AİLE YAPISINDAKİ DEĞİŞMELER
“Ülkemizin pek çok yöresinde olduğu gibi, Erzurum’da da aile yapısı Türk-İslâm sentezi bir manzara arz eder. Aile bağları kuvvetlidir. Özellikle tarım ve ticaretle uğraşan ailelerde; baba ölmeden çocuklar (evlenseler dahi) birbirlerinden ayrılmazlar. Bazen babanın ölümünden sonra da beraberliklerini sürdürdükleri olur. Bu hayat tarzının son yıllarda giderek değişikliğe uğradığı görülüyor. Artık geniş aileler yerini ana-baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aileye bırakmaktadır.”
AİLE, TEMEL TOPLULUK
Aile, yakın akrabalık ilişkileri ile birbirlerine bağlanan kişilerin meydana getirdikleri temel topluluktur. Bu bakımdan aile toplumun en tabiî ve en küçük birimi olarak kabul edilmiştir. Ailenin şekli ve işleyişi her kültür tarafından kendi şartlarına göre ayrı ayrı belirlenmiştir. Modern ailede karı-koca sadakat, saygı, itimat ve karşılıklı dayanışma gibi dört aslî vazifede birleşmiştir.
İslâmiyet’te de aile teşkilâtı çok önemlidir. Aile fertlerinin birbirlerine karşı görevleri vardır. Kocanın görevi hanımı ile iyi geçinmek, onun nafakasını temin etmek; kadının başlıca görevleri kocanın şeref ve namusuna leke getirmemek, kanaatkâr olmaktır. Ayrıca ana-babanın çocuklara, çocukların ana-babaya ve kardeşlerin birbirlerine karşı görev ve sorumlulukları vardır. İslâm’da aile hayatı, karşılıklı saygı ve sevgi temeli üzerine kurulmuştur.
ERZURUM’DA AİLE YAPISI
Ülkemizin pek çok yöresinde olduğu gibi, Erzurum’da da aile yapısı Türk-İslâm sentezi bir manzara arz eder. Aile bağları kuvvetlidir. Özellikle tarım ve ticaretle uğraşan ailelerde; baba ölmeden çocuklar (evlenseler dahi) birbirlerinden ayrılmazlar. Bazen babanın ölümünden sonra da beraberliklerini sürdürdükleri olur. Bu hayat tarzının son yıllarda giderek değişikliğe uğradığı görülüyor. Artık geniş aileler yerini ana-baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aileye bırakmaktadır. Her Erzurumlu, çocuğunu okutmak, daha medeni ve olumlu yaşatmak arzusu içindedir. Az da olsa kadın iş hayatına girmiştir. Gecekondularda ve eski Erzurum evlerinde oturmakta olan halkın büyük bir bölümü Yenişehir, Yıldızkent ve Dadaşkent’teki kaloriferli konutlara taşınmaktadırlar.
Teknolojik gelişmeler, aile-çevre ilişkilerinde büyük değişikliklere neden olmuştur. Çoğu aileler evlerinde oturup televizyon seyretmeyi, eş-dost, akraba ve komşu ziyaretine gitmeye tercih etmektedirler.
Dinî bayram günlerindeki eş-dost ve akraba ziyaretleri aileler arası ilişkilere büyük canlılık getirmekle beraber, az da olsa ekonomik durumu iyi olan bazı ailelerin bayram günlerini seyahatte geçirdikleri görülmektedir.
KÜLTÜREL VE SOSYAL HAYATLA İLGİLİ BAZI UYGULAMALAR
Günlük hayatımızda, çeşitli insanlarla ve olaylarla karşılaşırız. Davranışlarımızı her zaman kontrol altında tutamadığımızdan kendi kendimize, “Ben ne yaptım, nasıl yapmam gerekirdi?” şeklinde soru sorduğumuz olur. Bu arada, toplumun benimsediği ortak değer ve inanmalar vardır. Bunlar da kendi içinde bir bütün oluştururlar. Fert olarak toplumla uyum sağlamamızda bu değer ve inanmalar etkili olurlar. Geçiş dönemleri olarak bilinen (doğum-çocukluk-gençlik-evlenme-ölüm) yanında, halk hayatını ilgilendiren pek çok konuda uygulanan âdet ve inanmalar vardır. Bunlardan bazılarını örnek vermekle yetineceğiz:
1.Selâmlaşma
Şekil olarak bakıldığında küçük, belki de basit görünen selâm, toplum fertlerini birbirine bağlayan, insanlar arasındaki ilişkiyi sağlamlaştırıp pekiştiren önemli bir davranıştır. Karşımızdakine ilgimizi, sevgimizi, saygımızı, nezaketimizi göstermenin en iyi başlangıcı selâmdır. Bu bakımdan, “Türk kültür hayatında selâm, insanları birleştiren, kaynaştıran en mühim bir davranış olarak kabul edilmiş, sözden önce selâmın gelmesi ile selâm vermeyenin sualine cevap verilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Töremizde önce selâm, sonra kelâm (söz) kuralı önemli bir yer tutar.” Dinimizde de selâmlaşmanın önemi üzerinde ısrarla durulmuştur.
