YAŞAM BİÇİMİNİN FOLKLORA YANSIMASI
“Bugün Batı Avrupa’da en çok ilgi gören ve satılan kasetlerin başında, âşıkların deyişleri gelmektedir. Özellikle Ozan Ârif ve Yusuf Polatoğlu, Avrupa Türklüğünün öncüleri gibidir.”[1] Yusuf Polatoğlu’nun “Şiir Diliyle Tartışma” başlıklı atışmasını yorumsuz olarak sunuyoruz:
“Türkiye’deki İşçi:
Türkiye’de hayat çetin gardaşım
Sen sen ol da Almanya’yı bırakma
İşte her şey belli zaten gardaşım
Sen sen ol da Almanya’yı bırakma
Almanya’daki İşçi:
Almanya’ya heves eden gardaşım
Sen sen ol da memleketi bırakma
Bir bütündür ruhla beden gardaşım
Sen sen ol da memleketi bırakma
Türkiye’deki İşçi:
Görmez misin bu halleri göz ile
Görmüyorsan anlatayım söz ile
Yaşamak zor, geçinmek zor az ile
Sen sen ol da Almanya’yı bırakma
Almanya’daki İşçi:
Gurbetin adını çile komuşlar
“Vuslâtı” da hasret ile yumuşlar
Az aşım, ağrısız başım demişler
Sen sen ol da memleketi bırakma
Türkiye’deki İşçi:
Görmez misin aradaki fark fazla
Yirmi değil, otuz değil, kırk fazla
Almanya’da para fazla, mark fazla
Sen sen ol da Almanya’yı bırakma
Almanya’daki İşçi:
Hiç kimse külfetsiz nimet alamaz
“Mark’ı bulsa bile,huzur bulamaz
Gurbet mekân olur, atan olamaz
Sen sen ol da memleketi bırakma
Türkiye’deki İşçi:
Düçar olduk bu perişan hallere
Göç başladı köyümüzden illere
Burası da gurbet, düştük yollara
Sen sen ol da Almanya’yı bırakma
Almanya’daki İşçi:
Bayrak dalgalanmaz, duyulmaz ezan
Çoluğa çocuğa tesir eder çan
Bu kazın ayağı çok başka inan
Sen sen ol da memleketi bırakma
Türkiye’deki İşçi:
İşte böyle, ham yerini bulmuyor
Olmuyor bir türlü, işte olmuyor
Dolular almıyor, boşlar dolmuyor
Sen sen ol da Almanya’yı bırakma
Almanya’daki İşçi:
Nihayeti konuşma, sus diyorlar
Artık bu iş bitti “aus” diyorlar
İşte “auslander raus” diyorlar
Sen sen ol da memleketi bırakma
Polatoğlu ne söylesin aman ey
Nereden nereye gidi zaman hey
“İkisi de haklı olmak” yaman şey
“Biz biz olma gerçeği”ni bırakma
HALK ŞİİRİYLE DUYGULARI AKTARMA FIRSATI
“Halk şiirimizin yüzlerce yıldan beri halkın gören gözü, duyan kulağı ve söyleyen dili olduğu, onun bütün dertlerine telleriyle derman aradığı, dilleriyle tercüman olduğu bilinen bir gerçektir. Çeşitli dert ve sıkıntı arasında, Tüssenaven şehrinden Âşık İsmail Ergüleç, Turist işçilerin durumlarını göz önünde tutarak şunları söylemekten kendisini alamıyor:”[2]
“Turist Gelme Kardeşim
Yola çıkma iyi düşün
Ağlar çocukların, eşin
Genç yaşında ağarır saçın
Gel de bir gör Belçika’yı
Sahte pasaportu alma
Sonra telâşeye dalma
Sağa sola rüşvet verme
Gel de bir gör Fransa’yı
Almanya’nın meşhur “Mark”ı
Bütün aldatıyor Türk’ü
Çok yuvalar yıktı belki
Gel de bir gör, Almanya’yı
Hollanda’nın parası “Gulden”
Dost tutarsan, gider elden
Tarla satıp gelme köyden
Gel de bir gör Hollanda’yı”
YEMEN BENZETMESİ
Âşık Mahzunî Şerif, “Almanya” başlıklı şiirinde, vatanından ayrı kalmış, gurbete düşmüş, çoluk-çocuğundan uzak kalmış, işçilerimizin hissettiklerini dile getirirken, sağlam bir şiir yapısı içinde, tarihin acı veren sayfaları içinde kalan “Yemen”i ve Yemen türkülerini buruk bir lezzet içinde, hatırlatarak sazının tellerine dokunuyor.[3]
“Bizim Yemen ellerine benzedin
Almanya sana giden dönmüyor
Çok mu tatlı geldi el paraları
Almanya sana giden dönmüyor
