09 Şubat 2010 Salı Erzurum Gazetesi Web      
ford ercihan otomotiv
  Ana Sayfa     Güncel  |  Ekonomi  |  Siyaset  |  Asayiş  |  Eğitim  |  Spor  |  Kültür-Sanat  |  Sağlık-Yaşam  |  Araştırma İnceleme  |  Türkiye    
 
Batı Avrupa’daki Türkiye (6)
Dr.Lütfi Sezen   23 Mayıs 2009 Cumartesi

YURT DIŞINDA KUŞAKLAR ARASI FARKLILIK

III. Kuşak, bulunduğu ülke  koşullarını iyi bilen, küçük yaşlardan itibaren, kreşlere ve ana okullarına  gittikleri için yabancı dilden sorunu olmayan, içinde yaşadığı çevreyle ve bulunduğu toplumla uyumlu yaşayabilen kuşaktır. Ancak bu kuşak, bulunduğu toplumla uyumlu  olmakla beraber, Türkiye’den en çok uzaklaşan “kuşak” olarak tanımlanabilir.

YAŞAM BİÇİMİNİN FOLKLORA YANSIMASI

Folklor, halka ait maddî-manevî ürünleri kendine has usullerle derleyen, sınıflandıran, çözümleyen, yorumlayan bir bilim dalıdır. Daha kısa tanımla halk hayatının ve kültürünün ilmidir. “Folklorun canlı kaynağı halk hayatıdır. Toplumun görünen ve görünmeyen yüzünü yansıtır.”[1]

“Folklor ürünleri statik, durağan, müzelik değerler olmayıp dinamik, hareketli, yaşayan, durmadan yeni ürünler doğuran bir yapıya sahiptir. Her nesil folklor ürünlerine yeni değerler katar. Bu arada bazı değerler de unutulur.”[2]

Alman dilinin konuşulduğu ülkelerde (Almanya, Avusturya, Hollanda) folklor yerine, aynı anlamı karşılayan volskunde terimi kullanılmaktadır.”[3]

FOLKLOR TERİMİ SAPTIRILIYOR

“Folklor(halk bilimi), uzun süreden beri ülkemizde çoğu zaman sadece yerel halk oyunlarını, türkülerini, gösterilerini kapsayan dar ve yanlış bir alana sıkıştırılmış; bu da giderek yoz ve zararlı bir folklorculuk modasının gelişip yayılmasına yol açmıştır. Ülkemizde folklor terimi, bilimsel anlamından saptırılmıştır. Bu durumun ortaya çıkmasında ve yaygınlaşmasında, birtakım sözde folklorcuların, kurumların, derneklerin, sanayi kuruluşlarının, turistik büroların, basın, radyo, televizyon gibi kitle iletişim araçlarının bağışlanmayacak hataları olmuştur.”[4]

FOLKLOR NEDİR?

Bir ülke yöre halkının inanç, gelenek, görenek, örf, âdet, teamül ve töresi yanında; tecrübe ile elde ettiği her türlü maddî ve manevî bilgiler, folklorun konuları içinde yer alır “geçiş dönemleri” dediğimiz doğum, çocukluk, gençlik, evlenme, ölümle ilgili âdet ve inanmalar yanında, halk hayatını ilgilendiren pek çok konu  folklorun alanına girmektedir. Bu konulardan bazıları; selâmlaşma, yardımlaşma, komşuluk ilişkileri, akrabalık ilişkileri, halk inançları, halk takvimi, ticarî hayat, el sanatları, giyim-kuşam, halk tiyatrosu, çocuk oyunları, halk spor ve eğlenceleri, adlar, lâkaplar, argolar, çağırmalar, âşıklık geleneği, halk hikâyeciliği, efsaneler, masallar, fıkralar, maniler, ninniler, türküler, destanlar, ağıtlar, bilmeceler, atasözleri, dualar, beddualar, yeminler, küfürler gibi vb. dir.