Eskiden Erzurum’da karşılaşılan herkese selâm verilirdi. Böylece insanlar birbirlerine dostluk ve sevgi gösterme fırsatı bulurlardı. Bu uygulama günümüzde bir hayli azalmıştır. Yalnız tanıdık, eş-dost karşılaştıklarında selâmlaşmaktadırlar.
2. Yardımlaşma
İnsan toplum içinde yaşamaya mecburdur. Birlikte yaşamanın en güzel tarafı, insanları sevmek ve onlara yardım etmenin zevkini tadabilmektir.
Türk insanı, karşısında kim olursa olsun, “halka hizmeti Hakk’a hizmettir” prensibinden hareketle, ona yardım elini uzatmayı hayatının bir parçası bilmiştir.
Erzurum’daki genel anlayışa göre de; yapılan yardıma hiçbir zaman karşılık beklenilmemelidir. Müslüman olan, herkes için hayır ister. Kendisi için hayırlı görüp istediği bir şeyi, başkaları içinde istemek insanlık faziletlerindendir.
3.Kadın-Erkek İlişkisi
Destanlarımız kadını kutsal bir varlık olarak tanımlar. Eski Türk kadını ok atan, ata binen, savaşan, daima erkeğinin yanında bulunan, namusuna son derece düşkün olan eş, arkadaş ve yardımcıdır.
Törelerimiz “yuvayı dişi kuş yapar” demiş, Peygamberimiz(sav), “Cennet anaların ayağı altındadır” buyurmuş, Mevlâna, “akıllı adam kadına mağlup olandır”, anlayışını sergilemiştir. Kadın ve erkek tek başına değil, birbirine muhtaç ve birbirinin tamamlayıcısı olarak yaratılmışlardır.
İLİŞKİLERDE SEVGİ VE GÜVEN ESASI
Kadın-erkek ilişkisi Erzurum’da karşılıklı sevgi ve güven esasına dayanır. Görünürde ailede erkek hakimmiş gibi bir izlenim söz konusu ise de, daha çok kadının dediği olur. Kız beğenmeğe dolaşan görücü kadınlar, oğullarına daha çok becerikli, akıllı ve hünerli kızları bulup almak için çaba gösterirler. Oysa damat seçiminde, uysal olan damadı tercih ederler. Kısacası, Erzurumlu gelinin uyanığını, damadın uysalını sever. Damadın uysal olması, kadının ailedeki rolünü artırır.
Medeni ve sağlıklı bir toplumun kurulması, kadın-erkek ilişkisinin aile sorumluluğunu birlikte taşımalarına bağlıdır. Erzurum’daki genel eğilim de budur.
4.Akrabalık İlişkileri
Akraba, kan veya evlilik yolu ile birbirine bağlı olan kimselere denir. Türk toplumunda akrabalık ilişkilerinin canlı tutulmasına gayret edilmiştir. Karşılıklı saygı ve sevgi temellerine oturtulmuş akrabalık ilişkileri daha uzun ömürlü ve sağlam olur. Günümüz toplumunda, geniş ailenin yerini çekirdek aileye bırakması, akrabalık ilişkilerini zayıflatmıştır. Sadece yakın akrabalar birbirleriyle ilgilenme fırsatı bulabilmektedirler. Uzak akrabalarla olan ilişkiler, yok denecek kadar az veya sınırlıdır.
AKRABA İLİŞKİLERİNDE GERİLEME
Erzurum’da da akrabalar arası ilişkilerde (eskiye göre) gerileme görülmektedir. Ancak yörede zaman zaman yakın akrabaları ziyaret etmek usuldendir. Bu ziyaretler karşılıklı olur. Yaşlı akrabaları ziyaret etmede karşılık beklenmez. Doğum, evlenme ve ölüm gibi olaylar, akrabaların bir araya gelmelerine ve yardımlaşmalarına vesile olmaktadır.
5. Ailede Yaşlıların Yeri
Türk ailesinde büyük anne ve büyük baba adeta kutsal bir konuma sahiptir. Bu töre günümüzde pek çok ailede halen devam etmekle birlikte, bazı yörelerde unutulmuştur.
