli olarak yabancı kültür dalgalarının etkisi altında yaşamak zorunda kalan Türk işçi çocukları, çok şiddetli manevî değer kaybına uğramaktadırlar. Bu da önemli ölçüde kültür erozyonuna neden olmaktadır.



 DİNİ EĞİTİMDE YAŞANAN SORUNLAR



Araştırmalarımız sırasında, Batı Avrupa’daki Türk işçilerin çocuklarının dinî eğitimi konusunda da çok büyük sıkıntıları olduğuna tanık olduk. Dinlediğim şikâyet ve istekleri aynen aktarıyorum: “Çocuklarımızın dinî eğitimi konusunda büyük sorunlarla karşılaşıyoruz. Din dersi, Alman okullarında, “entegrasyon” adı altında; “Almanca” olarak verilmek isteniyor. Türkiye dışındaki diğer Müslüman ülkelerden de (Mısır, Fas, Tunus, Cezayir vd.) işçi çocuklarının bulunması , böyle bir uygulamaya neden oluyor. Almanlar, “Her ülkenin kendi diliyle ayrı bir dinî eğitim veremeyiz. İstiyorsanız çocuklarınıza din eğitimini Almanca verebiliriz” diyorlar.



DEVLETTEN DİN EĞİTİMİ BEKLENTİLERİ



Devlet, yurt dışında yaşayan  vatandaşlarımızın dinî eğitim almaları hususunda, gereken önlemleri almalıdır. Türk işçilerinin yoğun olduğu ülkelerde din işlerinden sorumlu bir ataşe bulunması uygun olur. Ayrıca, yurt dışında görev yapacak din adamlarının  en az ilâhiyat fakültesi mezunu olması gerekir. Yurt dışında görev yapan öğretmenlerde olduğu gibi, din adamlarının seçiminde de bazı kayırmalar olduğu kanaatindeyiz. Bunlar arasında da İslâm dinini ve Türkiye’yi temsil etmekten uzak kalanlar var. Yurt dışında görev yapacak din adamlarımızın bilgili, kültürlü, pedagojik formasyon almış kişiler olması gerekir. Yine burada görev alan din adamlarımızın her şeyden önce ülkesini ve bayrağını sevmesini istiyoruz.



DİN EĞİTİMİNDE BOŞLUK VE TEHLİKE



Devletin atadığı din adamları yetersiz kalınca; din eğitimine, devlete karşı olan bazı örgütler el atabiliyorlar. Bu örgütler, bu ülkelerde çok rahat hareket ettiklerinden, devletin vatandaşına veremediği bazı hizmetleri, vatandaşın ayağına kadar getirebiliyorlar. Başta Almanya ve Hollanda olmak üzere  Batı Avrupa  ülkelerinin bir çoğunda; çeşitli cemaatler, Türk çocuklarına dinî eğitim vermek bahanesiyle yatılı okullarında dinî eğitim programı uygulamaktadırlar. Özellikle tatil dönemlerinde, ailelerinden alınan çocuklar bu cemaat yurtlarına “parasız” olarak veya çok cüzi bir miktarda ücret alınarak yerleştirilmek suretiyle “dini eğitim” adı altında, o cemaattekilerin kafalarına göre eğitilip biçimlendirilmektedirler. Parasız dinî eğitim alma olanağı eğitimsiz bazı ailelere çok cazip geldiğinden, işin tehlikesine bakılmadan çocuklar bu pansiyonlara gönderilmektedirler. Bu cemaatlerden kendilerini Türk devletinin üzerinde görenler vardır. Bunlar, Türk çocuklarını kendi siyasî emellerine alet edebilmektedirler.



Bu nedenle, devlet yetkililerinin yurt dışında yaşayan çocuklarımızın dinî eğitimine büyük önem vermelerini istiyoruz. Her konuda bırakılan boşluğu başkalarının doldurmakta olduğunu çok iyi bilmeliler. Aksi taktirde çok geç kalınmış olunabilir. Gereğinin yapılacağına inanıyoruz.”



İŞÇİ ÇOCUKLARININ PSİKOLOJİK SORUNLARI



Gözlemlerimizden en dikkati çekenlerden birisi de yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın ve çocuklarının psikolojik sorunlarının olduğudur. İşçilerimizin ferdî ve psikolojik sorunları ile yakından ilgilenecek, sosyal yardım alanında yetişmiş, pedagojik formasyonlu elâmanların rehberliğine ihtiyaç vardır. Yurt dışındaki işçi kardeşlerimiz, bu konudaki  sorunlarını şöyle dile getirmişlerdir:



ÇOCUKLARA REHBERLİK HİZMETİNİ KİM VERECEK?