Bir olayın veya kültürel ürünün folklor malzemesi olabilmesi için, halka ait olması, nesilden  nesle ve toplumdan topluma geçerek yayılmış olması gerekir. Folklor ürününün toplumdan topluma yayılmasının ve buna bağlı olarak kültürel etkileşimin örnekleri, Batı Avrupa’da yaşayan Türk işçilerle, yaşadıkları ülkenin insanları arasındaki ilişkilerde görülebilmektedir.

“Türkler, nasıl ki Orta-Asya’dan  Anadolu’ya gelirken, yer ve kişi adlarıyla birlikte; millî ve dinî gelenek ve göreneklerini de getirdi iseler, Batı Avrupa’daki Türkler de aynı değerleri yaşadıkları ülkelere taşıdılar.”[5]

ALMANLARA HEM ÖĞRETTİK, HEM ÖĞRENDİK

Almanya’nın Hessen eyaletinin Herborn kasabasının Driedorf köyünde yaşayan 1964 Erzurum doğumlu Recai Üst’ten, bu etkileşimin tipik birkaç örneğini dinledik. Aynen aktarıyoruz: “Bizler, Almanlardan  çok şey öğrendik. Fakat Almanların da bizden öğrendikleri az değil. Çalışma disiplinini, görev ve sorumluluk bilincini Almanlar bize öğrettiler. Arkadaşlık, komşuluk, dostluk ilişkilerini de biz, Almanlara öğrettik.

Almanya’ya geldiğimizde; en çok yadırgadığımız şey, Almanlar arasındaki komşuluk ilişkilerinin kopukluğu, hatta hiç olmayışı oldu. Bir Alman’ın diğerine en küçük yardımı dahi para karşılığında oluyordu. Komşunun komşuya yardımının ‘insanlığın bir gereği’ olduğunu, Almanlara biz öğrettik. Örneğin; evine aldığı bir eşyayı taşımakta güçlük çeken Alman karı-kocaya yardım ettiğimiz oldu. Bu yardımın karşılığında para verdikleri zaman, verdikleri parayı almanın ‘törelerimize aykırı’ olduğunu , kabul edemeyeceğimizi söyledik. Komşunun, komşu yardımının ‘Bir insanlık gereği’  olduğu konusunda açıklamalarda bulunduk. Bu davranışımız, Almanları çok büyük ölçüde etkiledi. Şimdi onlar da hiçbir maddî karşılık beklemeden, birbirlerine ve bizlere yardımcı olabiliyorlar.

ALMAN USÜLÜ

Yine, ‘Alman usulü’ denilen, herkesin her yerde sadece kendi masrafını karşılaması geleneğini de Türklerin yoğun olduğu yörelerde değiştirdik. Kahvehanede, yanımıza gelip oturan Almanlara, çay-kahve parası ödetmiyoruz. Şimdi biz de onların masalarına gittiğimizde, çay-kahve ısmarlıyorlar ve parasını bize ödetmiyorlar.”

Araştırmalarımız sırasında karşılıklı etkileşimin; küçük yerleşim birimlerinde oldukça yaygın olduğunu gördük. Birbirleriyle karşılaşan Türk ve Alman komşular, mutlaka birbirleriyle selâmlaşmaktadırlar. Ancak Frankfurt, Köln gibi nüfusun yoğun olduğu kentlerde  büyük ölçüde Alman kültürünün, Denhaag ve Amsterdam gibi şehirlerde de Hollanda kültürünün etkileri hissediliyor. Türk gençlerini kendi kültüründen en çok büyük kentler uzaklaştırıyor. Büyük kentlerde yabancıların aleyhine bir etkileşim ön plâna geçmektedir.

ALMANYA’DAKİ KÜLTÜR ELÇİLERİMİZ:AŞIKLARIMIZ

Batı Avrupa’da yaşayan işçilerimizin yaşam biçimini, en  iyi dile getiren âşıklarımız olmuştur. Sık sık Batı Avrupa’ya giden âşıklarımız, “âşıklık geleneğini aynen Türkiye’deki gibi sürdürüyorlar. İçlerinde, “kalem şairleri” sınıfına sokulabilecek sadece şiir yazanlar olduğu gibi, “usta malı satanla” da vardır. Bunlar, kültürümüzün yaşatılması ve yayılması hususunda, son derece önemli hizmetler gerçekleştirmektedirler.