Erzurum’da yaşlılar ya çocukları ile birlikte veya ayrı oturmaktadırlar. Bu iki halin getirdiği birtakım sıkıntılar, hoşluklar, haklar ve görevler vardır. Yaşlının sosyal ve ekonomik şartları elverişliyse kimseyi rahatsız etmeden hayatını sürdürmeyi devam eder. Kendini idare edecek durumda değilse birlikte yaşamak zorunda kalır. Bu durumda çocukların ve torunların uymak zorunda oldukları sorumluluklar vardır. Bu sorumluluk kadının ve erkeğin anne ve babası için eş değerdedir.
6. Gelin-Kaynana İlişkileri
Anadolu genelinde olduğu gibi, Erzurum’da da erkek çocuk büyük imtiyaza sahiptir. Özellikle anneler erkek çocuklarına ayrı bir ilgi duyar, kız çocuklarına göre daha imtiyazlı büyütürler. Annelerin erkek çocuklara aşırı düşkünlüğü, gelin-kaynana ilişkilerinde birtakım sürtüşmelere neden olabilmektedir.
Büyük baba, büyük anne, kardeşler görümceler, eltiler ve bunların çocuklarından oluşan eski aile yapısı içinde gelinin aleyhine birtakım katı kurallar olduğunu görmekteyiz.
”SAKIN ALDANIP DA ERZURUM’A GELİN GELMEYİNİZ” ESPİRİSİ
Yusuf Mazhar, 1340(1924) yılında Resimli Ay Mecmuası’nın 7. sayısında yayınlanan, İstanbullu kızlara hitâben yazdığı,”Sakın Aldanıp da Erzurum’a Gelin Gelmeyiniz” başlıklı yazısında, Erzurumlu gelinlerin problemlerini şöyle dile getirmektedir: “Erzurum’da gelin için konuşmak yasaktır. Hamama giderseniz, kaynananızı, görümcelerinizi, sizden büyük eltilerinizi ve onların çocuklarını yıkayıp kurulamak görevinizdir. Gücünüz kalırsa, sonra da kendinizi yıkarsınız. Erkek çocuk doğurursanız ailenizden rağbet görürsünüz. Fakat kız çocuğu size hayatınızı cehennem eder. Misafir gelir de onların yanında kaynananızla beraber bulunursanız, yalnız dinlemeye mahkûm ve konuşmak arzularınızı yenmeğe mecbursunuz. Sofrada sağ omzunuz kayınbabanızla kaynananıza ters dönmek üzere oturursunuz.”
Yusuf Mazhar bu yazısında kendi dönemindeki gelin kaynana ilişkilerini oldukça geniş bir biçimde dile getirmekte ve yazısını, “Sakın aldanıp da Erzurum’a gelin gitmeyiniz.” Sözleriyle bitirmektedir.
ÇEKİRDEK AİLEDE DEĞİŞİM
Günümüzde anne-baba ve çocuklardan oluşan “çekirdek aile” dediğimiz aile yapısının en önemli yeniliği kaynana baskısına son vermesi olmuştur. Annelerin erkek çocuklara düşkünlüğü onların evlenmelerine kadar devam etmektedir. Erkek çocuk evlenince evliliğin gereği olarak hanımına daha yakın bulunmaktadır. Bu da annenin erkek çocuğa olan ilgisinin azalmasına sebep olmakta ve onu kız çocuklarına yaklaştırmaktadır. Tespitlerimize göre, Erzurumlu anneler çocukları evleninceye kadar erkek, evlendikten sonra kız çocuklarına daha düşkün oluyorlar.
ARTIK YENİ GELİN YENİ EV DEMEK
Günümüzde hali vakti yerinde olan aileler gelinlerini ayrı eve getirmektedirler. Bu gelin kaynananın fazla yüz-göz olmamaları açısından olumlu bir gelişmedir. Bu durumda bile gelinle kaynana arasında bazı uzaktan atışlar olabilmektedir. Buna rağmen sürekli aynı evde bulunup fazla yüz-göz olmadıkları için ilişkiler daha sağlıklı yürütülebilmektedir.
Yörede gelinini kızından ayırmayan kayınvalideler, kayınvalidesini annesinden çok seven gelinler de yok değildir. Aslında gelin kaynana sürtüşmesinin mantıkî bir sebebi de yoktur. Gelinin kayınvalideye kızıp kendi yuvasının huzurunu kaçırması, kayınvalidenin gelinine kızıp, çocuğunun ve torunlarının huzurunu bozması akılla bağdaşmayan davranışlardır.
DEVAM EDECEK