“Ağır iş koşullarından ve bulunduğumuz çevreye uyumsuzluktan kaynaklanan sorunlarımız var. Bunlara çocuklarımızın sorunları da eklenince çoğu kez işin içinden çıkamıyoruz. Bunun için, bizlere rehberlik edebilecek, sorunlarımızın çözümüne yardımcı olabilecek rehber öğretmenler istiyoruz. Özellikle Türk kültürünü iyi tanıyan, kültürel çatışmalara dayalı psikolojik sorunları anlayabilen, bunların çözüm yollarını gösteren uzmanlar istiyoruz. Yabancı kültürlerden etkilenen gençlerimiz, aile içinde de büyük problem ve sürtüşmelere neden olmaktadırlar. Devletimizden, özellikle gençlerimizin sorunlarının çözümüne yardımcı olacak psikologların görevlendirilmesini istiyoruz.”



Özel görüşmelerimizde, kendilerine yeterince sahip çıkılmadığı vurgulanarak, Almanlarla ve birbirleriyle olan sorunlarının çözümünde yol gösterecek Almanca bilen hukukçu danışmanlara ihtiyaç duydukları da ifade edilmiştir.



B. TÜRKİYE’DEN  BEKLENTİLERİ



Yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın Türkiye ilgili yakınmalarının  büyük çoğunluğunu,  çocuklarının eğitimi ile yeterince ilgilenilmemesi, kültür erozyonunun önüne geçilmemesi, kamu kurum ve kuruluşlarındaki  işlerin yavaş yürümesi oluşturmaktadır. Yakınmaların bir bölümünü veriyoruz:



İKİ DİNLİ BİR KÜLTÜR



Batı Avrupa’da doğup büyüyen çocuklarımızın bir vatanı yok. İki dinli iki kültürlü gençler olarak yetişiyorlar. İtalyanlar ve Yunanlılar buralarda çalışan işçi vatandaşlarının çocukları için özel okul ve kreşler açmışlar. Kendi dilleri ile eğitim verip kültürlerini tanıtıyorlar. Bizim ülkemizdeki yetkililerin de çocuklarımızın eğitimine gereken önemi vermelerini istiyoruz. Eğitim sorunlarıyla ilgilenecek, sorumluluğunu bilen, ilkeli , çalışkan, çocuklarımıza iyi örnek olabilecek öğretmen ve danışmanlar istiyoruz



 BÜROKRASİNİN İŞÇİLERE YAKLAŞIMI



Türkiye’deki devlet memurları vatandaşa gereken ilgiyi göstermiyorlar. Memurun elinde işi olmadığı halde, vatandaşı savsaklıyor. “Bugün git, yarın gel” diyebiliyor. Kendisine görev ve sorumluluğunu hatırlatılınca da her türlü hakarete uğruyorsun.



Maliye veya belediyeye vergi vermek için gidiyorsun, kuyrukta saatlerce beklediğin yetmiyormuş gibi, bir de makbuz kesen memurun  hakaretine maruz kalıyorsun.



Türkiye’deki resmî kurum ve kuruluşları, Avrupa’dakilerle mukayese edince çok büyük hayal kırıklığına uğruyoruz. Avrupa ülkelerinde işler Türkiye’deki gibi ağır - aksak yürütülmüyor. İş takibine gelenlere önce oturulacak yer gösteriliyor, işin en kısa zamanda yapılıyor ve bir de teşekkür ediliyor. Oysa Türkiye’de hem vergi vermeye gidiyorsun, hem de hakarete uğruyorsun. Bürokrasideki bu aksaklıklar nedeniyle öz vatanımıza dönmekten korkuyoruz.



Türkiye’de bizleri üzen en önemli sorunlardan birisi de sağlık hizmetlerindeki aksaklıklardır. Hastanelerdeki kuyruklar bizi canımızdan bezdiriyor. İnsana yeterince değer verilmiyor. Hastanelerde yatan  hastalarla da doktor ve hemşireler yeterince ilgilenmiyorlar. Ücretini ödeyemeyen hastalar rehin alınıyorlar. Hastalarla ilgilenilmemesine de çok üzülüyoruz. Pek çok hastanede temizlik kurallarına da yeterince dikkat edilmiyor. Avrupa’daki hastaneleri görmesek belki de bunlar bize normal gelirdi. Türkiye’deki hastaneleri hatırlayınca, sağlık sorunlarımız aklımıza geliyor, gitmekten vazgeçiyoruz. Türkiye’ye dönemeyişimizin en önemli nedenlerinin başında, sağlık sorunlarının yeterince çözüme kavuşturulmamış olması  yatmaktadır. Türkiye’deki  hastanelerin bir an önce  Batı standartlarına kavuşturulmasını istiyoruz.