TÜRK HALK EDEBİYATINA HİZMET

Bu geleneği bütün gerekleriyle yerine getirerek önemli fonksiyonlar icra eden âşıkların sayıları da az değildir. “Almanya’da; Ozan Ârif, Ozan Yusuf Polatoğlu, Âşık Fedaî, Şen Ozan, Âşık Ata Cananî, Arif Hikmet Ataman, Âşık Şahturna, M. Ali Gül, Ali Kabadayı, Ozan Nihat Sönmez, Coşkun Yılmaz, Uğur Geylânî Işılak vd. Hollanda’da; Âşık Fakı Eder, Ozan Mustafa Avşar, Âşık Ömer Kadan ve Ozan Çelebi dikkati çeken halk âşıklarıdır.”[6]

Öte yandan, zaman zaman Batı Avrupa’ya giderek konserler veren Şeref Taşlıova, Murat  Çobanoğlu, Yaşar Reyhanî, İlhami Demir, Fuat Çerkezoğlu, Rüstem Alyansoğlu, Nuri Çırağı, İsmail Cengiz  vd. gibi  günümüz ünlü âşıkları, âşıklık geleneğinin yaşatılmasında ve gelişmesinde büyük emek vermektedirler. Bu âşıklardan Hilmi Şahballı ve Sefil Selimi vd. gibi   bir müddet Batı Avrupa’da kaldıktan sonra yurda kesin dönüş yapanlar da bulunmaktadır.

SEFİL SELİMİ’NİN MANZUM MEKTUBU

Bunlardan, Sefil Selimi’nin yurda dönmesine, Sivas’ta kalan eşinin yazdığı mektup rol oynamıştır.Bu mektup üzerine Sefil Selimi, Batı Avrupa’da yaşayan pek çok  Türk işçisinin ruh halini yansıtan ve değerli bilim adamı  Dr.Ünver Nasrattınoğlu’nun I.Milletlerarası Türk Kültür  Kongresi’ne sunduğu iki deyişi dile getirmiştir.

Aynen aktarıyoruz:[7]

Eşinin Ağzından:

 

Yiğidim erkeğim efendim beyim

Saçlarım ağardı dökülmeden gel

Buludum yağmurum başka ne deyim

Güzelliğim çöküp yıkılmadan gel

 

Koç katıldı koyun kuzu seçildi

Birkaç yerden eksik gedik açıldı

Çayır çimen arpa buğday biçildi

Yeni yıl ekinler ekilmeden gel

 

Komşuların gidenleri geliyor

Gençliğime acı telef oluyor

Çoğu gurbet elde ölüp kalıyor

Ölüm ocağımız yıkılmadın gel

 

Bazı alemdeyim bazı yastayım

Sen gideli çok dert çektim hastayım

Bugün dedim mektup yazıp isteyim

Sevgim bedenden çekilmeden gel

 

Gulağında çınlıyorsa sözlerim

Seni bana âşık eden gözlerim

Öpmek için uzandığın yüzlerim

Eriyip toprağa dökülmeden gel

 

Yaşlandım düşüyor ağzımdaki diş

Ben sana goşarım sen de bana goş

Birkaç tane kerpiç birkaç parça taş

Kabirde bağrıma dikilmeden gel

 

Ey Sefil Selimî gurbeti gezme

Sadıksan sahip ol ahdini bozma

Pirini seversen yâr beni üzme

Gençken belimiz bükülmeden gel

 

Selimî’nin Eşine Cevabı:

Gurbette yaşamak zor ve ağırmış

Varmak için can atıyom çarem yok

Vatanımdan dostlar beni çağırmış

Sarmak için can atıyom çarem yok

 

Sapı döktüğüm harman yerini

Unluk yuduğum ardıç kürünü

Bostanda karpuzda hıyar pürünü

Görmek için can atıyom çarem yok

 

  Tavukların su içtiği yalağı

Mangır mangır mangırdayan balığı

Çocukların belendiği beleği

Sermek için can atıyom çarem yok

 

