Çeşitli kaynaklarda Erzurum’a ve Erzurumlu’ya ilişkin pek çok söz söylenmiştir. Bunların başında Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi gelmektedir. Evliya Çelebi, Erzurum’a gelişini ve gördüklerini son derece canlı ve ilgi çekici bir üslupla dile getirir. Onun Erzurum’a dair naklettiği bilgiler arasında hayli ilginç tespitlere rastlıyoruz. Bunlar, halkın yüz renginden tutun da giyinişine kadar son derece dikkatli, gözleme dayalı tespitlerdir.
EVLİYA ÇELEBİ’DEN ERZURUMLU TARİFİ
XVII. Yüzyıl Erzurum insanını şöyle tanımlıyor: “Sağlam, rahatına düşkün, orta boylu, canlı, yaşlıları ve gençleri hep bahadır ve gürbüz adamlardır. Çok sağlam yapılı olurlar. On yaşından yirmi yaşına varıncaya kadar erkek çocukları gayet güzel olur, ondan sonra tez kıllanırlar. Fakat hepsi yumuşak huylu, uysal, zeki ve anlayışlı adamlardır. Kadınlar da son derece güzel olup kelimeleri ve lehçeleri düzgün, dişleri inci rengindedir. Havasının güzelliğinden erkekleri çok yaşarlar.”[1]
“Beş Şehir” isimli eserinde Erzurum’u bir kartal yuvasına benzeten Ahmet Hamdi Tanpınar, Erzurum insanının da felâketler karşısında direncini kaybetmeyen, mücadeleci, nüktedan, hicivci bir yapıya sahip olduğunu belirtir.[2]
İ.HABİB SEVÜK’TEN ERZURUM ÖVGÜSÜ
Erzurum’un Türk’ün bin yıllık kültürünü kendi coğrafyası ile bütünleştirdiğini ve önemli bir tarihî misyonu olduğunu belirten İsmail Habip Sevük ise, Erzurum ve Erzurumlu hakkındaki düşüncelerini şöyle dile getiriyor: “Borçların en azizi vatan borcudur. Hiç kimse bu borcu ödeyemez. Ama vatan, her zaman Erzurumlu’ya borçlu kalmıştır. Vatan müdafaasında, Erzurum her zaman üzerine düşeni yapmıştır. Ama biz ona layık olduğunu verememişizdir.”[3]
Gerçekten Erzurum, her dönemde Anadolu’nun kilit-taşı olma konumunu üstlenmiş, Türk yurdu olduğundan günümüze kadar, her önemli vatan meselesinde devletin yüz akı ve güven beldesi olmuştur.
KAPLAN:ERZURUM IŞIK ŞEHRİ
Üniversitemiz Fen-Edebiyat Fakültesi, kurucu dekanı, Prof. Dr. Mehmet Kaplan[4], Erzurum’u bir ışık şehri olarak tanımlıyor ve yüzlerce bilim adamı yetiştiren Atatürk Üniversitesi’nin; Büyük Önder Atatürk’ün vasiyeti üzerine kurulduğunun ifade ediyor.
Uzun yıllar üniversitemizde görev yapan Prof. Dr. Orhan Okay, Erzurum insanı ile Coğrafyası arasında bir ilişki kuruyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Erzurum coğrafyası, insanının karakterinin oluşumunda büyük rol oynamıştır. Çok defa zayıf ve dik duruşlu, sert profilli, suskun tavırlı, değişmelere dirençli görünen bu insanların, güven duyduklarına açıldıkları zaman; içten, hiçbir hesabı olmayan duru ve berrak kalplerini âdeta görürsünüz.”[5]
ERZURUMLUNUN HASLETLERİ
Erzurum ve çevresiyle ilgili sayısız araştırma yapan, Erzurum’un yetiştirdiği değerli bilim adamımız Prof. Dr. Zeki Başar; “Tarihi şanlı olan Erzurum’un soylu, kahraman halkının Türklüğün bütün meziyetlerine sahip olduğunu” vurguluyor.[6]
Yine kıymetli hemşehrilerimizden Prof. Dr. Sıtkı Aras, “Erzurum’un Mânevî Mimarları” isimli eserinde[7], Anadolu’nun diğer yörelerinde pek rastlanılmayan farklı ve renkli tiplere Erzurum’da rastlanılmasının sebebi olarak kültür mozayiğinin zenginliğini gösteriyor ve Erzurum’daki insan tiplerini âlim, velî, bey, lider, halk feylozofu ve dadaş olmak üzere altı ana başlık altında tanıtıyor.
DADAŞ SIFATI
Görüldüğü gibi, Erzurum ve Erzurum insanı ile ilgili çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Örnekler daha da çoğaltılabilir. Bunlardan Erzurum ve Erzurumlu’ya en çok yakışan sıfat şüphesiz “dadaş”tır. Müsaadeniz olursa bu kavram üzerine biraz durmak istiyorum: Dadaş, birtakım tarihî ve toplumsal olayların Erzurum’da ortaya çıkardığı bir tiptir. Bu tip, kadın-erkek, köylü-şehirli, zengin-fakir ayrımı yapılmadan Erzurum’a malolmuştur.