Eli meli yoktur gerçi insanın
Garipler doludur hayımın, hanın
Uy be hey ikilik çıkası canım
Almanya sana giden dönmüyor
Para gelmiş Memed’inden Eşe’ye
Çocuklar çekilmiş kalmış köşeye
Yavrular babasız nasıl yaşaya
Almanya sana giden dönmüyor
Aman yıkılası o, kula kulluk
Gelinler ağladı, türedi dulluk
Mahzunî der, bütün sebep yoksulluk
Almanya sana giden dönmüyor “
ALAMANYA KARDEŞİMİ GERİ VER
Âşık Mahzunî Şerif’in, “ Alamanya Kardeşimi Geri Ver” [4] nakaratlı şiirinde ise, işçilerimizin Türkiye’de bıraktıkları boşluktan kaynaklanan sıkıntılar dile getirilmektedir:
“Onun burda taşı toprağı var
Alamanya kardeşimi geri ver
Düz ovası yeşil yaprağı var
Alamanya kardeşimi geri ver
Bizi garip eden beyler utansın
Haksız padişahın makamı yansın
Pirenin emdiği devler utansın
kardeşimi geri ver Alamanya
Toprağımda elin kara sabanı
Gönderin amcamı verin babamı
Bağrıma basarım yırtık abamı
Alamanya kardeşimi geri ver
Anadolu Mahzunî’nin anası
Fabrikası değirmeni binası
Yeter artık bizden beter yanası
Alamanya kardeşimi geri ver “
ŞAH TURNA’NIN ANLATIMIYLA GURBET
Günümüz halk şairlerinden 1953 Sivas doğumlu Şah Turna, “Bu Diyor ki Çekin Gidin”[5] başlıklı şiirinde yabancı ülkelerde çalışan işçilerimizin ruh halini şu mısralarla dile getiriyor:
“Bu diyor ki çekin gidin
Hani senin yurdun işçi
O diyor ki sakın gelmeyin
Hani senin yurdun işçi
Her gün artar derdin işçi
Avrupa’da yabancısın
Sen yurdunda Almancısın
Eğik başın kısık sesin
Hani senin yurdun işçi
Her gün artar derdin işçi
Para kazanmağa geldin
Döviz makinesi oldun
Sor kendine ne gün gördün
Hani senin yurdun işçi
Her gün artar, derdin işçi
Şah Turna der adım adım
Yaşamadın hep yaşattın
Vatansızlar kaldı adın
Hane senin yurdun işçi
Her gün artar derdin işçi “
AŞIKLAR HALKIN KULAĞI, HALKIN DİLİ
Âşıklar, yıllarca Anadolu’da halkın kulağı dili olmuştur.Onun sevgisi ve âşığın sazı ve sözünde şekillenmiştir. Âşıklar, bu görev ve sorumluluklarını Batı Avrupa’da da yerine getirmektedirler. Hatta anavatanlarında şairlikle ilgisi olmayanların bile, gurbete düştüklerinde; şiirle tanıştıklarını görüyoruz.Almanya’da yaşayan Hamza Zeybek, “Almanya” adlı şiirinde; Almanya’da yaşayan işçilerimizin yaşam biçimini şu mısralarla dile getiriyor:
“Üçte yattık, beşte kalktık
Uyumaya doyamadık
Bar, metro bar bırakmadık
Almanya’da Almanya’da
Güzel vatanı bıraktık
Her haktan mahrum kaldık
Bir randıman alamadık
Almanya’da Almanya’da
Kimi açmış sahte bakkal
Kimi açmış, bar metro bar
Kahvelerde kumarcılar
Almanya’da Almanya’da
Aklınızı toplan başa
Neler geldi bu başıma
Ak düştü bu saçlarıma
Almanya’da Almanya’da
Yurttan olduk yuvadan olduk
Üstelik perişan olduk
Ne umduksa tersini bulduk
Almanya’da Almanya’da “
AZERİ’NİN ANLATIMIYLA ALMANYA
Âşık İsmail Cengiz Azerî, Almanya’ya göçün moda haline geldiğini, kızların bile bu modaya katıldığını bir dörtlüğünde şöyle dile getiriyor: [6]
“Moda geldi taa şehirden başladı
Zavallı köylüyü köyde haşladı
Kızlar Almanya’ya göçe başladı
Kahkah çekip gülmeyince tanınmaz “
AŞIK YENER
Âşık Yener, Türkiye’deki muhtaç insanların Avrupa’da bir göçmen ordusu oluşturduğunu söylüyor: [7]
“Eller gider iken gökteki aya
Biz muhtaç kaldık aşa, hırkaya
Köyler hicret etti tüm Avrupa’ya
Göçler Viyana’yı Bon’u da geçti.”
DEVAM EDECEK