09 Şubat 2010 Salı Erzurum Gazetesi Web      
ford ercihan otomotiv
  Ana Sayfa     Güncel  |  Ekonomi  |  Siyaset  |  Asayiş  |  Eğitim  |  Spor  |  Kültür-Sanat  |  Sağlık-Yaşam  |  Araştırma İnceleme  |  Türkiye    
 
Batı Avrupa'daki Türkiye (8)
Dr.Lütfi Sezen   27 Mayıs 2009 Çarşamba

GURBET VE SILA HASRETİ

Türk halk şiirinin ana temalarından birisi de gurbettir. Çünkü ,“Şair, ister kazanç, ister şöhret veya görgü için olsun, genç yaşında ilini terk etmiştir. Köyünde, gezip dolaştığı gurbet ellerinde; sevgililer, analar, babalar, dostlar bırakmıştır. Sılâsı ve sevdikleri için yanıp tutuşmaktadır. Vatan uzakta kalmıştır.”  Tüm Anadolu insanı için gurbet ve ayrılık hem bir dilek, hem bir bilinmezliktir. Gurbetten dönebilenler, bitmez, tükenmez hatıralarının coşku ve avuntusunu yaşarlar.Gurbete ilk çıkışın tedirginliği, gizli kalan pek çok duyguyu açığa çıkarır. Bu gizli kalmış duyguları en iyi işleyenler, âşıklar(halk şairleri) olmuştur.

EMRAH NE GÜZEL ANLATIR GURBETİ…

Türk halk şiirinin en büyük şöhretlerinden birisi olan  Erzurumlu Emrah(XIX.yüzyıl), gurbetin gizli kalmış sırlarını şöyle dile getiriyor:

“Gönül gurbet ele varma

Ya gelinir, ya gelinmez

Her dilbere gönül verme

Ya sevilir, ya sevilmez”

GURBET ZORLUKTUR

Emrah’a göre gurbete çıkan, her türlü riski göze almak zorundadır. Gurbet çoğu insanların kıymetini bilmez ve onu yutar:

“Yürüktür bizim atımız

Yardan atlıdır zatımız

Gurbet ilde kıymatımız

Ya bilinir, ya bilinmez”

GURBETİ ÇEKEN BİLİR

Gurbete çıkan, gurbetin kahrını çekmek zorundadır. Bu kahrı ancak çeken bilir:

“Deryalardan olur bahri

Doldur da ve içeyim zehri

Sunam gurbet elin kahrı

Ya çekilir ya çekilmez”

TÜRK HALK ŞİİRİNDE GURBET TEMASI

 Türk halk şiirinde gurbet temasını, hemen hemen bütün şairler işlemişlerdir. XVI.yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Karacaoğlan, kendi asrının ve Türk halk şiirinin en büyük ustası kabul edilir. Onun bir dörtlüğünde, gurbette kalanların sıla özlemi şöyle dile getiriliyor:

“Bir yiğit sılâdan gitmeli olsa

Acısı yüreğinden gitmez sılânın

Eğlenip gurbette mekân bağlasa

Hayali gözünden gitmez sılânın”

GURBET VE GURBETÇİ

Bugün Anadolu’da yurt dışında çalışanlara “gurbetçi” denilmektedir. Karacaoğlan bundan dört yüz yıl önce, gurbetçiliğin “ölümden beter” olduğunu söylemektedir:

“Seyyah oldum, gezdim gurbet illeri

Kâr etti bağrıma yeter ayrılık

Söyleyim başıma gelen halleri

Ölümden çok çektim beter ayrılık”

ZEYTİNCİ’NİN MISRALARINDA GURBET

Günümüzde, gerek Batı Avrupa’da ikamet eden, gerekse buralarda konserler vermek için geçici olarak giden pek çok âşığın(halk şairinin) şiirlerinde “gurbet” temasının işlendiğine tanık oluyoruz. “ Bunlardan birisi de Hidayet Zeytinci’dir. O’nun mısralarında, o sıkıntılı hayatın bütün özelliklerini görmek, hatta bir ölçüde sıkıntı ve üzüntüleri de birlikte yaşamak kaçınılmaz olmaktadır.”   “Gurbet”  konusunu işleyen bir şiirini aynen sunuyoruz:

“Perişanım kimse sormaz

Halimi gurbette

Uzattım yâre yetmez

Elim gurbette gurbette

 

Aşmıyor boğazdan lokma

Yakma felek beni yakma

Darlık günaha sokma

Zalim gurbette gurbette

 