KAZANÇLARINI DEĞERLENDİREMİYORLAR



Türkiye’deki bazı banka ve holdinglere yatırdığımız paralar talan ediliyor. Yine bankalar kanalıyla memleketimizdeki yakınlarımıza gönderdiğimiz paralar zamanında ödenmiyor, gecikmeler oluyor. Bu nedenle yatırımlarımızı ülkemiz bankalarına göndermekten çekiniyoruz. Bazı uyanık kişiler  kurdukları konut yapı kooperatifleri kanalıyla paralarımızı yiyip bizi evsiz barksız bırakıyorlar. Her türlü yatırımımız için büyük risk almak zorunda kalıyoruz. Kriz dönemlerinde Türkiye’ye para aktaran kaynak olarak görülmek istemiyoruz. İyi günde ve kötü günde bir arada olmak istiyoruz. Devlet  güvencesi olmadan  artık Türkiye’ye yatırım yapmak istemiyoruz.



 



DEVAM  EDECEK


Bu yazı 3862 defa okunmuştur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Modern Yayıncılık ve Matbuat Ltd.Şti ERZURUM Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
 Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
 Yorumlar  -   Yorum Ekle                        Toplam 2 yorum var.  Tümünü göster

Gönderen: Yoncalıklı Dadaş

DEğerli hocam, yeni araştırma yazılarınız yanında, daha önce yaptığınız ve Erzurum kültür değerlerini ifade eden yazı ve eserlerinizi bekliyoruz. Erzurum üstüne bir erzurumlunun araştırma yapması dadaş yüreğimizi hoş kılıyor. Allaha emanet olun.

30 Mayıs 2009 Cumartesi


Gönderen: ahmet karabulut

hocam yazınızı buyuk bır iştahla ve zevkle okudum.anlatmıs olduklarınız gercekten cok ama cok gercekcı.....bu yaraya parmak basmanız bızım ıcın cok sevındırıcı...

29 Mayıs 2009 Cuma


 Yazarın Diğer Yazıları
    ÇOK OKUNANLAR
AZİZİYE BELEDİYESİ
    YAZARLAR
Baki Gezmiş
Erdal Güzel
Mahmut Kotan
Abdurrezzak Türk
Oğuzhan Saygılı
Emrullah Önalan
M.Tevhit Gülseven
Baki Usanmazoğlu
Adnan Sayım
Ahmet Göksan
    ERZURUM GAZETESİ
    SON EKLENEN YORUMLAR
Küçükler'den kirli su tepkisi
selam: Sayın küçükler;Bildiğini okuyor yine asıl mesele suyun değil şehrin kirliliği.Nasıl temizliyecen ...
Bahçeli 500 araçla karşılandı
kadir: sen neden hesap yapıyorsun sebep akp li yöneticimisin.ekmek senmi veriyorsun, davar işine ...
Yoksul ailelerin yüzü gülecek
monal: referandum ve seçim yatırımı.
“12 eylül tarihi sınav”
Dadaş: Bizim vicdanımız rahat.Partilerinde Kürtçü(kürt değil kürtçü)vekil ve bakan barındıran,terör ...
“12 eylül tarihi sınav”
bekir taner: Deli değil manyaksın sen, kim APO ile aynı safta belli. Sen orhan pamuk denen yamuk'la ...
    HAVA DURUMU
  Erzurum
Perşembe Cuma Cumartesi
27 / 13 °C 29 / 10 °C 30 / 9 °C
    DÖVİZ KURLARI
Alış Satış  
ABD Doları 1,5200 1,5273
EURO 1,9237 1,9330
İngiliz Sterlini 2,3426 2,3548
    ARŞİV
    ANKET
Anayasa değişikliği konusunda yeterince bilginiz var mı?
evet
hayır
   
    ERZURUM GAZETESI IN ENGLISH
 
    E-POSTA LİSTESİ
Yeniliklerden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olun.
E-posta adresi :
E-Gazete | Künye | Reklam | Sitene Ekle | RSS | Add to Google Tasarım, Programlama ve Barındırma