DADAŞLIĞIN TARİFİ
Bir bakıma dadaş, kendine has özellikleri olan “Erzurumlu” demektir. Bu özellikleri şöyle sıralayabiliriz:
Dadaş; mert, vatansever, karakter timsali Erzurumludur.
Dadaş, özgürlüğün, cumhuriyetin ve demokrasinin en güçlü bekçisidir(Büyük Önder Atatürk’ün kurtuluş mücadelesini Erzurum’dan başlatmış olması bunun en güzel örneğidir.)
Dadaş, ülke bütünlüğünü bozanlara, politik ve ideolojik ayrım yapanlara karşı en büyük engeldir.
Dadaş; kendisinin ve Erzurum’un Türklüğün öz bir parçası olduğunu, hiçbir zaman hatırından çıkarmayan kişidir.
Dadaş, haksızlığa, yolsuzluğa, bencilliğe, çıkarcılığa karşı olandır.
DADAŞLIK KALMADI MI?
Yukarıda sıralamaya çalıştığım birtakım özelliklere sahip olması gereken dadaş ve Erzurumlu ile ilgili yakınma ve şikâyetler zaman zaman(yine Erzurumlu hemşehrilerimiz tarafından) gündeme getirilmektedir.
Yakınmaların ana konusu “dadaş”ta bulunması gereken niteliklerin her Erzurumlu’da görülmeyişi yönündedir.
HER ERZURUMLU DADAŞ MIDIR?
Dadaşlık Erzurumlu’ya ait bir sıfat olmasına rağmen, her Erzurumlu’nun dadaş olamayacağı görüşüne biz de katılıyoruz. Çünkü dadaşlık öyle rastgele kazanılmış bir unvan değildir. Sağlam bir kişiliği olmayan, soylu bir ruh asaleti taşımayan, mert, cesur, özü sözü bir olmayan kişileri “dadaş” olarak tanımlamak; dadaşa ve gerçek Erzurumlu’ya yapılan en büyük haksızlıktır.
Kısacası mert, özü-sözü bir olmayan kişilerin “dadaşlık” sıfatını taşımaya hakları yoktur.
BÖLGECİLİK VE HEMŞEHRİLİK
Bir insanın doğup büyüdüğü çevreyi sevmesi, oraya gönülden bağlı olması tabiidir. Fakat bunun bir politik malzeme haline getirilmesi, vatan ve millet bütünlüğünü zedeler. Erzurum’da doğmuş bir insanın Erzurum’u sevmesi, Erzurum’un kalkınması için özel bir gayret göstermesi şeklindedir. Bu sevgi, hiçbir zaman başka illerden olanlara zarar verecek nitelikte olmamıştır. Böyle bir durumu düşünmek bile Erzurumlu’nun aklının ucundan geçmez. Kendi hemşehrisinden çok yabancının hak ve hukukunu korur.
Bugünkü Erzurum, kaderde, tasada bir ve beraber olan insanların millet olma şuuru ve gururu ile yaşadığı bir ilimizdir.
KAYNAKÇA
Aras, Sıtkı, Erzurum’un Mânevî Mimarları, Emek Matbaacılık, İstanbul, 1996.
Atsız, Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nden Seçmeler, İstanbul, 1971.
Başar, Zeki, Abideler ve Kitabeleri ile Erzurum Tarihi, Erzurum, 1960.
--------------, Sıtkı Dursunoğlu Broşürü, Giriş, İstanbul Mat., Ankara, 1953.
‑‑‑‑‑‑‑‑‑‑‑‑‑, “Tarihin Terazisinde”, Tarih Yolunda Erzurum, 12 Mart 1991 Özel Sayısı
Bilmen, Ömer Nasuhi, Büyük İslam İlmihali, İstanbul, 1959.
Darkot, Besim, Erzurum Maddesi, İslâm Ansiklopedisi.
Gerni, Cevat, “Doğu Anadolu’nun Kalkınma Sorunu”, Aziziye Dergisi, Sayı:6, Mart 1996.
İbrahim Hakkıoğlu, M. Feyyaz, “Erzurum’u Anlamak, Erzurum’u Yaşamak”, Aziziye Dergisi, Sayı 7, Temmuz 1987.
Kaplan, Mehmet, “Dağlarda Bir Işık Şehri”, Hisar Dergisi, 1973.
Mazhar, Yusuf, “Sakın Aldanıp da Erzurum’a Gelin Gelmeyiniz”, Resimli Ay Mecmuası Sayı:7, İst. 1340(1924)
Okay, M. Orhan, “Değişen Erzurum”, Yedi İklim Dergisi, Sayı: 45, Eylül 1993.
Sezen, Lütfi, Erzurum Şehir Folkloru, Erzurum, 1994.
Tanpınar, Ahmet Hamdi, Beş Şehir, M.E.Basımevi, İstanbul, 1969
Turhan, Mümtaz, Kültür Değişmeleri, 1000 Temel Eser Diz. İstanbul, 1969.
Ünver, Süheyl, Tıp Tarihine Giriş, Giriş Bölümü, İst.1946.
21. Yüzyılın Eşiğinde Örf ve Âdetlerimiz (Türk Töresi), Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, İstanbul 1991.