Yârim yok ki yanıma alam

Bilmem yersiz nerde kalam

Ben şaşırdım nerde kalam

Yolum gurbette gurbette”

 YURT DIŞINDAKİ İŞÇİLERDEN GURBET DEĞERLENDİRMESİ

İsmail Koçar, 1974 yılında Almanya’nın Hessen eyaletinin Herborn şehrinde doğmuş. Tahsilini Almanya’da tamamlayabilen bir işçi çocuğu. Bir fabrikada “mühendis” olarak çalışıyor. Yine Almanya’da hukuk tahsili yapan bir Türk kızıyla mutlu bir evlilikleri var. İsmail Koçar’ın çok çarpıcı bulduğum izlenimleri şöyle: “Almanya’da resmî kurum ve kuruluşlarda ‘protokol’ diye bir şey yok. Hafta içi çalışma saatleri: 08.00-16.00, çok sınırlı sayıda olan makam araçlarına, bu saatler dışında hiçbir yönetici binemez. Herhangi bir yönetici makam aracını tatil günü kullanmayı aklının ucundan dahi geçiremez. Böyle bir uygulamaya başvurduğunda, Alman vatandaşlar ona  hemen müdahale eder, ilgili yerlere şikâyette bulunurlar.

Ailem Giresunlu, sık sık Türkiye’ye gidiyorum. Türk insanı ile Alman insanının anlayışı çok farklı. Türkiye’de vatandaşlar yapılan haksızlıklara ve yolsuzluklara karşı tepkisiz. Herkes, ‘Benim işim görülsün de ne olursa olsun’ anlayışı içinde. Bu nedenle bizim ülkemizde, haksızlık ve yolsuzluğun ardı arkası gelmiyor. Aksaklıkların giderilmesi için vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi şart. Örneğin, Almanya’da  otomobili ile giderken, yol kenarına elma kabuğu veya sigara izmariti atan  bir sürücüyü gören her Alman, onu hemen şikâyet etmeyi en başta gelen bir görev sayar. Şikâyeti de ilgili kurumlarca ciddiye alınır. Oysa Türkiye’de bu gibi şikâyetler ciddiye dahi alınmıyor. Bazen şikâyet eden kişinin suçlu duruma düştüğü dahi görülmektedir.”

KARSLI TALİHA ÜST’ÜN ANLATTIKLARI

 Talihe Üst, 1940 Kars doğumlu. 1971 yılında Almanya’ya gelmiş. Anlattıklarını aynen aktarıyorum : “Ben Almanya’ya kocamdan altı yıl sonra iki kız çocuğumla geldim. İki erkek çocuğumu dedelerinin yanına bırakmıştım. Türkiye’de bıraktığım çocuğumun birini kaybettim. Almanya’da bir erkek çocuk daha doğurdum. Geldikten sonra kocam gibi 15 yıl işçi olarak çalıştım. Şu anda malûlen emekliyim. Almanya’ya gelirken Türkiye’de bıraktığım iki çocuğumun ezikliğini hâlâ duyuyorum. Bizim onların eğitimi için gönderdiğimiz paralar onları teslim ettiğimiz yakınlarımız tarafından yeniyor, çocuklarımız itilip kakılıyordu. Bu arada küçük oğlum (16) kan kanserine yakalandı. Almanya’ya getirdik hastalığına çare bulunamadı ve onu kaybettik. İki oğlumuzu onun bunun kapısına bırakıp çocukluklarının sıkıntı içinde geçmesine neden olduğumuz için “baba ve anne” olarak çok büyük vicdan azabı çekiyoruz. Büyük oğlumun bu konudaki sitemlerini haklı buluyorum.

ALMANLARIN TÜRKLERE BAKIŞI

 Enver Koçakyılmaz, 1974 yılından beri Almanya’da bulunuyor, 1924 Gaziantep doğumlu.halen Hessen eyâletinin Driedorf köyünde ikamet ediyor. Almanya’da yaşayan Türk işçileri arasında, suç işleme oranının oldukça yüksek olduğunu ifade etmiştir. Anlattıkların aynen  aktarıyoruz: “ Almanya’nın Limburg şehrinde bir yakınım hapis yatıyor. Bu hapishanede yatan 85 mahkûmdan, 70’i Türk. 15’i ise Alman ve diğer yabancılar. Suç işleme oranındaki bu yüksek tablo, Almanların Türklere karşı tutum ve davranışlarını olumsuz yönde etkiliyor. Bize farklı bakıyorlar. Kısacası, iyi bakmıyorlar.”

ALMAN TOPLUMU İŞÇİLERİ DIŞLIYOR MU?