Burunsuz kızların deli kirazı

Duruyor mu çaldığım terazi

Boş kaldı ise rehin olan arazi

Sürmek için can atıyom çarem yok

 

Ortakçıdan yürüdürdüm samanı

Gumarcıdan gaçırırdığım yemeni

Bibimgilden zekât gelen çamanı

Dürmek için can atıyom çarem yok

 

Faiz ile aldığım o parayı

Ev sahibi tehir etsin kirayı

İsterlerse açacağım arayı

Vermek için can atıyom çarem yok

 

Tarla bulun bolca ekin gıskayı

Çok bitirsin keskin alın muskayı

Duydum gurtlar yırtmış çoruk toskayı

Gurmak için can atıyom çarem yok

 

Halamın gelini gına tasını

Abdest ıbrığını namaz mesini

Dedemgilin çok vuruşan tosunu

Yarmak için can atıyom çarem yok

Gün aşmadan aşamıyom çağları

Sefil Selimî’yi bağlar bağları

Dişlerimle tırnağımla dağları

Yarmak için can atıyom çarem yok”

 

DEVAM EDECEK



[1] Prof.Dr.Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Folklor ve Etnografya Kılâvuzu, İstanbul 1949, ss. 8-9.

[2] Nail Tan, Folklor(Halk Bilimi), İstanbul, 1985, s.8.

[3] Sezen, a.g. e. s.4.

[4] Sedat Veyis Örnek, Türk Halkbilimi, T. İş Bankası Yayını, Ankara 1977, s.16.

[5] Dr. İrfan Nasrattınoğlu, Batı Avrupa’da Yaşayan Türk Âşıklık Geleneği,I.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Halk Edebiyatı Seksiyonu Bildirileri, Ankara 1977.

[6] Nasrattınoğlu, a. g. e. s.153.

[7] Nasrattınoğlu, a. g. e. S.155.


Bu yazı 3311 defa okunmuştur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Modern Yayıncılık ve Matbuat Ltd.Şti ERZURUM Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
 Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
 Yorumlar  -   Yorum Ekle                        Toplam 0 yorum var.  Tümünü göster

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
    ÇOK OKUNANLAR
    YAZARLAR
Erdal Güzel
Cumhuriyet Caddesi-3
Erdal Güzel
Cahit Okcu
Gamze İspirli
İsmail Bingöl
M.Tevhit Gülseven
Abdurrezzak Türk
Mustafa Yolcu
Ahmet Göksan
Baki Usanmazoğlu
Mahmut Kotan
    ERZURUM GAZETESİ
    SON EKLENEN YORUMLAR
Kardan adam yerine kardan eşek
hakan okay cihan haber ajansı: daha öncede belirttiğim üzere haber iha''ya ait değildir cihana aittir sitedeki yanlışlığın ...
MHP’den sert tepki
yusuf han : hıcte ozur dılemesın ozgurluk varsa sartlar esıt olmalı herkes acıkca dusuncelerını ıfade ...
Ekmeklerini kura’yla aradılar
Dadaş : Güzel bir seçim yatırımı...
Mobese’den kaçış yok
necip amir: arkadaşlar ben hergün çat yolunda kırmızı ışıkta geçen araçları uyardığımda da şöförlerden ...
AK gençlerden “Durmuş Tepkisi”
mıletını seven: helal gencler yıne dokturmussunuz
    HAVA DURUMU
  Erzurum
Salı Çarşamba Perşembe
-2 / -9 °C -1 / -11 °C -2 / -14 °C
    DÖVİZ KURLARI
Alış Satış  
ABD Doları 1,5137 1,5210
EURO 2,0706 2,0806
İngiliz Sterlini 2,3736 2,3860
    ARŞİV
    ANKET
Bugün seçim yapılsa
2007 tercihim değişmez
Başka partiye oy veririm
Oy kullanmam
   
    ERZURUM GAZETESI IN ENGLISH
 
    E-POSTA LİSTESİ
Yeniliklerden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olun.
E-posta adresi :
E-Gazete | Künye | Reklam | Sitene Ekle | RSS | Add to Google Tasarım, Programlama ve Barındırma
FORUM MOBİLYA