Filiz Koçar, 1969 Zonguldak doğumlu. 1973 yılından beri Almanya’da yaşıyor. Almanlarla olan ilişkileri şöyle dile getirmiştir: “Ben hiç bir zaman Alman toplumundan dışlandığımı zannetmiyorum. Çünkü kısa zamanda bulunduğum çevreye uyum sağlayabildim. Bakınız, benim kayınpederim 30 yıldır Almanya’da yaşıyor adres soracak kadar dahi Almanca bilmiyor. Bu nedenle, hiçbir yerde derdini anlatamıyor. Bence  asıl sorun entegrasyon, eğer bir  yabancı ülkede yaşamağa karar verdiysek o ülkenin dilini öğrenmek zorunda olduğumuzu bilmek zorundayız. 30 yıla yakın süredir Almanya’dayım, hiçbir devlet dairesinde, okulda, hastanede, çarşıda, markette dışlanmadım. Üç çocuk büyütüyorum onlarında dışlandığını söyleyemem. Çünkü buna fırsat  vermiyoruz. Çocuklarımızın eğitimi ve diğer sorunlarıyla yeterince ilgileniyoruz. Dil bildiğimizden, Alman ailelerle de  iyi diyalog kurabiliyoruz. Onlarla iyi diyalog kurmamız, bize olan önyargılı bakışlarını da  değiştirebiliyor. Almanların Türkiye’ye ve Türklere bakışı çok farklı. Onlara göre , Türkiye’de bir çok insan işkence görüyor. Kadınlar özgür değil. Her erkek birkaç kadınla evleniyor. Böyle bir izlenim edinmelerine,  Almanya’ya iltica etmek için başvuranların yalanları sebep oluyor. Biz bunların  gerçek olmadığını, Türkiye’nin  modernleşme ve çağdaşlaşma yolunda ilerleyen bir ülke olduğunu izaha çalışıyoruz. Dil bilmeyip uyum sağlamasak  kötü imajımız devam edecektir. Bana göre, kişi kendisini eğitmedikçe  dünyanın neresine giderse gitsin çevresiyle uyum sağlayamaz. Yıllardır Almanya’da kalmasına rağmen tercümansız bakkala bile gidemeyen bazı Türk işçiler Türkiye’ye geldiklerinde  çevrelerine hava atmak için eş ve çocuklarıyla Almanca konuşmağa kalkıyorlar. Bu da onların eğitimsizliklerinden kaynaklanıyor.”

ALMANYA’DAKİ OLUMSUZLUKLAR

Özgül Baş, 1976 Dortmund  (Almanya)  doğumlu. Almanya’da karşılaştığı olumsuzlukları şöyle dile getirmiştir: “Yabancı düşmanlığı var. Herkese eşit davranılmıyor. İş bulmada  zorluk çekiyoruz. Eğitimimizle ve dil sorunumuzla yeterince ilgilenilmiyor. Yabancılara 2. sınıf insan muamelesi yapılıyor. Kişisel haklarımızı yeterince savunamıyoruz.”

Münire Karaoğlan, 1948 Sivas doğumlu. Söylediklerini aynen aktarıyorum: “ 1978 yılında eşimden çok sonra Almanya’ya geldim. Halen Hessen eyaleti Herborn  kasabasının  Mademühlen köyünde ikamet ediyorum. Beş çocuğumdan sonuncusu Almanya doğumlu. İki numaralı çocuğum kötü arkadaş edindiğinden esrar-eroin işine bulaştı. Cezasını çektikten sonra yurt dışı edildi. Kendi problemlerimizle yoğrulduğumuz için Türkiye’ye izne dahi gidemiyoruz. Türkiye’de yoksulluk içinde geçen eski günlerimi özlüyorum.”

YURT DIŞINDA BİR HEKİM

Serpil Demirel, 1972 Şerefli Koçhisar doğumlu. 1978 yılından beri Almanya’da yaşıyor. Giessen Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Bölümü’nde  doktor olarak çalışıyor. Türklerin Almanlarla olan ilişkilerinde  birtakım aksaklıklar olduğunu belirterek konuşmasına şöyle devam etmiştir:

“ Almanya’da yaşayan Türklerin  çok fazla politik ve dinî dernekleri var. İnsanları basit bir varlık gören bu derneklerin amaçları tek yönlü, belli bir ideolojiyi benimsemiş, hoşgörü ve anlayıştan haberi olmayan  insanlar yetiştirmek. Her insanın farklı düşünebileceğini kabullenemiyorlar. Bu da Türklerin bir araya gelmelerini, konuşup kaynaşmalarını engelliyor. İnsanları bir araya getiren eğitim, spor, sanat, müzik vb. derneklerin sayısı çok sınırlı.

Almanlar, kendilerini diğer milletlerden üstün gören bir anlayışa sahipler. Yapılan birtakım hatalar, Türklere karşı önyargılı davranmalarına neden oluyor. Türk  kadının büyük bir baskı altında bulunduğu, istemediği kişilerle zorla evlendirildiği gibi  ön yargıları var. Sordukları sorularla bu ön yargılarını tasdik etmemizi istiyorlar. Beklentileri dışındaki  cevapları ciddiye almıyorlar.

ALMANYA’DA GÜNDELİK HAYAT

Almanya’da çalışa Türk işçilerin çok monoton bir hayatları var. En büyük sosyal etkinlikleri  kahvehaneye gitmek, televizyon  izlemek. Ev hanımlar ise günlerini,  birbirlerine pasta ve yemek çeşitleri tarif etmek ve fazla kilolardan kurtulmanın yollarını öğretmekle geçiriyorlar.

İzin vakti gelince, bavullar Türkiye’ye götürülecek hediyelerle tıka basa dolduruluyor. Fakat  götürdükleri ve Türkiye’den getirdikleri hediyelerin çoğu da işe yaramayan ve beğenilmeyen cinsten olduğundan, sıkıntıları yanlarına kâr kalıyor.

KAZANÇLARINI DEĞERLENDİRME SORUNU

Almanya’ya gelen birinci kuşağın çok ağır iş koşullarında alın terleriyle kazandıkları paralarının, Türkiye’deki yakınları, eş-dostları, akrabaları, girdikleri kooperatifler, bazı holding ve  bankalar tarafından  yenilmiş olması da  ülkelerine  kesin dönüş hayallerini suya düşürüyor. Bu yorucu, çileli hayat mücadelesinden geriye kalan tek şey, hasta , yaşlı , yıpranmış bir vücutla yılda bir memlekete yapılan bir uçak seyahati  ve götürülüp getirilen birkaç önemsiz, işe yaramaz hediye. İşte budur, Almanya’daki Türk işçisinin öyküsü...”

 

DEVAM EDECEK


Bu yazı 2766 defa okunmuştur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Modern Yayıncılık ve Matbuat Ltd.Şti ERZURUM Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
 Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
 Yorumlar  -   Yorum Ekle                        Toplam 0 yorum var.  Tümünü göster

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
    ÇOK OKUNANLAR
    YAZARLAR
Erdal Güzel
Cumhuriyet Caddesi-3
Erdal Güzel
Cahit Okcu
Gamze İspirli
İsmail Bingöl
M.Tevhit Gülseven
Abdurrezzak Türk
Mustafa Yolcu
Ahmet Göksan
Baki Usanmazoğlu
Mahmut Kotan
    ERZURUM GAZETESİ
    SON EKLENEN YORUMLAR
Kardan adam yerine kardan eşek
hakan okay cihan haber ajansı: daha öncede belirttiğim üzere haber iha''ya ait değildir cihana aittir sitedeki yanlışlığın ...
MHP’den sert tepki
yusuf han : hıcte ozur dılemesın ozgurluk varsa sartlar esıt olmalı herkes acıkca dusuncelerını ıfade ...
Ekmeklerini kura’yla aradılar
Dadaş : Güzel bir seçim yatırımı...
Mobese’den kaçış yok
necip amir: arkadaşlar ben hergün çat yolunda kırmızı ışıkta geçen araçları uyardığımda da şöförlerden ...
AK gençlerden “Durmuş Tepkisi”
mıletını seven: helal gencler yıne dokturmussunuz
    HAVA DURUMU
  Erzurum
Salı Çarşamba Perşembe
-2 / -9 °C -1 / -11 °C -2 / -14 °C
    DÖVİZ KURLARI
Alış Satış  
ABD Doları 1,5137 1,5210
EURO 2,0706 2,0806
İngiliz Sterlini 2,3736 2,3860
    ARŞİV
    ANKET
Bugün seçim yapılsa
2007 tercihim değişmez
Başka partiye oy veririm
Oy kullanmam
   
    ERZURUM GAZETESI IN ENGLISH
 
    E-POSTA LİSTESİ
Yeniliklerden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olun.
E-posta adresi :
E-Gazete | Künye | Reklam | Sitene Ekle | RSS | Add to Google Tasarım, Programlama ve Barındırma
enerji oteli